YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5320
KARAR NO : 2011/8976
KARAR TARİHİ : 07.07.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2009/15138-18491 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Zira hükme esas alınan uzman orman ve fenni bilirkişi tarafından düzenlenen raporda çekişmeli taşınmazın yörede yapılan orman kadastro çalışmalarında kesinleşen orman sınırları dışında kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanarak taşınmazın tahdit hattına göre konumunu gösteren kroki sunmuşlardır. Uzman bilirkişilerce yapılan uygulama yetersizdir. Zira orman tahdit haritası ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek çakıştırılmak sureti ile bir uygulama yapılmamış ve sadece 2 orman tahdit noktası krokide işaretlenmiştir. Ayrıca dosya içindeki orman tahdit evraklarının eksik olması nedeni ile yörede 1940 yılında ve 1977 yılında yapılan çalışmaların 4785 sayılı Yasa gözetilerek yapılıp yapılmadığı anlaşılamamıştır, uyuşmazlığın çözümünde hem orman tahdit harita ve tutanaklarının hem de eski tarihli resmi belgelerin uygulanması gerekmektedir.
Öncelikle kesinleşen orman tahdit harita ve tutanaklarının uygulanması gerektiğinden, halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritaları uygulanarak çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, bu yöntemle yapılan araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın evveliyatının ve fiili durumunun orman olmadığı saptandığı taktirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Öncelikle, 1985-1990’lı yıllardan sonraki aktüel durumunu gösteren memleket haritası ve hava fotoğraflarında çekişmeli yerlerin henüz hiç işlenmemiş durumda olduğu saptandığı takdirde, henüz zilyetlik olgusunun başlamadığı, dolayısıyla zilyetlikle kazanma süresinin dolmadığı düşünülerek, yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, üzerinde halen kültürel bir faaliyet bulunup bulunmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, yerel bilirkişi ile zilyetlik tanıkları “zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit bilirkişileri de tanık olarak dinlenmeli, gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme
Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulü ile dava konusu 156 ada 37 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1940 yılında 3116 sayılı Yasa gereğince orman kadastrosu yapılmıştır. Daha sonra 1977 yılında aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. Madde uygulaması yapılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 07/07/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.