Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/18790 E. 2010/1172 K. 04.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/18790
KARAR NO : 2010/1172
KARAR TARİHİ : 04.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … ile müdahil davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı Şirket, 27.06.2004 tarihli zilyetliğin devri sözleşmesiyle satın alıp o tarihten beri zilyet ettiği … Köyünde bulunan ve 65 numaralı orman içi tarım parseli olarak orman sınırları dışında bırakılan taşınmazı devraldıkları … Kandil tarafından, 40-50 yıl süreyle malik sıfatıyla zilyet edildiği, bu kişi ve sonrada kendileri yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu, 10.446,585 m2 yüzölçümündeki taşınmazın. Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince adlarına tapuya tescilini istemiş, davayı Orman Yönetimine ihbar etmiş, Orman Yönetimi dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu,, orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece davacı şirketin davasının KABULÜNE, Fen Bilirkişi … Sezer tarafından düzenlenen 05.05.2006 tarihli krokili raporda (A) ile gösterilen 8121,97 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı … Elektirik Enerjisi Üretim A. Ş. adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … ile müdahil davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapuya tesciline ilişkindir.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1960 yılında yapılmış ve 17.06.1960 ila 16.07.1960 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Davacı şirket, Hazine ve Köy Tüzelkişiliğine karşı Medeni Yasanın 713. maddesine göre yedi parça taşınmazın tapuya tescili iddiasıyla dava açmış, Orman Yönetimi taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili istemiyle davaya katıldığı halde Orman Yönetimi karar başlığında taraf olarak gösterilmediği gibi tescil istemi hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmemiştir.
Diğer taraftan; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı ve yapılmış ise işlemin kesinleşip kesinleşmediği sorulmamış, rapora dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunda çekişmeli parselin eski tarihli memleket haritasında orman olarak nitelendirilmediği bildirilmiş, rapora ekli memleket haritası ve amenajman planında çekişmeli parsel denetime olanak vermeyecek biçimde işaretlenmiş, çekişmeli taşınmazın imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilecek yerlerden olup olmadığı ve davacı yararına bu koşulların oluşup oluşmadığı yöntemince saptanmamış, bu konuda teknik bilirkişilerin soyut görüşleri ve yerel bilirkişilerin soyut beyanları ile yetinilmiştir.
2009/18790-2010/1172
Dosya içeriğinden, çekişmeli taşınmazların bulunduğu bölgede daha önce orman tahdidi yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise tarihi anlaşılamamaktadır. Orman kadastrosu yapılmışsa; kural olarak, bir yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenir. Ancak, bu sınırlandırmada 4785 Sayılı Yasa hükümlerinin nazara alınmış olması halinde sağlıklı çözüme ulaştırır. Zira, 3116 Sayılı Yasa, sadece devlet ormanlarını belirlemiş olup; bu yasaya göre, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihten önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalır. Bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre çözümlenmesi gerekir. 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, öncelikle çekişmeli parselin bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı yapıldı ise tarihi sorulmalı, orman kadastrosu yapılmış ise işe başlama, çalışma ve sonuçların askı ilan tutanakları ile çekişmeli yeri orman sınır noktaları ile birlikte gösteren orman kadastro haritaları, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri geniş çevresi ile birlikte gösteren 1/5000 ölçekli, arijinal renk ve sembolleri içeren ve fotogonometri yöntemi ile düzenlenen arazi kadastro paftası, çekişmeli taşınmaza en yakın arazi kadastro parsellerinin kadastro tesbit tutanakları ile var ise dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ait en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planları ve çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ilişkin yeni tarihli memleket haritası getirtilmeli; önceki bilirkişiler dışında; serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir ziraat yüksek mühendisi ve bir harita mühendisi bulunamadığı taktirde fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte getirtilen orman kadastro tutanak ve haritası, eski tarihli ve yeni tarihli memleket haritaları, amenajman planı ve hava fotoğrafı ile çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi tarafından düzenlenecek krokisi ve geniş çevresi ile birlikte gösteren paftası çekişmeli yer ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle, bu belgelerde çekişmeli taşınmazın ne şekilde nitelendirildiği ve niçin tapulama dışı bırakıldığı belirlenmeli; orman kadastrosu var ise değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli, 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen eski ve yeni tarihli memleket haritası, amenajman ve hava fotoğrafları fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte eski ve yeni tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planı üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı,
Yukarıda açıklanan yöntemle; yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, imar ihya ve zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi
2009/18790-2010/1172
olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; iman ihya var ise imar ihyaya ne zaman başlanıldığı, ne şekilde imar ihya edildiği ve imar ihyanın ne zaman bitirildiği, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği, zilyetliğin ekonomik amacına uygun olup olmadığı sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; davacı şirketin satın aldığı tarihe kadar davacı … bayii yararına imar ihya ve zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, bayii ve bayilerin murisleri yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre, çekişmeli taşınmazın genel kadastroda orman olarak tapulama dışı bırakılıp bırakılmadığı, bırakılmış ve orman kadastrosu yapılmamış ise tesbit dışı bırakılma nedenine göre orman sayılan yerlerden olup olmadığı da incelenerek hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 04/02/2010 günü oybirliği ile karar verildi.