Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/13145 E. 2013/1902 K. 26.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13145
KARAR NO : 2013/1902
KARAR TARİHİ : 26.02.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine, davalı …, davacı … Yönetimi, davacı …, … ve arkadaşları, … … ve arkadaşları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü, … Mevkii 212 ada 2 parsel sayılı 19705 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Mayıs 1976 tarih 17 sıra numaralı tapu kaydı ile …’e aitken, (A) bölümünü Marmaris 3. Noterliğinde düzenlenen 03.04.2006 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle …’e sattığı, fakat 2. asliye hukuk mahkemesinin 1995/401 Esasında dava konusu edildiğinden söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit tutanağı düzenlenmiştir. 2. asliye hukuk mahkemesinin 1995/401 Esasında kayıtlı dava dosyasında, davacılar …, …, … ve arkadaşları tarafından davalı sıfatıyla … aleyhine, taşınmazın Temmuz 1969 günlü 63, 64 ve Şubat 1962 tarih 4 sıra numaralı tapu kayları kapsamında kaldığı, tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle açılan tapu iptal davasına, … ve … …, tapu maliklerinden …’nin payını 30.11.1995 tarih ve 62991 sayılı satış vaadi sözleşmesiyle satın aldıkları, bu payın adlarına tescili istemiyle davaya katılmış, asliye hukuk mahkemesinin 26.02.2009 gün ve 2009/83-43 sayılı, davacı … ile katılanlar … ve …’ın davalarının H.U.M.K.’nun 409/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, çekişmeli yerler ilgili kadastro tesbit tutanağı düzenlendiğinden, diğer davalarda görevsizliğe ilişkin kararın kesinleşmesiyle, dava dosyası, 3402 sayılı Kanunun 27 ve 5. maddeleri gereğince kadastro mahkemesine aktarılmıştır.
…, 28.01.2009 tarihli dilekçesiyle parselin 1.000,00 m2 yüzölçümündeki bölümünü davalı …’den satın aldığı, ekli krokide sarı ile gösterilen bu bölüm için yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu, tesbitinin iptali ve adına tapuya tescili; Orman Yönetimi ise, parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan Devlet ormanı olduğu, tesbitinin iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmışlar, davalar birleştirilmiştir. Dava dilekçesinde ikinci sırada yazılı, hakkında 366 ada 5, 6 ve 7 parsel sayısı ile tutanak düzenlenen taşınmazlara ilişkin dava dosyası bu dosyadan ayrılmış, bu dosyada sadece 2212 ada 2 sayılı parsele ilişkin dava kalmıştır. Davacılar … 30.10.2009 tarihinde davadan feragat ettiklerini bildirmiştir. Mahkemece, Orman Yönetiminin davasının KISMEN KABULÜNE, diğer davaların REDDİNE, çekişmeli 212 ada 2 sayılı parselin fen
– 2 –
2012/13145 – 2013/1902
bilirkişi krokisinde (B) ile işaretlenen 1392,83 m2, (C) ve (C1) ile gösterilen 895,44 m2 yüzölçümündeki bölümlerin ayrı parsel numaraları ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, aynı krokide (A) ve (A1 ) ile işaretlenen bölümlerin ise, tesbitteki niteliğiyle davalı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine, davalı …, davacı … Yönetimi, davacı …, … ve arkadaşları, … … ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1981 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 6831 sayılı Kanunun 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulaması, 1988 ilâ 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilân edilerek dava tarihinde kesinleşmiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 6831 sayılı Kanunun, 2896 ve 3302 sayılı kanunlar ile değişik 2/B uygulaması vardır.
Bir kısım davacılar vekili Avukat … tarafından dosyaya eklenmek üzere sunulan belgeler arasında yer alan, Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.10.2010 gün ve 2010/1028 – 926 sayılı veraset ilâmından, davacılardan …’nin, 14.10.2010 tarihinde öldüğü, mirasçı olarak geride eşi Hazzı kızı 1941 doğumlu … ile çocukları … ve …’ın kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, …’nin adı geçen mirasçıları davadan ve duruşma gününden haberdar edilmeden tahkikat sona erdirilerek karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.11.2011 gün ve 2011/11 – 554 2011/684 sayılı kararında da değinildiği gibi, …’nin öldüğü tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 73. maddesinde Kanunun gösterdiği istisnalar dışında hâkimin tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremeyeceğini öngörmüştür. Buna göre mahkemece davacı …’nin ölümüyle mirasçıları davadan ve duruşma gününde haberdar edilip, kanunî şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün değildir. Aksi halde iddia ve savunma hakkı kısıtlanmış sayılır,
Öte yandan; H.M.K.’nun 114/1-d hükmü uyarınca, yargılama süresince tarafların, dava ehliyetine sahip bulunmaları dava şartıdır. Ölümle, taraf ve dava ehliyeti sona ermektedir. 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun 41. maddesi ve 6100 sayılı HMK.’nun 55. maddesi gereğince, taraflardan birinin ölümü halinde diğer tarafın istemiyle, hâkim, davanın takibi için bir kayyım tayin edebilir. Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece resen nazara alınması gereken bir olgudur ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın mahkemece resen gözetilmesi gereklidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan “Hukukî Dinlenilme Hakkı” gereğince, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen “adil yargılanma hakkı”nın en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.
Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukukî dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke olmayıp, tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukukî
– 3 –
2012/13145 – 2013/1902
korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukukî uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır.
Ayrıca, gerekçeli kararda Hazineye taraf olarak yer verilmediği, dosyada Hazinenin davaya ne şekilde dahil olduğu belirlenemediği, gerekçeli kararda bundan söz edilmediği halde, karar tebliğ edilmiş, Hazine kararı temyiz etmiştir. Hazinenin davada ne şekilde yer aldığı saptanıp, taraf ise, gerekçeli kararda gösterilmesi gereklidir. Aksi, 6100 sayılı H.M.K.’nun 301. maddesi (1086 sayılı H.U.M.K.’nun 388. maddesi ) hükmüne aykırıdır.
Açıklanan hususlar gözetilerek, davacılardan Necip Mümtaz Şereflinin öldüğünün, adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, dava hakkında bilgilendirilmeleri ve davacı sıfatıyla davayı takip edebilmelerine olanak tanınması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, bu hususa riayet edilmeksizin yargılamaya devam edilip, tahkikat sona erdirilerek, esas hakkında karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm Hazine, davalı …, davacı … Yönetimi, davacı …, … ve arkadaşları, … … ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harçlarının yatıranlara iadesine 26.02.2013 günü oy birliği ile karar verildi.