YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/143
KARAR NO : 2013/1904
KARAR TARİHİ : 26.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 28.07.2011günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi … ve arkadaşları vekili Avukat … tarafından istenilmekle, tayin olunan 26.02.2013 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … ve arkadaşları vekili Avukat … ile, diğer taraftan Hazine vekili Avukat … geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü;
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 231 ada 29 parsel sayılı taşınmaz, tarla niteliğiyle yüzölçümü açık bırakılarak, atalarından intikal etmekle …’in zilyetliğinde olduğu, T.E.K. Genel Müdürlüğü yararına, tapuda kayıtlı irtifak hakkı bulunduğu,
231 ada 91 parsel sayılı 2698,91 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak niteliğiyle dereden doldurulmak suretiyle tarla haline getirilmeye çalışıldığı, … tarfından hak iddia edilmesi nedeniyle tesbit tutanağı düzenlendiği,
142 ada 3 parsel sayılı sırasıyla 868,28 m2 yüzölçümündeki depo ve tarla, 142 ada 4 parsel sayılı 1058,88 m2 yüzölçmündeki parseller, iki adet tek katlı ev ve tarla niteliğiyle, önceden bir bütün halinde, atalarından intikalen … oğlu …’in zilyetliğindeyken, 2004 yılında ikiye bölerek, 142 ada 3 sayılı parselini kızı …’a, 142 ada 5 sayılı parseli ise …’a bağışladığı, halen onların zilyetliğinde olduğu,
Ancak, 231 ada 29 ve 91, 142 ada 3 ve 4 sayılı bu parsellerin asliye hukuk mahkemesinin 1997/926 Esasına kayıtlı dava dosyasında dava konusu edildiğinden söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir.
Asliye hukuk mahkemesinin 1997/926 Esasına kayıtlı dosyada davacılar … … mirasçıları … ve arkadaşları tarafından davalı sıfatıyla Hazine, … Köyü tüzel kişiliği, Orman Yönetimi ve … aleyhine, 12.11.1997 tarihli dilekçede sınırları bildirilen dört parça taşınmazın ortak muris … …’e aitken ölümüyle tüm mirasçılarına kaldığı halde, sadece mirasçılardan … tarafından zilyet edildiği, oysa mirasın paylaşılmadığı, yararlarına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu, Medenî Kanunun 713. maddesi gereğince adına tescili istemiyle dava açmış; muteriz davacılar …, …, …. ve arkadaşları tarafından davalı sıfatıyla Hazine, … Köyü tüzel kişiliği ve Sezer … aleyhine, Temmuz 1969 gün ve 63, 64 ve Şubat
-2-
2013/143 – 1904
1962 tarih 4 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığından, tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmışlar; … ve … Yılmaz ise, 16.04.1996 tarihli dilekçesiyle …’nin payını 30.11.1995 tarih ve 62991 sayılı satış vaadi sözleşmesiyle satın aldığı, bu payın adlarına tescili; … ise, 142 ada 3 ve 4 sayılı parsellerin, ortak murisi … …’den kalmadığı, eşi … tarafından, … Mete’den satın alındığı, buna ilişkin mahkemenin 1989/364 – Esas ve 1998/804 Karar sayılı kararı bulunduğu, diğer parsellerin ise atalarından kendisine intikal ettiği, 142 ada 3 ve 4 sayılı parsellerin adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. Davalar birleştirildikten sonra, çekişmeli yerler için kadastro tesbit tutanağı düzenlendiğinden, 3402 sayılı Kanunun 5 ve 27. maddeleri gereğince dava dosyası kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece, …. ve arkadaşlarının davasının REDDİNE, çekişmeli Hiserönü Köyü 231 ada 91 sayılı parsele yönelik tüm davaların reddiyle bu parselin tespitteki niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, çekişmeli 142 ada 3 ve 4 sayılı parsellere yönelik diğer davaların REDDİNE, …’in davasının kabulüyle bu parsellerin tesbitteki nitelikleriyle, payları oranında … … mirasçıları Gülhanım Tarım ve arkadaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm … …, Hazine, … ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1981 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 6831 sayılı Kanunun 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulaması ve 1988 ilâ 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilân edilerek dava tarihinden önce kesinleşmiş olan, aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu, 2896 ve 3302 sayılı kanunlar ile değişik 2/B uygulaması vardır.
Bir kısım davacılar vekili Avukat … tarafından dosyaya eklenmek üzere sunulan belgeler arasında yer alan, Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.10.2010 gün ve 2010/1028 – 926 sayılı veraset ilâmından, davacılardan ….’nin, 14.10.2010 tarihinde öldüğü, mirasçı olarak geride eşi Hazzı kızı 1941 doğumlu … ile çocukları … ve …’ın kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, ….’nin adı geçen mirasçıları davadan ve duruşma gününden haberdar edilmeden tahkikat sona erdirilerek karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.11.2011 gün ve 2011/11-554 -2011/684 sayılı kararında da değinildiği gibi, ….’nin öldüğü tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı H.U.M.K.’nun 73. maddesinde kanunun gösterdiği istisnalar dışında hâkimin tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremeyeceğini öngörmüştür. Buna göre mahkemece davacı … …’nin ölümüyle mirasçıları davadan ve duruşma gününde haberdar edilip, kanunî şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün değildir. Aksi halde iddia ve savunma hakkı kısıtlanmış sayılır,
Öte yandan; H.M.K.’nun 114/1-d hükmü uyarınca, yargılama süresince tarafların, dava ehliyetine sahip bulunmaları dava şartıdır. Ölümle, taraf ve dava ehliyeti sona ermektedir. 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun 41. maddesi ve 6100 sayılı H.M.K.’nun 55. maddesi gereğince, taraflardan birinin ölümü halinde diğer tarafın istemiyle hâkim davanın takibi için bir kayyım tayin edebilir. Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece resen nazara alınması gereken bir olgudur ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın mahkemece resen gözetilmesi gereklidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan “Hukukî Dinlenilme Hakkı” gereğince, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukukî dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü
-3-
2013/ 143 – 1904
vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen “adil yargılanma hakkı”nın en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.
Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukukî dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke olmayıp, tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukukî korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukukî uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilerek, davacılardan … … öldüğünün, adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, dava hakkında bilgilendirilmeleri ve davacı sıfatıyla davayı takip edebilmelerine olanak tanınması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, bu hususa riayet edilmeksizin yargılamaya devam edilip, tahkikat sona erdirilerek, esas hakkında bir karar verilmesi, 3402 sayılı Kanunun 31. maddesi gereğince, taraflar arasında karşılıklı davacı ve davalı sıfatı bulunup bulunmaması da gözetilerek avukatlık ücretine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harçlarının yatıranlara iadesine, bozma nedenine göre Yargıtayda yapılan duruşma nedeniyle taraflar yararına ve aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına 26.02.2013 günü oy birliği ile karar verildi.