YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11863
KARAR NO : 2013/1520
KARAR TARİHİ : 19.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi müdahiller Orman Yönetimi ve … ile davalı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 168 ada 2 parsel sayılı taşınmaz, Buldan Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek yüzölçümü ve malik hanesi açık bırakılmak suretiyle ve 168 ada 6 parsel sayılı 8.377,05 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, hali arazi niteliği ile davalı … adına tesbit edilmiştir. Asliye hukuk mahkemesinde davacı … ve arkadaşları tarafından Hazine ve … Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine açılmış olan tescil davası kadastro mahkemesine devredilmiştir. Yargılama sırasnda … davaya katılmıştır. Mahkemece, 168 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmekle dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan 20. Hukuk Dairesinin 04/03/2002 tarih ve 2001/10755 E. – 2002/1659 K. sayılı bozma kararında özetle; “Kadastro öncesinde asliye hukuk mahkemesinde davası bulunan taşınmazla ilgili yörede orman tahdidi çalışması yapıldığı ve kadastro tespit tutanağı düzenlendiğinden davaya bakmakta kadastro mahkemesinin görevli olacağı nedeniyle dava, kadastro mahkemesine devredilmiş olup, buna göre, asliye hukuk mahkemesindeki davaya konu taşımmazlar ve dayanak kayıtlarının tapulama veya kadastro çalışması sırasında kaç ada ve kaç numaralı parseller olarak işlem gördüğü tespit edilerek o taşınmazlara ait tutanak aslı ve ekleri bulunduğu yerden getirtilip, anılan parseller kimler adına tespit edilmişse o kişiler bu davanın doğal tarafı sayılacağından, o kişilerin tümüne duruşma günü tebliğ edilerek davadan haberdar edilip taraf teşkili sağlamalı, tespitten önceki davaya konu olan yerlerin tutanaklarının yanlışlıkla kesinleştirilmiş olmasının hukukça değer taşımayacağı gözönünde bulundurularak tutanak aslı ve ekleri bulunduğu yerden getirtilmeli, bundan sonra parsellerin malik hanelerinin açık olduğu düşünülerek tarafların göstereceği deliller ile taşınmazların gerçek sahiplerinin belirlenmesi zorunlu olduğundan, 3402 sayılı Kanunun 30/2 maddesi gereğince mahkemece gerekli görülen diğer deliller de toplanmalı; bundan ayrı, dosyada yer alan uzman bilirkişi krokilerinde davaya konu taşınmazların bir bölümü devlet ormanı içinde gösterilmiş olup bu yer ile ilgili olarak kadastroca kadastro tespit tutanağı düzenlenip düzenlenmediği ve parsel numarası verilip verilmediği araştırılmalı, parsel numarası verilmiş ise, kadastro tesbit tutanağının aslı ve ekleri bulunduğu yerden getirtilerek dosya içine konulmalı, dava konusu olmuş ise irtibat nedeniyle bu dava ile birleştirilmelidir. Mahkemece, birinci bentte anılan hususlar yerine getirildikten sonra çekişmeli taşınmaz başında önceki bilirkişiler dışında üç orman mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak kurul aracılığıyla yapılacak keşifte eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman
planı ile davacıların dayandığı kaydın revizyon gördüğü tüm parseller ve … araziye uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fikraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli, taşınmazın memleket haritasına göre konumu saptanıp bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilerek bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır. Uzman bilirkişilerce yapılan uygulama sonucunda dava konusu taşmmazın evveliyatının orman olmadığı saptanmış olsa dahi dört yönünün de orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde, çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi kapsamında mülkiyet belgesi bulunmayan orman içi açıklık niteliğinde olduğu düşünülmelidir. Yukarıda açıklanan yöntemle yapılan araştırma sonucunda taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı anlaşılırsa davacıların dayanmış olduğu vergi kaydı yerel bilirkişi ve harita mühendisi aracılığıyla kapsamı belirlenmeli, vergi kaydının dört hududunun da tam olarak uymayıp, açık yön kalması halinde kayıt miktar