Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/10795 E. 2013/5845 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10795
KARAR NO : 2013/5845
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

1982 yılında ilan edilen genel arazi kadastrosu sırasında tarla niteliği ve sırasıyla 724,00 m², 4419,08 ve 2000,00 m² yüzölçümüyle tespit ve tescil edilen …, 1563, 1203 ve 1052 parsel sayılı taşınmazlar, yörede 5304 sayılı Kanunun 6. maddesi ile değişik 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi gereğince yapılan yenileme kadastrosu sırasında, sırasıyla 692,87 m², 5570,53 m² ve 1763,69 yüzölçümleriyle ve sırasıyla 151 ada 31-32 ve 156 ada 4 parsel sayılarıyla mülkiyetleri tapu kütüğünde olduğu gibi sınırlandırılmışlardır.
Davacı … Yönetimi, Kayadibi Köyünde, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 22/2-a maddesi kapsamında kadastro haritalarındaki sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataların giderilmesi için çalışmanın yapıldığını ve askıya çıkarıldığını, ancak yapılan çalışma sırasında kesinleşmiş devlet ormanı alanına müdahale de bulunularak, …, 151 ada 31, 32 ve 156 ada 4 parsel sayılı taşınmazlara tarla vasfı verilerek davalı adına tesbit yapıldığını ve dava konusu yerlerin kesinleşen orman kadastro sınırları içinde ve orman vasıf ve karakterinde olduklarını ileri sürerek, 3402 sayılı Kanunun 22/2-a madde uygulaması ile kesinleşmiş Devlet Ormanı üzerine ihdas edilen 151 ada 31, 32 ve 156 ada 4 parsel sayılı taşınmazların tesbitlerinin iptali ve taşınmazların Hazine adına orman vasfıyla tapuya kayıt ve tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve …, 151 ada 31, 32 ve 156 ada 4 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile 151 ada 31, 32 ve 156 ada 4 parsel sayılı taşınmazların 09.02.2012 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen sırasıyla 29,78 m², 381,43 m² ve 1126,60 m² yüzölçümündeki bölümlerinin aynı parsel sayıları ve orman vasfıyla Hazine adına, 151 ada 31 ve 32 parsellerin aynı krokide (B) harfi ile gösterilen sırasıyla 553,18 m² ve 1081,97 m² yüzölçümündeki bölümlerin son parsel sayıları ve tarla niteliğiyle beyanlar hanesine, “İş bu parsel, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılmıştır” şerhi verilerek Hazine adına, 151 ada 31 ve 32 parsellerin aynı krokide (C) harfi ile 156 ada 4 parselin aynı krokide (B) harfi ile gösterilen sırasıyla 109,91 m², 4107,13 m² ve 637,09 m² yüzölçümündeki bölümlerinin son parsel sayısı ve tarla niteliğiyle tapu kütüğündeki malikleri adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi gereğince yapılan, kadastro haritalarının yeniden düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılması işlemine itiraz ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazların tapu kaydının iptaline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 1943 yılında 3116 sayılı Kanun hükümleri gereğince yapılıp 19.09.1943 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman tahdidi ile 21.05.1993 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması ve 21.04.2011 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 4999 sayılı Kanunun 9. maddesi gereğince aplikasyon, ölçü, çizim hesaplamalarından kaynaklanan yüzölçümü ve fennî hataların düzeltilmesi işlemi bulunmaktadır.
