Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/4866 E. 2011/9924 K. 14.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4866
KARAR NO : 2011/9924
KARAR TARİHİ : 14.09.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve birleşen dosya davacıları … ile … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … köyü, 101 ada 37 parsel sayılı 13 hektar 3265,36 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile davalı .. kızı … ve ölü olduğu belirtilerek ölü davalı … oğlu … Hayta adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu parselin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile kaçak ve yitik kişilerden kalma yerlerden olduğu iddiasıyla, birleşen dosya davacısı … taşınmazda miras nedeniyle hissesi olduğu iddiasıyla, birleşen dosya davacısı …; taşınmazın 1/2 hissesinin dedesi … oğlu … adına tespit edildiğini ancak muris babası … oğlu … ’nın kız kardeşleri olan … , … ve … ’nın hissesini muhtarlık senediyle satın aldığı halde taşınmazın 1/2 hissesinin tamamının ölü dedesi adına tespit edilmesinin muris babası … oğlu … Hayta’nın miras payını eksilttiği iddiasıyla, diğer birleşen dosya davacı … ise, tespitin hatalı olarak … adına yapıldığını, taşınmazın muris Annesi … Kızı … ’ya ait olduğu iddiasıyla ayrı ayrı dava açmışlardır. Katılan davacı … Yönetimi ise 09/03/2010 tarihli dilekçe ile taşınmazın orman vasfında olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece, H.Y.U.Y.’nın 45. maddesi gereğince davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda, birleşen dosya davacısı …’nın davasının feragat gerekçesiyle reddine, davacı Hazine ve birleşen dosya davacıları … Demircioğlu ve …’in açtıkları davaların ise esastan reddine, katılan davacı … Yönetiminin açtığı davanın ise kabulüne ve dava konusu Kahramanmaraş İli, … İlçesi … Köyü, 101 ada 37 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağının (kadastro tespitinin) iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve birleşen dosya davacıları … ile … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosu bulunmaktadır.
1- Mahkeme hükmü birleşen dosya davacısı …’na 20/09/2010 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise, H.Y.U.Y.’nın 432. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra davacı … tarafından 16/12/2010 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava konusu 101 ada 37 parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissesi ölü olduğu belirtilerek … oğlu … adına tesbit edilmiştir. Yapılan incelemede, davalı … oğlu … ölü olduğu halde Tebligat yasasının 21. maddesine göre usulsüz olarak ölü kişiye tebligatın yapıldığı, mahkemece bu durumun göz ardı edildiği ve … oğlu … ’nın mirasçıları belirlenmeden, mirasçılar davaya dahil edilmeden yargılamanın yapıldığı,
İnceleme konusu dosya, birden fazla kez mahkemenin başka dava dosyaları ile birleştirilip sonrasında tekrar tefrik edildiği ve en son incelemeye konu dosya ile birleştirildiği ancak davacı …’in açtığı dava henüz inceleme konusu dosya ile birleştirilmeden 03/11/2009 tarihli celsede keşif ara kararı alındığı ve aynı celsede, “dava konusu parsel mahkememizin 2007/1258 esasında davalı olmakla o dosyadan ayrılıp bu dosya ile birleştirilmesine” şeklinde ara kararı ile davacı …’in açtığı ve mahkemenin 2007/1258 esas sayılı dosyasında görülen dava, henüz asıl dosyasından tefrik edilip inceleme konusu dosya ile birleştirilmeden birleşen dosya davacısı … vekili haberdar edilmeden keşfin yapıldığı, … vekili 2007/1258 esas sayılı dosyaya sunduğu dilekçe ile tanık dinletmek istemiş, mahkemece birçok kez tefrik edilip ayrılan dosyada, birleştirme kararından önce inceleme konusu dosyada davacı vekili keşiften haberdar edilmediği gibi gösterilen tanıklar da dinlenmeden karar verildiği gözlemlenmiştir.
Mahkemenin yukarıda anlatılan bu uygulaması tarafların davaya cevap, savunma ve delillerini bildirme imkânını kısıtlama sonucunu doğurmuştur. Mahkemenin belirtilen bu uygulaması Anayasa ile güvence altına alınan savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir. Oysa savunma hakkı en tabi Anayasal haklardandır.
Anayasanın 36. maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılama hakkı hak arama özgürlüğünün uygulamaya yönelik uzantısı niteliğinde olduğundan, davanın taraflarının yokluklarında usul kurullarına riayet edilmeden, delil toplanılması, savunma ve delillerini bildirmelerine olanak verilmemesi, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu gibi adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına da aykırıdır.
Bir davanın görülmesi için taraf teşkili esastır. Hâkimin bu hususu re’sen gözetmesi gerekir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. HUMK.nun 73. maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme tarafları dinlemeden, iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez.
Mahkeme hâkimi tarafından dava dilekçesi ve duruşma gününün taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ ettirilmesi ve tüm tarafların katılımlarının sağlanmak suretiyle taraf oluşturulduktan sonra işin esasına girilip yargılamanın sürdürülmesi gerekir. Yukarıda vurgulandığı gibi yasal ayrıcalıklar dışında yargılamayı yürüten hâkim davanın taraflarını dinlemeden veya iddia ve savunmalarını yapmak üzere yasal şekil ve şartlara göre çağırmadan, delilleri toplayıp hüküm veremez (Anayasanın 36. ve H.Y.U.Y.’nın 73. maddeleri)
Bu itibarla, ölü davalı … Hayta’nın tüm mirasçıları tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenip, gerekirse 3402 sayılı kadastro Kanunu’nun 25/1. maddesi nazara alınarak veraset ilamı düzenlenip buna göre tebligat kanunu hükümlerine uygun olarak, mirasçılara dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ ettirilip, bu davada da yer alma olanağı verilerek taraf teşkili tamamlandıktan ve tüm tarafların savunma ve delillerini bildirmelerine olanak tanındıktan ve dava açılması ile usul yasasındaki yerine getirilmesi zorunlu usul kurallarına uyularak, yani tarafların delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, Anayasa ile güvence altına alınan savunma hakkı ve hak arama özgürlüğünü kısıtlayacak biçimde, usulen taraf teşkil edilmeksizin ve tarafların gösterdiği deliller toplanmaksızın davaya bakılması esaslı bir usul hatası olup, mutlak bozma nedenidir. Bozma nedenine göre birleşen dosya davacısı … ve Hazinenin diğer temyiz itirazları incelenmemiştir.
Ancak, temyiz itirazlarından ayrı olarak; tespitin iptali yerine, “tutanağın iptali” ifadesinin kullanılması, kısa kararda dava konusu taşınmaz hakkında sicil oluşturulmaması, karar başlığında davacı olarak, hüküm fıkrasında ise ismi yazılarak davasının reddine karar verilen davacı …’in dava dilekçesi ve açtığı davanın inceleme konusu dosya ile birleştirilmesine dair birleştirme kararının incelemeye konu iş bu dava dosyası içinde bulunmaması ve mahkemenin gerekçeli kararında …’in açtığı davadan hiç söz edilmeden hüküm kurulması da doğru değildir.
SONUÇ: 1-Yukarıda 1. bente açıklanan nedenlerle; birleşen dosya davacısı …’nun temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
2- İkinci bente açıklanan nedenlerle; davacı Hazine ve birleşen dosya davacısı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde …’e iadesine 14.09.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.