Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/6016 E. 2012/7524 K. 17.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6016
KARAR NO : 2012/7524
KARAR TARİHİ : 17.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13.07.2009 gün ve 2009/9610-11763 sayılı bozma kararında özetle: “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Somut olayda; davacı gerçek kişi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiası ile hazine ve belediye başkanlığı aleyhine dava açtığına göre çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılıp yapılmadığının araştırılması ve eğer yapılmış ise taşınmazın orman sınırları içinde kalıp kalmadığının tespiti; yapılmamış ise orman ya da orman toprağı sayılan yerlerden olup olmadığının en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve Amenejman planının yerine uygulanması suretiyle belirlenmesi gerekir. Mahkemece bu şekilde bir inceleme ve araştırma yapılmamış, çekişmeli taşınmazın hangi nedenle tespit dışı bırakıldığı araştırılmamıştır. Bu nedenle öncelikle ;
1) Çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanın yörede 1959 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında hangi nedenle tespit dişi bırakıldığı kadastro müdürlüğünden sorulması;
2) Çekişmeli taşınmaza komşu olan 125 numaralı parsel Temmuz 1952 tarih 221 numaralı tapu kaydına dayanılarak tespit edilmiş olduğundan bu tapu kaydı tüm geldi ve gitti kayıtları ile birlikte tapu sicil müdürlünden istenmesi;
3) Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman tahdidi yapılıp yapılmadığı orman yönetiminden sorularak yapımlaş ise işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ilgili yerlerden getirtilmelidir.
Ayrıca mahallinde yapılan 1. ve 2. keşif sırasında dinlenen ziraatçı bilirkişiler raporlarında çekişmeli taşınmazın eğiminin % 50-70, toprağın kahverengi orman toprağı yapısında olduğunu ve taşınmaz üzerinde 2-3 yaşlı 91 adet, 1-2 yaşlı 59 adet, 4-5 yaşlı 252 adet zeytin fıdanı bulunduğunu bildirmişlerdir. Mahallinde yapılan 3. keşif sırasında dinlenen ziraatçı ve orman bilirkişiler ise raporlarında çekişmeli taşınmazın eğiminin % 30-40, toprağın kahverengi orman toprağı yapısında olmadığını ve taşınmaz üzerinde zeytin, fıstık, badem, incir, alıç ve dut ağaçları ile bağ çubuklarının bulunduğunu bildirmişlerdir. Bu hali ile mahallinde yapılan 1. ve 2. keşif sırasında dinlenen ziraatçı bilirkişiler raporları; 3. keşif sırasında dinlenen ziraatçı ve orman bilirkişiler ise raporları ile çelişki içindedir ve birbirinden çok farklıdır. Bu raporlara dayanılarak hüküm kurulamaz . Bu nedenle; mahkemece, en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden ya da kadastro tespit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritaları ilgili yerlerden getirtildikten sonra usulüne uygun keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı kesin olarak belirlenmeli, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacının davasının kabulüne ve 19.09.2008 günlü fen bilirkişinin rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 21915,95 m²’lik yerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede genel arazi kadastrosu 1959 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Bölgede 6831 sayılı yasa hükümlerine göre yapılarak 30.09.2002 tarihinde altı aylık ilana çıkarılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamaları bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 17/05/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.