Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/6627 E. 2012/9582 K. 25.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6627
KARAR NO : 2012/9582
KARAR TARİHİ : 25.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayılı hükmün; Dairemizin 13.09.2011 gün ve 2011/9614-9687 sayılı ilamıyla onama – bozma kararı verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya içindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.

K A R A R
Davacı Hazine 22.05.2008 tarihli dava dilekçesinde, sınırlarını bildirdiği, 20747 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince adına tapuya tescili istemiyle … tarafından açılan davanın, dava edilen taşınmazın bir bölümünün baraj gölü içinde, bir bölümünün belediye istimlak alanı içinde, bir bölümünün devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığının belirlendiği gerekçesiyle reddine ilişkin Adana asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/942-930 sayılı kararının kesinleştiği, bu nedenlerle, ekli krokide (A) ile gösterilen bölümünün orman niteliğiyle Hazine adına tescili, (B) ile gösterilen 2917 m2 bölümünün … Baraj gölü kamulaştırma sahası içinde kaldığından tapulama dışı bırakılması ve (C) ile gösterilen 8130 m2 bölümün de Hazine adını tescili iddiasıyla dava açmış; mahkemece çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması ve parselasyon yapıldığı, imar uygulaması sonuçlarının 10.04.1999 tarihinde tapuya geçirildiği, çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (I) işaretli 1507 m2 bölümünün … baraj gölü kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı, (H) işaretli 1405 m2 yüzölçümündeki bölümün imar uygulamasında park olarak bırakıldığı, (G) ile gösterilen 1787 m2 bölümün … köyü 1 sayılı parsel içinde kaldığı, (F) işaretli 800 m2 bölümü imar yolu olarak bırakıldığı, (E) işaretli 1335 m2 bölümün … köyü 159 ada 4 sayılı parsel, (D) işaretli 3424 m2 bölümün 159 ada 3, ( C ) işaretli 2476 m2 bölümün 159 ada 2, (B) işaretli 2368 m2 bölümün kıyı kenar çizgisi, (A ) işaretli 431 m2 bölümün orman alanında kaldığının belirlendiği, park ve yol olarak ayrılan yerlerde 3194 sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince dava hakkı bulunmadığı, orman olarak tescil edilmiş yerlerde dava açmakta yararı bulunmadığı, imar uygulamasıyla tapuya tescil edilen bölümler yönünden imar uygulaması ve parselasyon iptal edilmeden, bu işlem sonunda oluşan tapu kayıtlarının iptal edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen karar davacı Hazine tarafından temyiz edilmekle Dairece 13.09.2011 gün ve 2011/9614-9687 sayılı karar ile “Fen bilirkişi … tarafından düzenlenen 29.05.2009 havale tarihli krokide (B) ile gösterilen 2917 m2 bölümünün baraj gölü en son ulaşılacak su seviyesi kotunun altında, başka deyişle baraj gölü içinde yer aldığı, bu bölümün tapuya tescil edilmeyeceği, çekişmeli taşınmazın aynı krokide (C) ile gösterilen bölümünde ise, Adana Büyükşehir Belediye Encümeninin 30.04.1997 gün ve 1406 sayılı kararıyla imar planının onaylandığı, bu uygulamada bir bölüm için imar parselleri oluşturulduğu, bir bölümünün de imar yolunda kaldığı, imar uygulamasına tâbi tutulan ve (C) ile gösterilen bölüm için idarî işlem niteliğindeki imar planı idarî yargı yoluyla iptal edilmediği sürece, bu yolla oluşan imar parsellerinin tapu kayıtlarının iptali ve Hazine adına tapuya tescilinin istenemeyeceği, imar yollarının ise tapuya tescil edilemeyeceği, çekişmeli taşınmazın asliye hukuk mahkemesinin 1994/942 esaslı dosyasında fen bilirkişi … tarafından düzenlenen 29.05.2009 havale tarihli krokide (A) ile gösterilen 9700 m2 yüzölçümündeki bölümünün (fen bilirkişi
2012/6627 – 9582
… tarafından düzenlenen krokisinde (A, B, C, D ve E) ile gösterilen bölümlerin temas ettiği imar parsellerinin malikleri ile imar yolları ve park bahçe gibi alanlar nedeniyle de imar planını yapan belediyenin davaya dahil edilmesi için davacı yönetime olanak verilmesi gerekirken, bu bölümle ilgili yargılamaya devamla esas hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı” olduğu gerekçeleriyle, (B)=2917 m² ve (C)=8130 m²’ lik bölümleri yönünden onanmasına, (A)=9700 m²’lik bölümü yönünden ise bozulmuştur. Bu kez, davacı Hazine fen bilirkişi … tarafından düzenlenen 29.05.2009 havale tarihli raporda ve eki krokide (F, G, H, I) işaretli bölümler yönünden bozulmasını ve bu bölümlerin 1995/942 esas sayılı dosya arasındaki bilirkişi raporunda (B) ve (C) işareti ile gösterilen bölümlere denk gelip gelmediğinin belirtilmesi talebiyle karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava; gerçek kişi tarafından Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemiyle açılan davanın reddine ilişkin hükmün kesinleşmesinden sonra, aynı yerler için Hazine tarafından açılan tescil davasına ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … köyünde dava tarihinden önce orman kadastrosu 1999 yılında yapılmış, 12.05.2000 tarihinde ilan edilmiştir.
… köyünde genel arazi kadastrosu ise 21.12.1965 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Davacı Hazine tarafından, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1995/942 esas sayılı tescil davasına konu dosya arasında tesbiti yapılan ve (A), (B) ve (C) işaretli toplam 20747 m² yüzölçümlü taşınmazın tescili talebi ile dava açılmıştır. Mahkemece, tescili istenen taşınmazın imar uygulaması sonucu kapsadığı parseller, yollar ve baraj sahası yüzölçümleri eşitlenmek suretiyle tam olarak belirlenmeden karar verilmiştir. Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar verilemez.
