Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/1236 E. 2012/18008 K. 30.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1236
KARAR NO : 2012/18008
KARAR TARİHİ : 30.10.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, babası … …’ün sosyal güvenlik haklarından yararlanma hakkının tespitiyle, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava; Kurum emeklisi olan babasından dolayı bakmakla yükümlü olduğu kişi konumunda olan davacının, sosyal güvenlik haklarının durdurulmasına ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 60. maddesi genel sağlık sigortalısı sayılanları düzenlemiştir. Birinci fıkra (c) bendi (1) numaralı alt bentte, harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak, Kurumca belirlenecek test yöntemleri ve veriler kullanılarak tespit edilecek aile içindeki geliri kişi başına düşen aylık tutarı asgari ücretin üçte birinden az olan vatandaşlar genel sağlık sigortalısı sayılır. Altıncı fıkraya göre ; bu maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) numaralı alt bendi ile 80 inci maddede belirtilen aile; aynı hane içerisinde yaşayan eş, evli olmayan çocuk, büyük ana ve büyük babadan oluşur. Üçüncü fıkraya göre; 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (d), (e) ve (l) bentleri kapsamında olanlar, ceza infaz kurumları ile tutukevleri bünyesinde bulunan hükümlü ve tutuklular, birinci fıkranın (d) bendi kapsamına girenlerden Türkiye’de bir yıldan kısa süreyle yerleşik olanlar, (f) bendi kapsamında olup mülga 30/5/1978 tarihli ve 2147 sayılı ve 8/5/1985 tarihli ve 3201 sayılı kanunlara göre borçlanarak aylık bağlanan kişilerden ise Türkiye’de ikamet etmeyenler genel sağlık sigortalısı ve genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayılmazlar. Aynı Kanunun 61. maddesi birinci fıkra (b) alt bendi uyarınca , 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde sayılanlardan; (1) numaralı alt bentte belirtilenler Kurumca tescil edildiği tarihten itibaren genel sağlık sigortalısı sayılır. Dördüncü fıkraya göre; Genel sağlık sigortalılığı, yerleşim yerinin Türkiye olmadığı veya 60 ıncı maddenin üçüncü fıkrası gereği genel sağlık sigortası kapsamı dışına çıkılan tarihten itibaren sona erer. 62. madde birinci fıkraya göre; bu Kanun gereğince genel sağlık sigortasından sağlanacak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanmak, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için bir hak, Kurum için ise bu hizmet ve hakların finansmanını sağlamak bir yükümlülüktür. Ikinci fıkraya göre; sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan genel sağlık sigortalısı ile bakmakla yükümlü olduğu kişiler yararlandırılır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; , davacının … olduğu, Kurum emeklisi olan davacının babası … …’ün Tosya Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/353 E. sayılı dosyasında dolandırıcılık suçundan dolayı yargılandığı, savunması alınamadığı için hakkında 17.10.2007 tarihli celsede yakalama emri çıkartıldığı ve CMK.’nın 248. maddesi kapsamında da zorlama amaçlı olarak, bloke edilmek suretiyle yaşlılık aylığına el konulduğu; davacı tarafından ceza mahkemesinin iş bu kararına CMK.248/8. maddesi uyarınca yapılan itirazın 14.4.2010 tarihli oturumda reddedildiği; Tosya Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/353 E. sayılı dosyasından … Kastamonu İl Müdürlüğü’ne hitaben yazılan 19.11.2007 tarihli yazıda; “… …’ün … maaşına CMK’nın 248. maddesi uyarınca el konulduğu, sanığa hiçbir şekilde maaş, tazminat vs. ödeme yapılmaması, buna ilişkin bilginin kaydedilip bu hususta Mahkemeye bilgi verilmesinin” istenildiği, ancak Kurum’ca talimatın yanlış değerlendirilerek, sanığın ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sosyal güvenlik hakkını daraltacak, kullanmasına engel olacak şekilde işlem yapıldığı görülmüştür.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 248. maddesi, sayılan suçlardaki kaçak sanığın duruşmaya gelmesini sağlamak amacıyla Türkiye’de bulunan mallarına, hak ve alacaklarına amaçla orantılı olarak mahkeme kararıyla elkonulabileceği belirtilmiştir.
Somut olayda; Tosya Asliye Ceza Mahkemesinin, dolandırıcılık suçundan sanık olan davacının babası … …’ün savunmasını alabilmek için … maaşına CMK’nın 248. maddesi uyarınca el koyduğu, Kuruma yazdığı yazıda da; “… …’ün … maaşına CMK’nın 248. maddesi uyarınca el konulduğu, sanığa hiçbir şekilde maaş, tazminat vs. ödeme yapılmamasının” istenildiği, ancak Kurum’ca talimatın yanlış değerlendirilerek, mahkeme talimatının da dışına çıkılarak ve 5271 sayılı CMK’nın 248. maddesinde belirtilen “amaçla orantılı olarak” ilkesine aykırı olarak bakmakla yükümlü olduğu tüm kişilerinin sosyal güvenlik hakkını daraltacak ve kullanmasına engel olacak şekilde işlem yapıldığı görülmüştür.
Mahkemenin, “Tosya Asliye Ceza Mahkemesince verilen el koyma kararının kapsamını belirleme yetkisinin kararı veren Mahkemesine ait olduğu; zira, CMK.’nın 248/6. maddesine göre el koyma kararına karşı kaçağın bakmakla yükümlü bulunduğu yakınlarının alınan tedbir nedeniyle yoksulluğa düşebilecekleri saptanırsa, ceza mahkemesine bir kısım tedbir mahiyetinde yetkiler verildiği, ceza mahkemesinin bu madde kapsamındaki her türlü kararına karşı itiraz yolunun açık olduğu, davacının mahkeme kararına karşı itiraz hakkını kullanmakla birlikte, bu itiraza karşı bir üst mahkeme olan Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz etmesi gerekirken dava açmasının yerinde olmadığı, ceza mahkemesince verilen kararın mahkemece kaldırılması veya kapsamının belirlenmesinin, iş mahkemenin görev ve yetkisinde olmayacağı” şeklindeki değerlendirmesi; Kurumun ceza mahkmemesince verilen talimatı aşması, tedbirin umulan amacın dışında, hak sahiplerinin sosyal güvenceden yoksun bırakılmaları şeklinde uygulaması karşısında doğru değildir.
Yapılacak iş; işin esasına girerek, Kurumun; mahkemece verilen talimata ve tedbirin amacına aykırı olarak bakmakla yükümlü olduğu kişilerinin haklarını kullanmasına engel olan işlemini incelemek, yasalar çerçevesinde değerlendirip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 30.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.