Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/8874 E. 2010/10540 K. 14.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8874
KARAR NO : 2010/10540
KARAR TARİHİ : 14.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki ORMAN KADASTROSUNUN İPTALİ davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 13/02/2008 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … mirasçıları … ve arkadaşları vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 14/09/2010 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden gelmedi, karşı taraftan, ORMAN YÖNETİMİ vekili avukat IŞIL HİLAL SOYLUKURT geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, … Mevkiinde bulunan ve 3573 Sayılı Yasa uyarınca oluşturulan, 27 numaralı zeytincilik parseli olarak 09/08/1973 tarih 15 sayılı tapu ile miras bırakanları … adına tapuda kayıtlı olan 18.060 m² yüzölçümündeki taşınmazın orman olmadığı halde yörede yapılan orman kadastrosu çalışmaları sırasına orman sınırları içerisine alındığını ileri sürerek, dava konusu taşınmaz ile ilgili yapılan orman kadastrosunun iptali istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı … mirasçıları … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 6831 Sayılı Yasanın 11 maddesine göre tapuya dayalı olarak 10 yıllık süre içinde açılmış orman kadastrosunun iptaline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 Sayılı Yasaya göre yapılarak 20/12/1996 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamından, yörede yapılan genel arazi kadastro çalışmaları sırasında çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bulunması nedeniyle kadastro tespit tutanağı düzenlenmeyerek 3402 Sayılı Yasanın 22/4. Maddesi gereğince kayıt ve belgelerin olduğu gibi tapu kütüğüne aktarılması sonucu orman parseli içinde kaldığı ve davacının tutunduğu 3573 Sayılı Yasa uyarınca oluşan 09/08/1973 tarih 15 sıra numaralı tapu kaydı kapsamının kadastro çalışmaları sırasında orman parseli içinde kaldığından herhangi bir parsele revizyon görmediği anlaşılmaktadır.
1961 Anayasasının 131. maddesindeki orman sınırlarında hiç bir türlü daraltma yapılamaz hükmü 1970 yılında 1255 Sayılı Yasa ile değiştirilmiş ve “orman niteliğini yitiren yerler dışında orman sınırlarında daraltma yapılamaz” şeklini almıştır. Yine aynı Anayasanın 37. maddesinin son fıkrasında “toprak dağıtımı, ormanların küçülmesi ve diğer toprak servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz.” hükümleri mevcuttur. Aynı bölgede temyiz incelemesi için Daireye gönderilen dava dosyaları içindeki … imzalı, Tarım Bakanlığının 24.10.1962 gün ve 5876/5-3012 sayılı yazı da eklenerek il makamına gönderilen Tarım Bakanlığının 12.04.1963 gün ve 426/28510 sayılı yazısında “1961 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra yürürlükteki yasaların Anayasaya aykırı hükümlerinin tesbiti ile görevlendirilen Bakanlıklar Arası Komisyon tarafından yapılan incelemede Devlet Ormanlarından zeytinlik tesbit ve tefrikinin Anayasanın 37 ve 131.
-2- 2010/8874-10540
maddelerine aykırı olup, yabani zeytinlik, harnupluk ve fıstıklıkların 3573 ve 6777 Sayılı Yasalara göre yeniden tefrik, tesbit ve tevzi yapılamayacağı” konularındaki genel tamimler eklenerek Tüm Vali ve Kaymakamlıklara gönderilen 08.05.1963 gün ve 1329/1 sayılı yazıda Anayasanın 37 ve 131. maddeleri karşısında “3573 ve 6777 Sayılı Yasalar gereğince Devlet Ormanlarından Yabani Zeytinlik, Menengiçlik, Harnupluk sahaların ayrılmayacağının” bildirildiği görülmektedir.
Anayasanın bu açık hükmü sözü edilen genelge karşısında 1961 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra 3573 Sayılı Yasa zımnen yürürlükten kalkmıştır. Davacı kişinin tutunduğu tapu kaydı Anayasanın yürürlüğe girdiği 15 Ekim 1961 gününden sonra 3573 Sayılı Yasanın uygulama olanağı kalmamıştır.
11.06.1958 gün ve 1958/8-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “deliceliklerin (yabani zeytinliklerin) para ve emek harcanarak zeytinlik durumuna getirilmesinin imar-ihya sayılacağı kabul edilmişse de, sözü edilen içtihadı birleştirme kararının öncesi orman olmayan başka bir anlatımla orman sınırları dışındaki taşınmazlar hakkında uygulanma olanağı vardır.
27 numaralı zeytincilik parselinin imar ihya işlemi tamamlanmadan 3573 Sayılı Yasa uyarınca tapu kaydı oluşturulduğu, Medeni Yasanın sistemine göre tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunlu olduğu,aksi halde, yolsuz tescil söz konusu olup bu tür tapuların iptali her zaman mümkün olduğu, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.05.2001 gün 2001/1-464 Esas ve 2001/470 sayılı kararı ve 19.02.2003 gün 2003/20-102 esas -2003/90 sayılı kararı vb). orman içindeki deliceliklerin 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre tahsis ve temlik edileceğine ilişkin hükümlerin 1961 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra zımmen yürürlükten kalkmış ve uygulanağı olanağı kalmamış olduğu gibi, çekişmeli taşınmazın imar-ihya işlemleri tamamlanmadan hatalı işlem sonucu 1969 yılında yolsuz tescil olarak oluşturulduğundan Medeni Yasanın 1025. (E.M.Y. 933 – İsviçre M.Y. 975) maddesi gereğince tapu kaydına değer verme olanağı bulunmadığı ve yolsuz tescile dayalı olarak ayni hak kazanılmayacağı. (Prof. Kemal Oğuzman, Prof. Ömer Seliçi Eşya Hukuku 5. bası 1998 sayfa 141) ,kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümleri uygulanamayacağı nedeniyle, aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişi, 4721 Sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyiniyet kurallarından yararlanamayacağı gibi, tapu kaydı geçerli hukuki sebepten yoksun olduğundan, yasanın koruyuculuğu altında bir kayıt olarak değerlendirilmeyeceği,baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan bir kayıt olması nedeniyle davacıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı başka bir anlatımla; mülkiyet hakkının baştan beri doğmadığını belirleşen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. İsviçre – M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı; hal böyle olunca, davacının kesinleşen orman kadastrosunu iptal ettireceği, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. Maddesinde anılan geçerli bir tapu kaydının bulunduğu kabul edilemeyeceğinden , yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 750.00.-TL vekalet ücretinin davacı … mirasçıları … ve arkadaşlarından alınarak, davalı … YÖNETİMİ’ne verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 14/9/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.