O halde, mahkemece imar planı, kesinleşmiş orman kadastrosu, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği imar planı ölçeğine, yine imar planı ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; ayrıca bu krokide 1995/942 esas sayılı dosya arasında fen bilirkişi … tarafından düzenlenen 29.05.1996 günlü rapor ve krokisinde belirlenen ve (A+B+C) harfleri ile gösterilen taşınmazın hangi imar parselleri, yolları, park ve bahçeleri kapsadığı belirlenmeli, belirlenen alanın yüzölçümü ile 1995/942 esas sayılı dosya arasında tesbit edilen taşınmazın yüzölçümlerinin (20747 m²) aynı olması gerektiği gözönünde bulundurulmalı, bilirkişice bu şekilde tescili talep edilen taşınmazın kapsamı tam olarak belirlendikten sonra, 1995/942 esas sayılı dosya arasında (B)=2917 m² olarak gösterilen taşınmaz bölümünün kapsamında kalan taşınmazların baraj gölü en son ulaşacak su seviyesi kotunun altında kaldıklarından, yine aynı dosyada (C)=8130 m² olarak gösterilen taşınmaz bölümü kapsamında kalan taşınmazların da imar uygulamasına tâbi tutulmalarının belirlenmesi halinde, idarî işlem niteliğindeki imar planının idarî yargı yoluyla iptal edilmediği sürece, bu yolla oluşan tapu kayıtlarının iptalinin istenemeyeceği, kapsamda imar yolu bulunması halinde de, imar yollarının tescili kabil olmadığından (B) ve (C) ile gösterilen bölümlerin kapsamında kalan taşınmazlara ilişkin davanın reddine karar verilmelidir.
2012/6627 – 9582
Yukarıda anlatılan uygulama sonucunda asliye hukuk mahkemesi’nin 1995/942 esas sayılı dosyası arasındaki raporda orman olduğu tesbit edilen ve (A)=9700 m² olarak gösterilen bölümün kapsamında kaldığı belirlenen taşınmazlarda ise, asliye hukuk mahkemesi’nin 30.12.1996 gün ve 1995/942-930 sayılı kararının 05.05.1998 tarihinde kesinleşmesiyle (A) bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu hususunun kesinleştiği, taşınmazların yörede yapılan orman kadastrosunun sınırları dışında bulunması halinde ise kesinleşmiş mahkeme kararını uygulamakla görevli orman kadastro komisyonun bu görevini yapmayarak, bu bölümünün orman sınırları dışında bırakılmasına ilişkin işlemine değer verilemeyeceği, bu bölümün 4999 sayılı Yasanın 7 ve devamı maddeleri ile Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/g maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılma olanağının bulunduğu, ayrıca orman sayılan yerler ile 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde 2981 ve 3194 sayılı yasa uygulaması yapılacağı konusunda hiç bir yasa hükmü bulunmadığı, aksine 3194 sayılı İmar Yasasının 4. maddesindeki “… diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) Yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü ile 2981 sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik geçici 2. maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden Anayasa Mahkemesi’nin 27.09.1995 gün ve 1995/13-51 sayılı kararı ve H.G.K.’nun 07.12.1997 gün ve 1997/1-655-1003 sayılı “… Kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabî tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idarî mercilerin yetkileri olmadığı, başka bir anlatımla, idarî mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararların yok hükmünde, buna dayanan tescilin de, M.Y.’nın 1024. (932.) maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğinde olduğu, Anayasanın 169 ve 170. maddelerindeki 2924 sayılı Yasada ve 3402 sayılı Yasanın 16/D maddesinde özel olarak düzenlenen devlet ormanları ve nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin özel yasalarına tabî olduğu, H.G.K’nun 24.03.1999 gün ve 1999/1-170-167 ve 21.02.1990 gün ve 1989/1-700-101 kararlarında belirtildiği gibi, aslında özel mülkiyete konu olmayan taşınmazlar her nasılsa tapuya tescil edilmiş olsa bile, bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmünde olup, bu tür taşınmazlar hakkında M.Y.’nın 1023. (931.) maddesinde belirtilen iyi niyetle iktisap iddiasında bulunulamayacağı, yasalarımızın nasıl oluşursa oluşsun, yanlış ve yolsuz tescillere dayalı olarak tapu sicilinde yapılacak değişiklikleri öngören iptal davaları görevinin Adliye Mahkemelerine…” verildiğine (M.Y.- Md. 1025. (933) ilişkin kararı dikkate alınarak, orman olgusu hükmen kesinleşen alanlarda imar uygulaması yapılamayacağı, yapılması halinde adlî yargı mahkemelerinin yolsuz oluşan tapu kayıtların, park, bahçe ile yol gibi düzenlemeleri iptal ederek bu yerlerin Hazine adına tesciline karar verme yetkisinin olduğu gözönünde bulundurularak imar parsellerinin malikleri ile imar yolları, park ve bahçe gibi alanlar nedeniyle de imar planını yapan belediyenin davaya dahil edilmesi için davacı yönetime olanak verilmeli, bu şekilde davada taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin karar düzeltme isteminin kabulüyle, Dairemizin “13.09.2011” gün ve “2011/9614-9687 E.K sayılı onama ve bozma kararının tamamen KALDIRILMASINA, 22.12.2009 gün ve 2008/192-2009/738 E. K. sayılı yerel mahkeme kararının yukarıdaki gerekçelerle BOZULMASINA 25/06/2012 günü oybirliği ile karar verildi.