Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/3982 E. 2012/7758 K. 22.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3982
KARAR NO : 2012/7758
KARAR TARİHİ : 22.05.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 16/05/2011 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi … ve ark. vekili … Yamaç tarafından istenilmekle, tayin olunan 22/05/2012 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … ark vekili Av. …, Hazine vekili Av. … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında … köyü 183 ada 5 parsel sayılı 1084,99 m2 yüzölçmündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle Mart 1990 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı ile …’a ait olduğu ancak Marmaris 1. Asliye Hukuk mahkemesinin 1995/256 esasına kayıtlı dosyada dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bıraıklmak suretiyle tesbit edilmiştir. 183 ada 6 parsel sayılı 410,11 m2 ve 294,07 yüzölçmündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tesbit edilmiştir.
Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/256 esasına kayıtlı dava dosyasında; Davacılar … ve arkadaşları tarafından davalı … aleyhine, Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.12.1975 tarihinde kesinleşen 18.11.1975 gün ve 153-215 sayılı kararı ile davalı … adına tapuya kayıt edilen cilt 39, sayfa 13, sıra 7 de tescil edilmiş, taşınmazın kendilerine ait Temmuz 1969 gün ve 63, 64 ve Şubat 1962 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, tapu kaydının iptali istemiyle dava açmışlar, … … ve … … 1994 yılında davacıların tutundukları tapudan pay satın aldıkları bu payın adlarına tescili istemiyle davaya katılmışlardır. 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.02.2009 gün ve 2009/80-40 sayılı …, … ve … …’ın davasının açılmamış sayılmasına, diğer davlarda görevsizliğe, dosyanın 3402 sayılı Yasanın 27. maddesi gereğince kadastro mahkemesine gönderilmesine ilişkin kararı 14.09.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı …, davalı … aleyhine açtığı davada, Mart 1990 tarih 11 nolu tapu ile 1680 m2 yüzölçmündeki taşınmazı …’den satın aldığı, bu taşınmazın 410,11 m2 bölümünün 183 ada 6 parselsayısı ile 294,07 m2 bölümünün ise 183 ada 14 parsel sayısı ile … adına tesbit edildiği, ayrıca 183 ada 5 parselin iese malik hanesi açık olarak tesbit edildiği, bu tesbitlerin iptali ile adına tescilini istemiştir.
Mahkemece …’ın çekişmeli 183 ada 6 ve 14 sayılı parsellerin fen bilirkişi krokisinde (D) ve (E) ile gösterilen kısme yönelik davasının REDDİNE, (B) ve (C) ile gösterilen kısma yönelik davasının KABULÜNE, diğer davaların REDDİNE, çekişmeli 183 ada 5 parselin … adına tesciline, 183 ada 6 ve 14 sayııl parsellerin tesbitinin iptaline ve bu parsellerin (B) ve (C) ile gösterilen kısımların birleştirilerek 582,76 m2 olarak 183 ada 6 parsel sayısı ile tarla niteliğiyle … adına tesciline, (D) ve (E) ile gösterilen kısımların birleştkirilereke 121,42 m2 olarak aynı ada 183 ada 14 parsel olarak orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davcılar … ve arkadaşları vekili Avukat … Yamaç (Mürafalı), … ve arkadaşları vekili Avukat … … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ve 1988 ila 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 ve 3302 sayılı yasalar ile değişik 2/B uygulaması vardır.
Bir kısım davacılar vekili Avukat … tarafından dosyaya eklenmek üzere sunulan belgeler arasında yer alan, Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.10.2010 gün ve 2010/1028-926 sayılı veraset ilamından, davacılardan …’nin, 14.10.2010 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Mahkemece, …’nin adı geçen mirasçıları davadan ve duruşma gününden haberdar edilmeden tahkikat sona erdirilerek karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.11.2011 gün ve 2011/11-554 -2011/684 sayılı kararında da değinildiği gibi, …’nin öldüğü tarihde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 73. maddesinde Kanunun gösterdiği istisnalar dışında hakimin tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremeyeceğini öngörmüştür. Buna göre mahkemece davacı …’nin ölümüyle mirasçıları davadan ve duruşma gününde haberdar edilip, kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün değildir. Aksi halde iddia ve savunma hakkı kısıtlanmış sayılır,
Öte yandan H.M.K. 114/1-d hükmü uyarınca, yargılama süresince tarafların, dava ehliyetine sahip bulunmaları dava şartıdır. Ölümle, taraf ve dava ehliyeti sonar ermektedir. 1086 sayılı Hukuk Yargılama Usul Yasasının 41. maddesi ve 6100 sayılı yeni HMK nın 55. maddesi gereğince, taraflardan birinin ölümü halinde diğer tarafn istemiyle hakim davanın takibi için bir kayyım tayin edebilir. Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece re’sen nazara alınması gereken bir olgudur ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın mahkemece re’sen gözetilmesi gereklidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen “Adil yargılanma hakkı”nın en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.
Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukukî dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke omayıp, tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukukî korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukukî uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilerek, davacılardan …’nin öldüğünün, adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, dava hakkında bilgilendirilmeleri ve davacı sıfatıyla davayı takip edebilmelerine olanak tanınması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, bu hususa riayet edilmeksizin yargılamaya devam edilip, tahkikat sona erdirilerek, esas hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle … ve arkadaşları, … ve arkadaşları ile vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının yatıranlara iadesine, bozma nedenine göre Yargıtayda yapılan duruşma nedeniyle taraflar yararına ve aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 22/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.