YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15871
KARAR NO : 2012/11745
KARAR TARİHİ : 02.05.2012
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 73.90 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 02.05.2012 (Çrş.)
Davacı, 17.08.1999 doğumlu kızı …’nun annesinin ölümü üzerine henüz iki aylıkken davalılara evlatlık olarak verildiğini, dava tarihine kadar çocuğun ruhsal gelişimini düşünerek kişisel ilişki konusunda herhangi bir girişimde bulunmadığını, diğer çocuklarının kardeşlerini görmek istediklerini ancak, davalı yanın engel olduğunu ileri sürerek kardeşleri ile küçük … arasında kişisel ilişki kurulmasını talep etmiştir. Toplanan delillerden küçük …’nun doğumundan itibaren davalılar tarafından bakıldığı, evlatlık olduğunu bilmediği anlaşılmaktadır. Evlatlık ilişkisinin kurulması halinde küçüğün psiko-sosyal gelişiminin ileride olumsuz yönde etkilenmemesi bakımından uzmanların da kişiliğin oluşmaya başladığı 6. yaşından sonra bilgilendirilmesi yönündeki genel kabul gören görüşleri de dikkate alındığında, halen 13 yaşında olan küçük …’nun bu konuda uzman gözetiminde bilgi sahibi olmasının sağlanması doğru bir eylem olacaktır. Küçük … ile biyolojik kardeşleri arasında kişisel ilişki tesisi her iki taraf için de sağlıklı bir duygusal gelişim için önemlidir. Kişisel ilişki kurulmaması halinde ilerleyen dönemde bu durumun öğrenilmesi psiko-sosyal gelişim açısından çok daha önemli olumsuzluklara yol açabilecektir. Kardeşlerin birbirlerini tanıması, kardeşlik bağlarının kurulması her iki taraf içinde olumlu olacaktır. Bu sebeple davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyoruz.