YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/793
KARAR NO : 2013/1692
KARAR TARİHİ : 25.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sırasında davalı vekili tarafından reddi hâkim yoluna başvurulmuş, reddedilen hâkim tarafından çekilme kararı verilmiştir.
Ret talebini inceleyen merci tarafından verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Taraflar arasında görülen ihtiyatî tedbir istemine ilişkin dava sırasında davalı vekili tarafından 19.11.2012 havale tarihli dilekçe ile “…tedbirin teminatsız olarak verilmesi, itirazları üzerine kendilerine telkin edici öğütlerde bulunulması, tedbirin infazının durdurulmaması, dili Rusça olan sözleşmenin çevirisi yapılmadan ve okunmadan tedbire karar verilmesi, aynı hususta sulh hukuk mahkemesinden talep edilen tedbir kararının reddedilmesi nedeniyle hâkimin tarafsızlığından şüphe duyulduğu… ” gerekçesiyle reddi hâkim yoluna başvurulmuştur.
Reddedilen hâkim … )’in “…tarafsız olduğundan şüpheye düşülmesi, davaya bakılmasında ısrar edilmesinde başka maksatlar aranır hale geleceği, aksinin yorumlara neden olacağı, kendisinin de tarafsızlığını yitirdiği düşüncesi ve baskı altında kaldığından davadan çekildiği…” yönündeki görüş ve kararı üzerine talebi inceleyen merci tarafından, “…reddi hâkim talebine ilişkin olarak H.M.K.’nun 36 ve devamı maddesindeki koşulların oluşmadığı, ancak reddedilen hâkimin görüş ve dilekçesinde vicdanen tarafsız kalma ihtimalinin kalmadığını belirtmiş olması…” gerekçesiyle çekilme talebinin KABULÜ ile davaya bakmak üzere Asliye 3. Hukuk Mahkemesi Hâkimi…’nın görevlendirilmesine ilişkin verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme hâkiminin çekilmesi, H.M.K.’nun 36. maddesi gereğince hâkimin kendi kendini reddi niteliğindedir.
Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır (Anayasa madde 9). Hâkimler görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler. Bu nedenle, hâkimler önüne gelen uyuşmazlıkları, ilgili mevzuat çerçevesinde çözmek zorundadır. Bu işlemi yaparken hâkim, bir olayla ilgili kuracağı hükümle, tarafların adalet duygusunu zayıflatacağını değil, güçlendireceğini hedefleyerek çalışmalı, kanunlardan aldığı güçle hareket etmelidir. Somut olayda, ihtiyatî
tedbir kararı nedeniyle baskı altında kaldığı, adil yargılama yapmasının söz konusu olmadığı, tarafsızlığından şüpheye düşüldüğü gerekçesiyle mahkeme hâkimi tarafından çekilme kararı verilmişse de, maddî bulgu ve delillerle desteklenmeyen soyut iddiaların hâkimlerce duygusallıkla karşılanıp davadan çekilmelerine neden olması, ileride giderilmesi mümkün olmayacak zararlara yol açacağından, kabul edilemez. Aksi hâlde, bir yerde görev yapan hâkimlerin, aynı yöntemle davadan çekilmeleri sağlanarak, tabiî hâkim ilkesinin zedelenmesine yol açılacağı unutulmamalıdır. Ayrıca, H.M.K.’nun 391. maddesine göre, ihtiyatî tedbir talebi kararlarına karşı temyiz kanun yolu açık bulunması nedeniyle, ihtiyatî tedbir talebi hakkında verilen ret veya kabul gerekçelerinin kararda açıkça gösterilmesinin kanunî zorunluluk oluşturduğu, dolayısıyla ihtiyati tedbir talebinin reddi veya kabulü yönünde verilen kararın gerekçesi, H.M.K.’nun. 36/1-b maddesinde düzenlenen iki taraftan birine veya bir üçüncü kişiye kanunen gerekmediği halde görüşünü açıklamak” şeklindeki ret sebebi veya ihsası rey olarak değerlendirilemez. Bundan ayrı; hâkimin çekilmesi konusunda karar verilmiş olup, davalı vekilinin reddi hâkim talebi konusunda inceleme yapılıp olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir.
Kabule göre de; talebi inceleyen merci tarafından H.M.K.’nın 42. maddesi yanlış yorumlanarak, davaya bakacak hâkimin de belirlenmesine ilişkin hüküm kurulmuş ise de, reddedilen veya çekilen hâkimin yerine hangi hâkimin görevlendirileceğini belirleme yetkisi merciye ait bulunmadığından, bu hususta karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mercii hükmünün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 25/02/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.