YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13310
KARAR NO : 2013/809
KARAR TARİHİ : 05.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında …Mevkii 324 ada 1 parsel sayılı 13.924,95 m² yüzölçümündeki taşınmaz, …ve arkadaşlarının zilyetliğindeyken, … sattıkları ve halen onun zilyetliğinde olduğu, 324 ada 2 parsel sayılı 1.937,48 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise, yine … zilyetliğindeyken yine …’a sattığı ve halen onun zilyetliğinde olduğu, her iki parselin de Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/1111 esasına kayıtlı dosyada dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/1111 esasına kayıtlı dosyada davacı Hazine tarafından …olarak, daha önce … Sürmeli tarafından açılan tescil davasının açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu davaya konu edilen … Köyü, … Mevkiinde bulunan 7 dönüm yüzölçümündeki taşınmazın 3402 sayılı Kanunun 18. maddesi kapsamında kalan yerlerden olduğu, bu yerin Hazine adına tapuya tescili istemiyle açtığı dava, çekişmeli yer için … Köyü 324 ada 1 ve 2 parsel sayısı ile tutanak düzenlendiğinden söz edilerek, 3402 sayılı Kanunun 5 ve 27. maddeleri gereğince kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli … Köyü 324 ada 1 ve 2 sayılı parsellerin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm, davacı Hazine tarafından parselin orman sınırları dışında kaldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğunu ileri sürerek, tarla olarak Hazine adına tescili gerektiği iddiasıyla temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1966 yılında yapılıp 11.10.1968 tarihinde ilân edilen ve 11.01.1969 tarihinde kesinleşen orman tahdidi vardır, daha sonra 1981 yılında yapılıp 13.05.1982 tarihinde ilân edilen, sınırlandırması yapılan ormanların aplikasyonu, orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanunun, 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulaması, 1991 yılında yapılıp ilân edilen 3302 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan aplikasyon ve 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması mevcuttur.
Kesinleşmiş orman kadastrosuna ilişkin tutanak ve haritalar ile eski ve yeni tarihli memleket haritası ve amenajman planının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporuyla çekişmeli parsellerin, yörede 1966 yılında yapılıp 1969 yılında kesinleşen orman tahdidinde 1423 ile 1424 numaralı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattı ile orman sınırları dışında bırakıldığı belirlenmiştir.
Kural olarak, orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde, bir yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş orman kadastrosu, harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenirse de, o yerde, 4785 sayılı Kanun hükümleri de uygulanarak, köy ya da belde sınırlarının tümünü kapsayan (seri bazda olmayan) orman kadastrosunun yapılması halinde sağlıklı çözüme ulaştırır. Çünkü, 3116 sayılı Kanun sadece Devlet ormanlarının kadastrosunun yapılması
öngörülmüştür. Bu nedenle; 4785 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu kesinleşen orman kadastrosu, harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla, orman sınırı dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumu saptanamaz. Bu yerlerin orman olup olmadığı, 6831 sayılı Kanunun 4999 ve 6292 sayılı Kanunlar ile değişik 7. maddesi hükmü gözetilerek, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar ile 6831 sayılı Kanunun 1. maddesine göre çözümlenmelidir. Ayrıca; 6831 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince orman tahdidi, idari sınırlar dikkate alınmadan orman serisine göre yapılırken, 1744 sayılı Kanun ile değişik 8. maddesinin 3. fıkrasıyla, orman kadastrosunun belde ve köy sınırları esas alınmak suretiyle bu sınırlar dahilinde kalan bütün ormanları kapsayacak biçimde yapılması esası kabul edilmiş, aynı maddede 2896, 3302 ve 3373 sayılı Kanunlarla değişiklik yapılmışsa da bu fıkra değiştirilmemiş, Orman Kadastro Yönetmeliklerinde de benzer düzenlemelere yer verilmiştir. Getirtilen tutanak ve haritalardan yörede 24 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca, 1744 sayılı Kanun yürürlüğünden önce, 1967 yılında her hangi bir köy sınırı takip edilmeden, orman serilerinin kadastrosunun yapıldığı, yörede daha sonra 1981 ve 1991 yıllarında aplikasyon ve 2/B işlemleri yapıldığı, sınırlama dışı kalmış ormanların kadastrosunun yapılmadığı anlaşılmaktadır.
6831 sayılı Kanunun 4999 ve 6292 sayılı Kanunlar ile değişik 6831 sayılı Kanunun 7 ilâ 11. maddeleri gereğince, orman sayılan yerlerden olduğu halde, orman kadastrosu sınırları dışında bırakılmış ormanların sınırlandırılmasına imkan verilmişse de, Hazine davasında parsellerin orman niteliğiyle değil; ekonomik değer taşıyan yer olarak, hali halihazırdaki niteliğiyle Hazine adına tescilini istemektedir. 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunun 74. maddesi ve 1086 sayılı Kanunun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 26. maddesi gereğince, hâkimin dava ile bağlı olduğu, ondan başkasına ve başka bir şeye karar veremeyeceği hususları gözetilerek, Hazinenin davasının kabulüne ve çekişmeli parsellerin keşifte belirlenen taşlık ve ham toprak niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 05.02.2013 günü oy birliği ile karar verildi.