YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10965
KARAR NO : 2013/17790
KARAR TARİHİ : 01.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVALILAR :1
Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı; davalı kooperatife ait işyerinde 01.07.1998 – 11.07.2005 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında geçen ve davalı Kurum’a bildirilmeyen çalışmalarının tespitini istemiştir.
Mahkemece; davalı … aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine ve davacının … Kooperatifi’ne ait kantin olarak işletilen iş yerinde satış ve temizlik işçisi olarak 01.07.1998 – 11.07.2005 tarihleri arasında aralıksız asgari ücret ile çalıştığının ve Kurum’a 2.531 gün bildirilmediğinin tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 506 sayılı Yasa kapsamında davalı Kurum’a bildirilen herhangi bir hizmetinin ve davalı işyerinde düzenlenen işe giriş bildirgesinin bulunmadığı, 20.04.1990 tarihinde kurulan davalı kooperatifin 506 sayılı Yasa kapsamına alınmadığı anlaşılmaktadır.
Hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icabettiği Yargıtay’ın yerleşmiş içtihadı gereği olduğundan, kamu düzenini ilgilendiren hizmet tespiti davalarında, hakimin özel bir duyarlılık göstererek delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı bu davalarda ispat yükü bir tarafa yüklenemez.
Öte yandan, hizmet tespiti davalarının amacı, hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunması olduğundan, tespiti istenen dönemde kişinin sigortalı niteliği taşıyıp taşımadığı ile yapılan işin kanun kapsamına girip girmediği araştırılmalıdır. Çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu ancak, bu koşullar varsa inceleme konusu yapılabilecektir.
Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabileceğinden; bu davalarda iş yerinde tutulması gerekli dosyalar ile kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, mümkün oldukça tespiti istenen dönemde işyerinin yönetici ve görevlileri, işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde, tarafları veya işyerini bilen veya bilebilecek durumda olanlar zabıta marifetiyle araştırılarak saptanmalı, sigortalının hangi işte hangi süre ile çalıştığı, çalışmanın konusu, sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında beyanları alınarak, tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle
-ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli, beyanları diğer yan delillerle desteklenmelidir.
Bu amaçla, tanıkların, hizmet tespiti istenen tarihte, işyeri veya komşu işyeri sigortalısı ya da işvereni olup olmadıkları araştırılmalı, davalı Kurumdan, bu kişilerin belirtilen tarihte sigortalılık bildirimlerinin hangi işyerinden yapılmış olduğu da sorularak, elde edilen bilgilerin ifadelerde belirtilen olgularla örtüşüp örtüşmediği de irdelenmeli, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmelidir.
Bu davalarda, işverenin çalışma olgusunu kabulü ya da reddinin tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı da göz önünde tutulmalıdır.
Nitekim açıklanan hususlar Hukuk Genel Kurulu’nun 25.09.2913 tarih ve 2013/21-182 Esas, 2013/1401 Karar sayılı kararında da benimsenmiş ve açıkça belirtilmiştir.
Somut olayda; mahkemece çalışmaların geçtiği iddia edilen işyerinin bir … olduğu, bu itibarla işlemlerinin kayda geçmesi gerekliliği göz ardı edilerek, davalı kooperatifin kayıt ve belgeleri getirtilmeden, ücret ödeme olgusu araştırılmadan, davacının fiili çalışmaları hiçbir şüpheye mahal vermeyecek derecede ortaya konulmadan sonuca gidilmesi olması isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davalı kooperatifin denetime tabi olduğu göz önünde bulundurularak, hesaplarına ve ödemelerine ilişkin tüm defter ve kayıtlar ile davalı Kurum kayıtlarında yer alan dava konusu döneme ait tüm prim bordrolarını celbetmek, davacıya ücret ödemesi yapılıp yapılmadığını araştırmak, davacıya çalışmalarının karşılığının harçlık niteliğinde verildiği ya da gıda maddesi yardımı olarak verildiği yönündeki tanık beyanları da göz önünde bulundurularak; … kayıtlarında söz konusu harçlık ya da gıda yardımlarının bulunup bulunmadığını da araştırmak, … belgelerinde bunlara ilişkin kayıtlara rastlanmaz ise tanıkları yeniden dinleyerek verilen harçlık ya da gıda yardımının … kayıtlarına neden geçmediğini açıklattırmak, davalı kooperatifin muhasebe işlemlerini yürütmek üzere kimlere yetki verildiği, kooperatiflerin büro hizmetinin dava konusu tüm dönemi kapsayacak şekilde kim tarafından yürütüldüğünü araştırıp ücret, harçlık ve gıda yardımı hususlarını bu kişilerden de sormak ve böylece toplanan tüm deliller ışığında varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Kabule göre de; davalı … hakkında açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesine rağmen, … lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yanlıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan … Koop.’ne iadesine, 01/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.