YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13052
KARAR NO : 2013/4422
KARAR TARİHİ : 15.04.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Yaka Köyü, 476 ada 5 parsel sayılı 1713,45 m² yüzölçümündeki taşınmaz, ….’ya ait iken yabancı uyruklu kişilere sattığı, ancak; yabancı uyruklu kişilerin zilyetlik yoluyla taşınmaz edinemeyeceklerinden söz edilerek, tek katlı kargir ev ve tarla niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmişlerdir.
Davacı … vekili, çekişmeli taşınmazı ….’dan müvekkilinin satın aldığını ve taşınmazın yüzölçümünün 2500,00 m² olduğu halde 1713,45 m² ile eksik yüzölçümüyle tesbit gördüğünü, eksik ölçülen kısmın orman sınırları içinde bırakıldığını belirterek, eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 476 ada 5 parsel sayılı taşınmaz ile orman sınırları içinde bırakılan taşınmazın müvekkili adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu Yaka Köyü, 476 ada 5 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 20.03.2002 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
1) Dava konusu krokide (A) harfi ile gösterilen 970,85 m² yüzölçümündeki taşınmaza yönelik temyiz itirazları yönünden;
Mahkemece verilen karar, usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki, davacı gerçek kişi vekili, dava konusu 476 ada 5 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte bu taşınmazın yüzölçümünün eksik ölçüldüğü iddiasıyla dava açmıştır. Yörede, yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davacı vekilinin eksik kalan bölüm olarak dava ettiği ve bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 970,85 m² yüzölçümündeki taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediği, mahkemece mahallinde yapılan keşif ve uygulama ile belirlenmiştir.
Kadastro mahkemesinin görevi, kadastro tutanağının tanzimi tarihinden tutanağın kesinleşmesine kadar geçecek zaman içindeki itiraz ve davalar için söz konusudur. Başka bir anlatımla; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26. maddesinin 4. fıkrasına göre, kadastro mahkemesinin yetkisi, kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar. Hakkında tutanak düzenlenmeyen veya düzenlenmiş olup kesinleşen taşınmazlarla ilgili iddiaların (davaların) genel mahkemede görülmesi gerekir. Tutanak kesinleştikten sonra kadastro mahkemesinin görevi sona erer. Görev, kamu düzenine ilişkin olup istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen gözetilmesi zorunludur.
Hal böyle olunca; mahkemece, bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 970,85 m² yüzölçümündeki taşınmaz hakkında görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, açıklanan husus gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
2) Dava konusu 476 ada 5 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, 3 kişilik uzman orman bilirkişi tarafından orman kadastrosu, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada, çekişmeli 476 ada 5 parsel sayılı taşınmaz, kesinleşen orman tahdidi dışında ise de, taşınmazın tamamının eski tarihli resmi belgelerde orman sayılan yerlerden olduğu ve davacı kişi yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı anlaşıldığına göre, mahkemece, davacı gerçek kişinin 476 ada 5 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki, hâkim tarafların talep sonuçları ile bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (H.M.K. madde 26/l) ve iki taraftan birinin talebi olmaksızın re’sen bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz (H.M.K.md.24/l). Somut olayda, dava konusu taşınmaz tek katlı kargir ev ve tarla niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın adına tescili istemiyle dava açan davacı gerçek kişinin davası reddedildiğine ve Hazine veya Orman Yönetimi tarafından taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılan bir dava da olmadığına göre, taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, H.M.K.’nun 24 ve 26. maddelerine aykırı bir şekilde, re’sen alınan kararla 476 ada 5 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla tapuya tesciline karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda bir ve ikinci bentlerde açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 15/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.