YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11807
KARAR NO : 2013/4817
KARAR TARİHİ : 30.04.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve davalı … vasisi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar … ve arkadaşları, Dursunbey Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/216 E. sayılı ihtiyati tedbir olarak tescil davası açmak üzere verilen yetki belgesine dayanarak, davalı …’a ait Köy İçi Mevkiindeki iki adet, Hacamat Yazlığı Mevkiindeki bir adet, Karanlı Dere Mevkiindeki bir adet ve Gökçe Kaya Mevkiindeki bir adet taşınmazın … adına tescili istemiyle Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğine husumet yönelterek dava açmıştır.
Yargılama sırasında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, Ericek Köyü 158 ada 2 parsel sayılı taşınmaz, 14.458,89 m2 yüzölçümlü olarak tarla vasfı ile; 117 ada 9 parsel sayılı taşınmaz, 1203,56 m2 yüzölçümlü olarak avlulu kerpiç ev ve ahır vasfı ile; 118 ada 2 parsel sayılı taşınmaz, 1.486,17 m2 yüzölçümlü olarak avlulu kerpiç ev vasfı ile; 164 ada 38 parsel sayılı taşınmaz, 1.287,99 m2 yüzölçümlü olarak tarla vasfı ile; 155 ada 5 parsel sayılı taşınmaz, 8926,03 m2 yüzölçümlü olarak tarla vasfı ile; 164 ada 49 parsel sayılı taşınmaz, 3534,49 m2 yüzölçümlü olarak tarla vasfı ile ve 158 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, 7740,96m2 yüzölçümlü olarak tarla vasfı ile malik hanesi boş olarak tesbit edilmiş ve davalı olduğundan kadastro mahkemesine gönderilmiştir. Dursunbey Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilmiştir.
Kadastro mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacıların davasının kısmen kabulüne, asli müdahillerin davalarının reddine, 118 ada 2 sayılı parselin avlulu kerpiç ev ve samanlık vasfı ile 1414,49 m2 olarak … adına, 117 ada 9 sayılı parselin avlulu kerpiç ev ve ahır vasfı ile 1203,56 m2 olarak … adına, 158 ada 2 sayılı parselin kadastro fen bilirkişisi raporuna ekli krokide 2-A ile gösterilen 9534,01 m2’lik kısmın çayırlık vasfı ile … adına, bilirkişi raporuna ekli krokide 158 ada 2 sayılı parselin 2-B ile gösterilen 4924,88 m2’lik kısmının orman vasfı ile T.C. … adına, 155 ada 5 sayılı parselin tarla vasfı ile … adına, 158 ada 1 sayılı parselin tarla vasfı … adına, 164 ada 38 sayılı parselin 1289,99 m2 olarak orman vasfı ile T.C. … adına, 164 ada 46 sayılı parselin 3534,49 m2 olarak orman vasfı ile T.C. … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm müdahiller … ve arkadaşları vekili ve davalı … vasisi tarafından, Ali Osman Kokmaz mirasının taksiminin yapılmadığı, taşınmazların kök muris adına kayıt ve tesciline karar verilmesi gerektiği gerekçesi ve re’sen incelenecek nedenlerle ve davalı Hazine vekili tarafından, eksik ve hatalı bilirkişi raporlarına dayalı kısmen kabul kararı verildiği gerekçesi ve re’sen incelenecek nedenlerle temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde, 6831 sayılı Kanunun 1744 sayılı Kanun ile değişik hükümlerine göre yapılıp 24/03/1977 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde çalışması ile çekişmeli taşınmazlar yönünden 18/03/008-17/04/2008 tarihleri arasında ilân edilen genel arazi kadastrosu vardır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; dava dilekçesinde 5 taşınmaz davalı iken mahkemece 7 taşınmaz hakkında karar verildiği, karar verilen taşınmazların dava konusu edilen taşınmazlarla aynı taşınmazlar olup almadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmediği, orman bilirkişi tarafından her taşınmaz hakkında ayrı ayrı değerlendirme ve aplikasyon yapılmadığı ve çekişmeli taşınmazlar ve geniş çevresinin orjinal kadastro paftasında gösterilmediği ve aplikasyon yapılmadığı, ziraat bilirkişi raporunda taşınmazların imar ve ihya ile zilyetlik koşullarına ilişkin değerlendirmenin yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu nedenle: Mahkemece, öncelikle; yörede yapılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilân tutanakları ile taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneğinin getirtilerek mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa göre Orman Kadastrosu ve aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazların durumu ve konumu genel kadastro paftası ve düzenlenecek krokiler üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü ve birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, dava konusu edilen taşınmazların tam olarak nereler olduğu belirlenmeli, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı yönetmelikler ile teknik izahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmelidir.
Çekişmeli taşınmazların kesinleşen tahdit dışında kaldığı anlaşıldığı takdirde ise; komşu parsellere ait tapulama tutanakları ve eklerinin, varsa dayanak tapu ve vergi kayıt örneklerinin tüm tedavülleriyle birlikte, davalı iseler dava dosyalarının, kesinleştilerse kadastroca oluşan tapu kayıt örneklerinin, çekişmeli taşınmazlar ve geniş çevresini hep birlikte gösterir orjinal kadastro paftası, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki ormanbitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan, dosyada mevcut orman bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderir ve açıklayıcı nitelikte, duraksamaya yer vermeyecek şekilde rapor düzenlettirilmeli; çekişmeli taşınmazların bir bütün olarak düşünüldüğünde 6831 sayılı Kanunun 17/1-2. maddeleri karşısındaki durumu araştırılmalı, imar ve ihya ile zilyetliğin hangi tarihte başlayıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazların 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan BÖHHBÜY (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazların konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazların gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı, dava dilekçesinde gösterilen taşınmazların tam olarak hangi taşınmazlar olduğu belirlenmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemlerle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, davacı ve davalı gerçek kişiler yararına 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince imar ve ihya ile zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının araştırılması gerekeceğinden, bu kez dava konusu taşınmazların bulunduğu yere ilişkin olarak 1980-1985 yıllarına ilişkin 1/20000 ve 1/25000 ölçekli stereoskopik hava fotoğrafları ile aynı yıllara ilişkin fotogrametri yöntemiyle düzenlenmiş harita bulundukları yerlerden getirtilmeli, bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir fen elemanı aracılığıyla birlikte hava fotoğrafları; topoğrafik harita ve kadastro paftası ile çakıştırıldıktan sonra mahalline uygulanmalı, stereoskop aletiyle incelenmeli, fen, ziraat ve orman bilirkişi tarafından taşınmazlar üzerinde tam olarak hangi tarihten itibaren zilyetliğin başladığı belirlenmeli, zilyetlik olgusunun maddî olaylara dayalı olmasından hareketle, maddî olayların ancak tanık, bilirkişi ve benzeri anlatımlarla kanıtlanacağı gözetilmeli (H.G.K.’nun 30/03/1994 gün ve 1993/8-939-1994/176 sayılı kararı), komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları ile kadastro tesbit bilirkişileri taşınmazlar başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davacı kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı, çekişmeli taşınmazların fiilî durumunu da belirtir şekilde rapor alınmalı, imar ve ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tesbiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı, tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları H.M.K.’nın 259, 288 ve 290. maddeleri gereğince taşınmazlar başında dinlenip; taşınmazların öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmeli, yerel bilirkişinin imar ve ihya ile zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı, taraflar arasında taksim olup olmadığı belirlenmeli ve ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; müdahiller Ahmet Gümüş ve arkadaşları vekili, davalı … vasisi ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harçlarının istek halinde iadesine 30/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.