YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3119
KARAR NO : 2012/7062
KARAR TARİHİ : 10.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yangı Ağla (…) köyü 629 parsel sayılı 1490 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, yörede 1953 yılında yapılan tapulama sırasında arsa niteliği ile belgesizden Raziye Gürbüz ve arkadaşları adına tespit edilmiş, Orman Yönetimi ile Cemil … ve arkadaşları tarafından açılan dava sonucunda Tapulama Hakimliğinin 15/06/1964 tarih ve 1954/2589 – 1964/90 sayılı karar ile çekişmeli yerin orman olarak tapulama dışı bırakılmasına karar verilmiştir. Aynı köy 637 parsel sayılı 4200 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına dayalı olarak … Güçlü ve paydaşları adına tespit edilmiş, Orman Yönetimi ile Saadet … ve arkadaşları tarafından açılan dava sonucunda tapulama hakimliğinin 11/05/1964 tarih ve 1954/2597 – 1964/38 sayılı kararı ile çekişmeli yerin orman olarak tapulama dışı bırakılmasına karar verilmiştir. Her iki karar da kesinleşmiştir. … köyü 3441 parsel sayılı 980.40 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise, 2010 yılında 3402 sayılı Yasanın (5831 sayılı Yasanın 8. maddesiyle eklenen) Ek 4. maddesine göre yapılan kadastroda tarla niteliğinde Hazine adına tespit edilmiştir. Tutanağın beyanlar hanesinde “Kullanıcısı … oğlu … olup parsel içindeki iki katlı kagir ev … oğlu …’a aittir. 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır.” şeklinde şerh bulunmaktadır. Davacı …, 629 ve 637 parsellerin de birer bölümünün kendisi kullanımında olduğunu ileri sürerek bu bölümlerin de 2/B uygulaması nedeniyle Hazine adına tespiti ve kendisi lehine şerh verilmesi istemi ile kadastro mahkemesinde dava açmıştır. Kadastro mahkemesi tarafından çekişmeli yerlerin hakkında tutanak düzenlenmeyen yerler oldukları ve bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde kadastro mahkemesinin görevli olmadığı gerekçesi ile dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine, HUMY.nın 193. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra 10 günlük yasal süre içinde başvurulması halinde, dosyanın görevli ve yetkili … Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi ise, kadastro mahkemesinin görevi, 3402 sayılı Yasa hükümlerine göre taşınmaz mal hakkında tutanağın düzenlendiği tarihte başlamakla birlikte, 25/1. maddesinde ise, kadastro mahkemesinin özel kanunlarca kendisine verilen işlere de bakacağı hususunun düzenlendiği, özel kanun niteliğindeki 6831 sayılı Yasanın 11/1 maddesindeki düzenlemenin de bu tür bir düzenleme olduğu, tutanak düzenlenmemiş olsa dahi, 2/B uygulamasına ilişkin davalara kadastro mahkemesince bakılması gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava; 3402 sayılı Yasanın Ek 4. maddesi gereğince yapılan kadastroya itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Yasa hükümleri gereğince 1940 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1992 yılında eski tahdidin aplikasyonu ile 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulamaları yapılmış; sonuçları 21/05/1993 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Asliye hukuk mahkemesince, görev yerinin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür. Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden, özellikle kadastro mahkemesince yapılan keşif sonucunda uzman orman bilirkişi ve fen bilirkişisince düzenlenen raporlardan davaya konu edilen 637 ve 629 sayılı parsellerin, 3402 sayılı Yasanın (5831 sayılı Yasanın 8. maddesiyle eklenen) Ek 4. maddesi gereğince bir uygulamaya konu olmadığı anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Yasanın 26/4. maddesi ve H.G.K.’nun 28.11.2007 gün ve 20-909/891 sayılı kararında kabul edilen ilke göz önünde bulundurulup davaya bakma görevinin genel mahkemelere ait olduğu düşünülerek işin esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, aksi görüşlerle kadastro mahkemesinin görevli olduğu yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 10/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.