YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7781
KARAR NO : 2012/9421
KARAR TARİHİ : 25.06.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 19/10/2009 gün ve 2009/6826 – 6663 sayılı bozma kararında özetle; [Davacı Hazinenin davasının kabulü ile çekişmeli taşınmazın Hazine adına tesciline ilişkin hükmün, davacılar … ve … ile davalı … tarafından temyizi üzerine hüküm, Dairemizin 06.11.2007 tarih 2007/2988 esas ve 2007/4181 sayılı ilamıyla onanmıştır. Davacılar …, … ve davalı … vekilleri süresi içinde karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
Mahkemece davalı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının taşınmaza uymadığı, taşınmaz üzerinde imar-ihya çalışmalarının tamamlanmadığı, tarım arazisi vasfını kazanmadığı ve eylemli duruma aykırı düşen yerel bilirkişi ve tespit bilirkişisi beyanlarına itibar edilmeyeceği gerekçesiyle davalı taraf ile davacı şahıslar yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşmediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, mahkemenin bu şekildeki kabulü dosya kapsamına uygun düşmediği gibi, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Kadastro tespiti sırasında, çekişmeli parsel, dava dışı 112 ada 46, 47, 48, 49, 52 ve 53 sayılı parseller ile birlikte 1938 tahrir yılı vergi kayıtları uygulanarak ve kayıt miktar fazlası için zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu kabul edilerek davalı … adına tespit edilmiştir. Tespite karşı … ve …, davalının taşınmazın bir kısmını kendilerine sattığı iddiasına dayanarak, keşif krokisinde (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlerin ifrazı ve adlarına tescili istemi ile davacı Hazine ise, taşınmazın sonradan temizlendiği ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Davalı taraf, davacı şahısların davasını kabul etmiş, taşınmazı ifraz ederek bir bölümünü haricen davacılara sattığını kabul etmiş, Hazine davası yönünden ise, tapu kayıtları ve zilyetliğe dayanarak davanın reddini istemiştir. Davalı tarafın dayandığı 29.09.1999 tarih 1 sıra, 17.12.1997 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kayıtları, … Köyü “… yeri” mevkisine ait olup, taşınmaz … köyü … mevkisinde tespit görmüş ise de, tapu kaydının ilk maliklerinin … köyü nüfusuna kayıtlı olduğu, kadastro tespiti sırasında taşınmaza ve dava dışı 112 ada 46, 47, 48, 49, 52 ve 53 sayılı parsellere birlikte uygulanan 1938 tarih 98 ve 99 tahrir numaralı vergi kaydı maliki
2012/7781 – 2012/9421
Mehmet oğlu Veli ile tapu kaydı maliklerinden Mehmet oğlu Velinin aynı kişi olduğu, tapu kaydı tedavülleri sırasında işlem yapılırken tapu kaydına ilişkin taşınmaz hakkında muhtarlıkça düzenlenen İlmuhaber ve şerhlerin … Köyü Muhtarlığınca düzenlendiği, tapu kayıtlarının her iki köyde de revizyon görmediği ve … mevkisinin her iki köyde de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, yapılan keşifte, taşınmazın bulunduğu mevkiye eskiden “…” mevkisi de dendiği beyan edilmiştir. “…” ile “…” isimleri arasındaki yakın benzerlik ve yukarıda açıklanan tüm bu hususlar nazara alındığında, tapu kayıtlarının köy ve mevki olarak uyduğunun kabulü gerekmektedir. Ancak, köy ve mevki itibariyle taşınmaza ait bulunan tapu kayıtlarının sınırlarının taşınmazı kapsayıp kapsamadığı konusunda yapılan araştırma ve inceleme yeterli bulunmamaktadır. Yapılan keşifte, tapu kayıtları uygulaması sırasında yol ve öz hududu zeminde gösterilmiş, diğer hudutları ise bilinememiştir. Yol ve öz hududu ise, her yerde bulunabilen hudut niteliğinde bulunduğundan, tapu kayıtlarının hudutlarının taşınmaza tam olarak uyup uymadığı ve taşınmaza aidiyeti araştırılmamış, bilinemeyen hudutların tespiti için davalı tarafa tanık dinletme imkanı sağlanmamıştır. Böylesine eksik inceleme ile karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için, öncelikle; davalının dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının köy ve mevki itibariyle taşınmaza uyduğu kabul edilerek, taşınmazı ve öncesi bir bütün olan 112 ada 46, 47, 48, 49, 52 ve 53 sayılı parselleri dıştan çevreleyen tüm komşu parsellerin onaylı kadastro tespit tutanakları suretleri ile bu taşınmazların dayanağını oluşturan tüm kayıtlar getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, taraf tanıkları, teknik ve uzman bilirkişiler huzuru ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında 17.12.1997 tarih ve 1, 29.09.1999 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kayıtları ayrı ayrı okunup, bu kayıtlardaki hudutlar zeminde yerel bilirkişilere tek tek göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, tapu hududunda geçen ve zeminde mevcut olan öz ve yolun kadim olup olmadığı, sabit sınır teşkil edip etmediği araştırılıp tespit edilmeli, zemindeki yolun tapu kaydının tesisi tarihindeki yol olup olmadığı belirlenmeli, tapu kayıtları sınırında geçen “…”, “…” ve “…” yerleri kesin olarak belirlenmeli, taşınmazın doğu hududunda yoldan sonra zeminde orman bulunduğu anlaşıldığından, orman yönünden inceleme yapılmalı, komşu parsellerin tutanakları ve dayanaklarının taşınmazı ne olarak okuduğu değerlendirilmeli, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir, keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, yapılan araştırma ve uygulama sonunda davalı tarafın dayandığı tapu kayıtları 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/B maddesi gereğince değişebilir sınırlı olduğunun anlaşılması halinde, kapsamı sabit sınırdan başlanarak miktarına değer verilmek suretiyle belirlenmeli, köy ve mevki itibariyle uyduğu anlaşılan tapu kayıtlarının hudutlarının taşınmazı kapsayıp kapsamadığı kesin olarak tespit edilmeli, taşınmazın tamamı ya da bir bölümünün tapu kaydı kapsamı dışında kalması halinde, dosya kapsamı ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen şartların davacı şahıslar ve davalı yararına gerçekleşmediğinin belirlenmiş olduğu gözönüne alınarak Hazinenin davasının kabulü gerektiği düşünülmeli, tapu kaydının kapsamında kalan bölüm yönünden ise tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Hükmün yazılan bu nedenlerle bozulması gerekirken, zuhulen onandığı anlaşıldığından, davacı
-3-
2012/7781 – 2012/9421
… ve … ile davalı … vekillerinin karar düzeltme taleplerinin kabulü ile Dairemizin 06.11.2007 tarih ve 2007/2988 esas, 2007/4181 karar sayılı onama ilamının kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASI] gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra Hazinenin davasının reddine, davacılar … ve …’un davasının kabulüne, davalı parselin komisyon tarafından yapılan tesbitinin iptaline, fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 8506,35 m2 kısmının … adına, 112 ada son parsel numarası verilerek (B) ile gösterilen 8506,35 m2 kısmının … adına, 112 ada son parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, (C) ile gösterilen 8506,35 m2 kısmının tesbit gibi 51 parsel nosu ile davalı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava; kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 18/04/1995 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 25/06/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.