Mahkemece, taşınmazların krokide (A) harfi ile gösterilen bölümlerinin kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kaldığı, (B) harfi ile gösterilen bölümlerinin 1993 yılında ilanen kesinleşmiş 2/B sahası içinde kaldığı ve 3402 sayılı Kadastro Kanunundaki kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme şartlarının krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümler hakkında davalı lehine oluşmadığı ve taşınmazların kısmen kesinleşmiş tahdit içinde kalması nedeniyle yapılan 22/2-a çalışmasının hatalı olduğunun kesin olarak belirlendiği gerekçelerine dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ne var ki; verilen karar, usûl ve kanuna aykırı olduğu gibi yapılan inceleme ve araştırma da hükme yeterli değildir. Şöyle ki, öncelikle, dava dilekçesinden davanın mülkiyet hakkına mı yoksa 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan kadastro haritalarının yeniden düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılması işlemine itiraza mı yönelik olduğu veyahut her iki istemi de birlikte mi içerdiği hususları net olarak anlaşılamadığı halde, mahkemece, davacı … Yönetimine talep sonucu açıklattırılmamış, mahkemenin kabulüne göre davanın her iki istemi de içerdiği kabul edilse dahi, 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi gereğince yapılan çalışmanın kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı hiçbir şekilde araştırılmamış, mülkiyet iddiasına ilişkin olarak da kadastro mahkemesinin görevli olmadığı düşünülmemiş, sadece kesinleşmiş orman tahdit haritasının bilirkişi marifetiyle uygulanması ve bu uygulamaya dayanılarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
5304 sayılı Kanunun 6. maddesi  ile değişik 3402 sayılı Kanunun 22/1. maddesi uyarınca, evvelce kadastrosu ve tapulaması yapılmış yerlerde yeniden kadastro çalışması yapılamaz. Ancak, yetersiz kadastro paftalarının yenilenmesi, yüzölçümlerinin ve teknik hataların düzeltilmesi amacıyla aynı maddenin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca, yeniden çalışma yapılabilir ve bu çalışma ikinci kadastro sayılmaz. “İkinci kez kadastro yapılamaz” hükmünün istisnası olarak düzenlenen 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi uyarınca; yapılan tespitte, teknik sebeplerle yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun şekilde göstermediği tesbit edilen paftalar yerine, ülke koordinat sistemine uygun sayısal haritaları düzenlenerek tapu kayıtlarının düzeltilmesi sağlanır. Ancak, mülkiyet ve mülkiyetle ilgili haklar ile parselasyon, arazi toplulaştırması, ıslah, imar, sulama alanlarında arsa ve arazi düzenlemesi ve köy yerleşim haritaları yenileme çalışması bu kapsam dışındadır. 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan yenileme kadastro çalışmaları, 5304 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek- 1/1. maddesi  uyarınca, aynı Kanunun 11 inci maddesine göre ilân edilir ve ilân süresi içerisinde dava açılmayan taşınmaz malların kayıtlarında gerekli düzeltme yapılır.
Kadastro mahkemesinin genel olarak görevi, 3402 sayılı Kanunun 25. maddesinde; zaman bakımından görev ve yetkisi ise, aynı Kanunun 26. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre, kadastro mahkemeleri, dava konusu taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmesi halinde ve askı ilân tarihleri içinde açılacak davalarda görevlidir. Hal böyle olunca, 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan tesbitlere karşı askı ilân süresi içinde dava açılması halinde, kadastro mahkemesi görevli olup, mahkemece yapılacak inceleme, yetersiz kadastro paftalarının yenilenmesi, yüzölçümlerinin ve teknik hataların düzeltilmesi işleminin kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı hususlarının araştırılmasına ilişkindir. Bu davada, taşınmazların mülkiyetine ve niteliğine ilişkin bir araştırma yapılamaz. Bu taleplere yönelik açılan davalarda ise, görevli mahkeme 6100 sayılı H.M.K.’nun 2. maddesi uyarınca genel görevli asliye hukuk mahkemeleridir.
Bu nedenle; mahkemece, Hukuk Genel Kurulunun 05.12.2012 gün ve 2012/20-874 E. – 1016 K. ve 2012/20-875 E. – 1017 K. sayılı kararlarında da benimsediği üzere, davacı …
Yönetimi vekiline dava dilekçesi açıklattırılıp, davanın sadece 22/2-a bendi uyarınca yapılan kadastro paftalarının yenilenmesi çalışmasına itiraza mı yoksa mülkiyete mi ilişkin olduğu veya her iki istemi de birlikte mi içerdiği hususları belirlenmeli, davanın sadece mülkiyete ilişkin olması halinde, mahkemece, başkaca araştırma yapılmadan görevsizlik kararı verilmeli; yalnızca paftaların yenilenmesi işlemine itiraz veya her iki isteme de yönelik olduğu belirlendiği takdirde ise, çekişmeli parsellerin yenilemeden önceki ilk tesisinden itibaren, miktar, cins ve malik değişikliklerini, ifraz ve tevhitleri gösteren  tapu kayıtları,  tutanak ve  haritaları ile yenilemeden sonraki çapı haritası ve tutanağı, davalı tarafın tutunduğu mahkeme kararlarına ilişkin dosya asılları  getirtilerek, harita ve jeodezi uzmanı bilirkişi vasıtasıyla keşif ve inceleme yapılarak, çalışmanın 3402 sayılı Kanunun 22/2. madde (a) bendiyle, Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usûl ve Esaslara İlişkin 26.11.2006 gün ve 26361 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yönetmelik hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı saptanmalı, bu konuda bilirkişiden bilimsel verileri içeren rapor alınmalı ve toplanan delillere göre 3402 sayılı Kanunun 22/2. madde (a) bendine göre yapılan kadastro işlemine yönelik davanın esasına ilişkin bir karar verilmeli; davacı … Yönetiminin çekişmeli taşınmazların orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemi, dava konusu parsellerin mülkiyetine yönelik bir hakka ilişkin olduğundan, bu talep yönünden görevsizliğe karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 20/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.