fazlasının sınırda bulunan ormandan kazanılmaya çalışıldığı gözetilerek miktarı ile geçerli kapsamı belirlenmeli” denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyuduktan sonra, 168 ada 6 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanak aslı getirtilerek davalı hale getirilmiş ve Orman Yönetimi davaya müdahil olmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda: Müdahil davacı …’ın davasının reddine, davacılar …, …, … ve … tarafından açılan davada davacı … lehine feragat ettiklerinden bu davacılar yönünden davanın reddine, davacı …’ın davanın kısmen reddi, kısmen kabulü ile davaya konu yer sınırları içerisinde kalan 168 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 20.743 m² miktarlı olarak davacı … adına tapuya tesciline, davaya konu yer sınırları içerisinde kalan ve 15.11.2010 tarihli raporda (A) harfi ile gösterilen orman sınırları içerisinde kalan 11.220 m² miktarındaki kısım yönünden davanın reddi ile bu yerin orman vasfında tapuya kayıt ve tesciline, müdahil davacı … Yönetiminin 168 ada 2 parsele yönelik davasının reddine karar verilmiş, hüküm müdahil Orman Yönetimi tarafından taşınmazın tamamının orman olduğu gerekçesi ile, müdahil … tarafından davacı … ile aynı koşullarda olmalarına rağmen … yönünden davanın kısmen kabulüne kendisi yönünden ise reddine karar verildiği gerekçesi ile ve davalı … vekili tarafından 168 ada 2 parselin evveliyatının orman olduğu gerekçesi ile temyiz edilmiştir.
Dava, orman kadastrosuna ve kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 6831 sayılı Kanuna göre yapılıp 27.01.1998 tarihinde askî ilânı yapılarak eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu bulunmaktadır.
1) İncelenen dosya kapsamına göre müdahil … tarafından mahkemenin 17/10/2001 tarih ve 2001/11 E – 17 K sayılı kararı temyiz edilmediği ve hükmün müdahil yönünden kesinleştiği anlaşıldığından müdahil …’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
2)
Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen, bozmanın gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki: çekişmeli taşınmazların geniş çevresi ile gösterir kadastro paftası ile memleket haritası ve hava fotoğrafları ölçekleri eşitlenerek çakıştırma yapılmamış, 05/05/2008 havale tarihli orman bilirkişi kurulu raporunda 168 ada 2 parsel numaralı taşınmazın tamamının orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmişken, 23/11/2010 tarihli orman bilirkişi
kurulu raporunda 168 ada 2 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının orman sayılmayan bir kısmının orman sayılan yerlerden olduğu bildirilmiş, mahkemece bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmiştir. Ayrıca sınırda … olmasına rağmen jeolog bilirkişi incelemesi de yapılmamıştır. Eksik inceleme ve çelişkili bilirkişi raporları ile hüküm kurulamaz.
Bu nedenlerle; komşu parsel tutanak ve dayanakları, çekişmeli taşınmazlar, komşuları ve geniş çevresini gösterir orjianal kadastro paftası, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi, bir fen elemanı, bir ziraat mühendisi ve bir jeolog bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yine, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, sınırda bulunan … yönünden toprak kazanılıp kazanılmadığı belirlenmeli, jeolog bilirkişiden derenin aktif … yatağı olup olmadığı, yatak değiştirip değiştirmediği ve … yatağı aktif olma özelliğini kaybetmiş ise tam olarak hangi tarihte kaybettiğine ilişkin duraksamaya yer vermeyecek şekilde rapor düzenlettirilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Kabule göre de; çekişmeli 168 ada 6 parsel sayılı taşınmaz yönünden karar verilmemiş olması ve 168 ada 2 parsel sayılı taşınmazın (B) bölümü yönünden orman olarak Hazine adına tescil kararı verilmesine rağmen, müdahil Orman Yönetiminin davasının reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; müdahil …’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle, davalı … ve müdahil Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 19/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.