Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/12000 E. 2013/1952 K. 26.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12000
KARAR NO : 2013/1952
KARAR TARİHİ : 26.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Karaköprü Köyü, … Mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek, Medeni Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili Av. … … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden sonra 13/11/2010 günü askı ilânı yapılarak kesinleşmeyen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Karaköprü Köyünde genel arazi kadastrosu işlemi 1962 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir.
Mahkemeye yapılan keşif sonrası düzenlenen 24/06/2011 havale tarihli fen bilirkişiler rapor ve krokisinde dava edilen taşınmaz bölümleri A (15614,99 m²), B (3189,85 m²) ve C (1336.33 m²) harfiyle işaretlenmiştir.
1) Davacı vekilinin fen bilirkişi raporunda (B) ve (C) harfiyle işaretli bölüme yönelik temyiz itirazları yönünden;
Dava ve temyize konu fen bilirkişiler rapor ve krokisinde (B) ve (C) harfiyle işaretli taşınmaz bölümleri üzerinde dava tarihine kadar davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davacı vekilinin fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle işaretli bölümü yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce yapılıp dava nedeniyle kesinleşmeyen orman tahdidine ilişkin tüm belgeler getirtilip, orman bilirkişi marifetiyle mahallinde uygulanmamış, orman bilirkişi raporunda taşınmazın komumu memleket haritasında tam olarak belirlenmediği gibi dosyaya sunulan 19/08/2011 günlü jeolog ve ziraat mühendisi müşterek raporunda tescili istenen (A) harfiyle işaretli bölümün % 0 – 6 eğimli, 30-35 yaşlarında kapama bağ olduğu rapor edildiği, ayrıca; dosyada bulunan fotoğraflardan da taşınmazın tarla ve bağ niteliğinde olduğu anlaşılmasına rağmen, mahkemece, taşınmazın taşlık arazi olup, imâr ihyasının tamamlanmadığı gerekçesiyle (A) bölümüne yönelik davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Mahkemece, kesinleşmeyen orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilân tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneğini, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ile dava tarihinden 20 yıl öncesine ait memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen ve ziraat elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar ve hava fotoğrafları üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de tapu kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 03.07.2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin taşınmazın (B) ve (C) harfi ile gösterilen bölümlerine yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfiyle işaretli 15614,99 m²’lik bölüme yönelik olarak BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 26/02/2013 günü oy birliğiyle karar verildi.