YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9642
KARAR NO : 2011/14464
KARAR TARİHİ : 12.12.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 06.05.2008 tarih 2008/2143-1992 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece dava ve temyize konu 105 ada 168 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, taşınmazın tesbitine mülkiyet belgesi sayılan zilyetlikle birleşmedikçe değer verilmesi olanaksız dava dışı taşınmazlara da uygulanan niteliği itibariyle sınır yeri gösterilmeyen 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde tanımlanan belgelerden “EMLAK BEYANNAMESİ” esas alınmış ayrıca davalı taraf kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmış, davacı hazine ise davalı taraf yararına taşınmaz üzerinde hak kazanma koşullarının gerçekleşmediğini, taşınmazın taşlık, çalılık ve makilik olduğunu öne sürmüştür. Somut olaya bu olgular eşliğinde bakıldığında kanıtlama yükümlülüğünün davalı tarafa ait olduğu kuşkusuzdur.
Dosya içeriğine göre dava konusu taşınmazın öncesinin 1985 yılında ifraz gördüğü dava dışı bir bölüm komşu taşınmazın bir bütün olduğu, daha sonra taşınmazın ifrazı yoluyla birden fazla dava dışı 105 ada 147 ila 152, 165 ila 170 parsel sayılı taşınmazlardan oluştuğu anlaşılmaktadır.
Az yukarıda saptanan hukuksal olguların ışığı altında ve özellikle taşınmaz çalılık ve makilik olduğu öne sürüldüğüne göre somut olayda dava ve temyize konu 105 ada 168 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının duraksamasız saptanması gerekir. Nevarki, mahkemece orman yönünden yöntemine uygun bir araştırma ve soruşturma yapılmamış imar ihyaya konu olup olmadığı, olmuş ise imar ve ihyanın hangi günde özellikle tesbit gününden önce tamamlanıp tamamlanmadığı da yöntemine uygun biçimde soruşturulmadığı gibi MAKİLİK yönünden de sağlıklı ve usulüne uygun araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. Böylesine yetersiz araştırma ve uygulama ile hüküm verilemez.
Kural olarak Orman kadastrosuna tabi tutulan bölgelerde bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı kadastro tespit gününden önce kesinleşmiş olmak koşulu ile orman sınırlandırma harita ve tutanağının yöntemine uygun şekilde yerine uygulanması yoluyla belli edilir. Aksi halde aynı doğrultudaki araştırmanın 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmü uyarınca yapılacağı kuşkusuzdur.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava ve temyize konu taşınmazın bulunduğu bölgede 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca orman sınırlandırması ve daha sonra orman sınırlarında değişiklik yapılmasıyla ilgili yönetimsel işlemler yapılmış ise bölgede ilk kez yapılan çalışmalarda düzenlenen orman sınırlandırma harita ve tutanağı ile daha sonra bölgede 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Kanunla değişik 2. aynı yasanın 2896, 3302 ve 3373 sayılı yasalarla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca yapılan yönetimsel işlemlerin dayanağı harita ve eki belgeler kesinleşme günlerini gösterecek şekilde orman idaresinden getirtilmeli, ayrıca dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler “MAKİ TEFRİK KOMİSYONU” tarafından makilik alanlar belirlenmiş ve yönetimsel işlemlerde kesinleşmiş ise anılan işlemlerin dayanağı harita ve eki belgeler de kesinleşme gününü gösterecek şekilde orman idaresinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişi … memuru ve uzman ormancı bilirkişi, taraf tanıkları ve tutanak bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi yardımı uzman ormancı bilirkişi eliyle bölgede orman sınırlandırması ve orman sınırlarında değişiklik yapılmış ise bununla ilgili açık bir anlatımla 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Kanunla değişik 2 ve aynı yasanın 2896, 3302,3373 sayılı Yasalarla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca yapılan yönetimsel işlemlerin dayanağı harita ve eki belgeler ile yapılmış ve kesinleşmiş ise “Maki Tefrik Komisyonunca” yapılan işlemlerin dayanağı harita ve eki belgeler yerine uygulanmalı, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile orman sınırlandırma yapılmış ise orman sınırları dışına çıkarma ile ilgili yönetimsel işlemlerin ve Maki Tefrik Komisyonunca düzenlen kayıt ve belgelerin dayanağı haritaların ölçekleri eşitlenmeli, yerel bilirkişi yardımı uzman ormancı bilirkişi eliyle haritaların tümü çakıştırılarak yerine uygulanmalı, özellikle uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden varsa değişmez nitelikte sınır yeri sayılabilecek kişi taşınmazlarından da yararlanılmalı, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede orman sınırlandırması ve maki tefriki yapılmamış ise 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmü uyarınca orman araştırması yapılmalı, ayrıca taşınmazın makilik olup olmadığı da duraksamasız belirlenmeli bu inceleme ve değerlendirme yapılırken taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, dıştan komşu taşınmazlarla toprak yapısının da mukayesesi yapılmalı, ayrıca taşınmazın ifraz gördüğü dava dışı taşınmazlara dıştan sınır komşularını oluşturan taşınmazların eylemli durumu da dikkate alınmalı, bu yolla taşınmaz mahkemece bizzat görülüp gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, bundan sonra yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu kimden kime kaldığı zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında taşınmazın imar ihyaya konu olup olmadığı, para ve emek sarfıyla imar ihyaya konu olmuş ise imar ihyanın başlangıç günü ile imar ihyanın hangi günde tamamlandığı konusunda olaylara dayalı ayrıntılı, gerekçeli bilgiler alınmalı, tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık sözleri çeliştiği takdirde tutanak bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek aykırılık duraksamasız giderilmeli, taşımaz imar ve ihyaya konu olmuş ise taşınmazın belediye hudutları içerisinde imar planı kapsamında kalması halinde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 17/son maddesi hükmü dikkate alınmalı, uzman ormancı bilirkişiden taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığını veya makilik niteliğinde olup olmadığını duraksamasız gösterecek biçimde uzman … memurundan ise keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek ayrıntılı gerekçeli ayrı ayrı raporlar alınmalı, bundan sonra 6831 Sayılı Kanununun 11, 17, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17.maddeleri eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine 105 ada 168 parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 14.4.2005 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi uyarınca harç alınmasına yer olmadığına 12/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.