Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/13330 E. 2011/13348 K. 24.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13330
KARAR NO : 2011/13348
KARAR TARİHİ : 24.11.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … köyü 101 ada 77 parsel sayılı 994.02 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, zeytinlik niteliğinde, belgesizden kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayalı olarak davalı adına tespit edilmiştir. Orman Yönetimi, taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne, tespitin iptali ile çekişmeli taşınmazın orman niteliğinde Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1965 yılında Beşparmak Serisi içinde, hava fotoğrafı yöntemiyle orman kadastrosu yapılmış ve 23/11/1965 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Daha sonra 2005 yılında yapılıp, 18/04/2008 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 17/2 maddesinde düzenlenen orman içi açıklığı niteliği taşıdığı kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
Davacı … Yönetiminin davası kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırı içinde kalan bölüme yönelik olup; Hazinenin, davaya konu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla açılmış bir davası ya da davaya asli katılımı bulunmadığından çekişmeli yerin orman içi açıklığı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi yerinde değildir. Uyuşmazlığın taşınmazın kesinleşen orman kadastrosuna göre saptanan konumuna göre çözülmesi gerekir. Mahkemece bu yolda inceleme ve araştırma da yapılmıştır. Ne var ki, Dairece incelemesi yapılan Dairenin 2011/13328- 13325- 13330 ve 13331; mahkemenin 2009/ 47- 2009/ 12- 2009/ 19- 2009/45 esas sayılı dava dosyalarına konu taşınmazların birbirlerine komşu durumunda oldukları, bu yerlerle ilgili olarak mahkemece yapılan keşiflerde aynı orman bilirkişisinin bilgisine başvurulduğu görülmektedir. Ancak, bu dosyalarda yer alan uzman orman bilirkişi raporlarının birlikte incelenip değerlendirilmesinde orman kadastrosu sırasında 51, 52 ve 53 numaralı orman içi parseli olarak sınırlandırılan yerler ile genel arazi kadastro paftasının aplikesinde faklılıklar bulunduğu, bu dosyaların bir bölümünde pafta örneği ile 51 ve 53 numaralı iç parsellerin yerleri tam olarak örtüşüp, 52 numaralı iç parselde kayma olduğu gözlenirken; bir bölümünde ise pafta örneği ile 52 numaralı iç parselin örtüşüp diğerlerinde kayma olduğu görülmektedir. Bu durum yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olmadığını göstermektedir.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 sayılı Orman
Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve aynı Yasanın 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmaz ile birlikte birbirine yakın konumda bulunan 50- 51- 52- 53- 56- 57- 59- 60- 61- 65- 66- 67 ve 68 numaralı orman içi parsellerinin tamamı ile bunlar içinde kalan kadastro parsellerinin de orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 24/11/2011 günü oybirliği ile karar verildi.