YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3960
KARAR NO : 2012/7400
KARAR TARİHİ : 15.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Altındağ ilçesi, …. köyü 262 parsel sayılı 9.200 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile … ve ortakları adlarına tapuda kayıtlı olup beyanlar hanesine 06.11.2006 tarihinde taşınmazın tamamının 6831 sayılı Yasanın 1. maddesine göre orman sınırları içinde kaldığı, 15.10.2009 tarihinde ise, taşınmazın tamamen orman tahdit sınırı içinde kaldığı şerhleri konulmuştur. Davacılar … ve … 27.10.2009 tarihli dilekçe ile çekişmeli taşınmazın beyanlar hanesindeki orman şerhinin silinmesi ve orman kadastrosunun iptal edilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosunun 18.10.1990 tarihinde ilan edildiği, orman kadastrosunun iptali için 6831 sayılı Yasanın 11. maddesinde düzenlenen 6 aylık ve 10 yıllık hak düşürücü sürelerin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu kaydının beyanlar hanesi üzerinde bulunan orman şerhinin silinmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 18.10.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamaları vardır.
Mahkemece, orman kadastrosunun iptali için 6831 sayılı Yasanın 11. maddesinde düzenlenen 6 aylık ve 10 yıllık hak düşürücü sürelerin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, somut olayda, 6831 sayılı Yasanın 11. maddesinin uygulanma olanağı da bulunmamaktadır. Çünkü, beyanlar hanesi üzerinde bulunan şerhlerin silinmesi istemleri herhangi bir hak düşürücü süre ile sınırlandırılmamıştır. Şerhin dayanağını oluşturan işleme göre uygulama yapılması gerekmektedir. Örneğin; somut olayda, eğer taşınmaz tamamen veya kısmen kesinleşmiş orman kadastro sınırları dışında ise, üzerindeki orman şerhinin silinmesi isteminin hak düşürücü süre ile sınırlı olduğu kabul edilemez. Zira bu durumda şerh hukuki dayanaktan yoksun olacağından, şerhin silinmesine yönelik olarak her zaman dava açılabilir. Öte yandan; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme de yeterli değildir. Şöyle ki, uzman bilirkişiler tarafından yapılan uygulamada taşınmazın kısmen mi yoksa tamamen mi tahdit içinde kalıp kalmadığı hususunda tereddüt oluşmuştur. Zira bilirkişiler tarafından taşınmazın imar planı ve otoban yol şevinde kalan bölümlerinin kesinleşmiş tahdit içinde mi olduğu veya olmadığı hususunda herhangi bir beyanda bulunulmamıştır. Yine çekişmeli taşınmazın tapu kaydında ….. köyü yazılmasına rağmen Karacaören köyü orman tahdit belgeleri getirtilmiştir. Mahkemece, Karacaviran köyü ile Karacören köyünün aynı köy olup olmadığı da araştırılmamıştır.
O halde, doğru sonuca ulaşılabilmesi için; öncelikle …. köyü ile …. köylerinin aynı köy olup olmadığı araştırılarak, aynı köy değillerse …. köyünde yapılan orman kadastro tutanakları ve haritasının ve şayet taşınmaz Karacaören köyünde yapılan orman kadastrosunda tahdit içinde bırakılmış ise, bu tahdidin … köyünde ilan edilip edilmediği ilan edilmiş ise, askı ilan tutanağının getirtilmesi, aynı köy ise, cevabî yazı dosya arasına konulduktan sonra, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu ve fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilerek taşınmazın kesinleşmiş tahditte göre konumu tereddütsüz saptanmalıdır. Şayet yapılan uygulama sonucunda, taşınmazın kısmen kesinleşmiş tahdit dışında kaldığı saptandığı takdirde, kesinleşmiş tahdit içinde kalan bölüm yönünden davanın reddine, tahdit dışında kalan bölüm yönünden ise davanın kabulüne karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 15/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.