Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/5686 E. 2011/9286 K. 13.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5686
KARAR NO : 2011/9286
KARAR TARİHİ : 13.07.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalılardan … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 102 ada 4; 103 ada 112-134-135; 112 ada 2 ve 122 ada 1 parsel sayılı sırasıyla 3680,84 m²; 1867,25 m²; 643,83 m²; 924,37 m²; 26,11 m² ve 186,85 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı gerçek kişiler adına tesbit edilmişlerdir. Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden oldukları iddiasıyla ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece, H.Y.U.Y.’nin 45. maddesi gereğince davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda; davacı Hazinenin davasının kısmen kabul, kısmen reddine ve dava konusu 103 ada 135 parselin kadastro tespitinin iptali ile davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 102 ada 4; 103 ada 112; 112 ada 2; 122 ada 1 ve 103 ada 134 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi paylı olarak davalı gerçek kişiler adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı gerçek kişilerden … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır.
Davacı Hazinenin çekişmeli taşınmazlardan 102 ada 4; 103 ada 112-134; 112 ada 2 ve 122 ada 1 parsel sayılı; davalı gerçek kişinin ise 103 ada 135 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarında; İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada davaya konu tüm taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve davaya konu taşınmazlardan 102 ada 4; 103 ada 112-134; 112 ada 2 ve 122 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden adına tescil kararı verilen davalılar yararına 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu; 103 ada 135 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, davalı gerçek kişiler yararına 3402 Sayılı Kanunun 14.maddesinde yazılı zilyetliğin kesintisiz olarak sürdürülmesi koşulu oluşmadığı gibi, anılan parselin zilyetlik ile kazanılamayacak, dere taşkınına maruz kalan devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olduğu belirlenerek hüküm kurulduğuna göre, mahkemece davanın kısmen reddi ve kısmen kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; dosyadaki Jeoloji ve ziraat mühendisi bilirkişileri raporlarına göre kabule konu 103 ada 135 parselin hali arazi niteliğinde olduğu belirlenmesine rağmen, taşınmazın Hazine adına niteliği
belirtilmeksizin tesciline karar verilmesi doğru değil ise de ve ayrıca hüküm tarihinden sonra 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmeyeceği ve belirtilen bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün ikinci bendinin ikinci satırında yer alan “… adına” kelimelerinden sonra “hali arazi niteliğiyle” kelimelerinin eklenmesine, yine hükmün yargılama giderlerine ilişkin 5., 6. ve 8. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine “6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince davalıdan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 13/07/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.