YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9953
KARAR NO : 2011/15146
KARAR TARİHİ : 19.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, yörede 1983 yılında yapılan Kadastro sırasında … köyü 376, 752 ve 377 sayılı parsellerin Köy Hizmetleri tarafından toplulaştırma çalışması sonucu 101 ada 3 parsel sayılı taşınmazın mera niteliği ile özel siciline tescil edildiğini, ancak … Köyünde yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda 2/B çalışması sonucunda orman sınırı dışına çıkarıldığını ancak eylemli olarak orman olduğundan orman niteliği ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, 4342 sayılı Yasının 13. maddesindeki 30 günlük sürenin ve 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürelerin geçtiği, ayrıca taşınmazın fiilen orman olması durumunda 6831 sayılı Yasanın 11/5 maddesi gereğince Hazineden tahsisinin talep edilebileceği gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 09/01/1992 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Yörede genel arazi kadastro çalışmaları 03.04.1984 – 02.05.1984 tarihleri arasında ilana çıkmış olup Kadastro Komisyonuna yapılan itiraz nedeniyle 09.12.1984 tarihinde, mera tesbit ve tahsis çalışmaları ise 29.06.2007 – 30.07.2007 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece 4342 sayılı Yasada öngörülen 30 günlük itiraz süresine uyulmadığı, 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği ve 6831 sayılı Yasanın 11/5 maddesince hazineden tahsisinin talep edilebileceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
3 Mart 1998 tarihinde yürürlüğe giren 4342 sayılı Mera Yasasının 13/5. maddesi ile “komisyon kararlarına karşı 30 günlük askı ilan süresi ve tebligatı gerektiren hallerde tebliğden itibaren 30 günlük süre içinde Asliye Hukuk mahkemesinde dava açılabileceği” hükümleri getirilmiş, aynı Yasanın 21. maddesinde “tahsis kararında belirtilen haklara tahsisin kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra tespitlerden önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemeyeceği” öngörülmüştür.
4342 sayılı Mera Yasası hükümlerine göre, mera, yaylak ve kışlakların tesbit ve tahdit (sınırlandırma) işlemleri yasal yollardan geçip kesinleşmedikçe mera komisyonları tarafından tahsis kararı verilemez. Mera komisyonunun verdiği tahsis kararları valilik onayı ile yürürlüğe girer ve bundan sonra 13. madde hükmüne göre ilan ve ilgili kuruluşlara tebliğ edilir. Dolayısıyla ister kadastro çalışmaları sırasında, isterse kadastro çalışmalarından bağımsız olarak mera komisyonlarınca verilen TAHSİS KARARLARINDAN sonra 30 günlük ve 5 yıllık sürelerden söz edilebilir.
Somut olayda, 101 ada 3 sayılı parsel, 02.05.1984 tarihinde kesinleşen genel arazi kadastrosunda mera olarak tespit edilen 376, 377 ve 752 sayılı parsellerin toplulaştırması nedeniyle oluşup, Mera Komisyonunca 29.06.2007 – 30.07.2007 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen karar ile … köyü’ne tahsisi yapıldığına göre, yasada öngörülen hak düşürücü sürelerin geçirildiğinden söz edilemez.
14/03/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Yasasının 12. maddesinin 3.fıkrasına eklenen “bu hüküm iddianın ve taşınmazın niteliği ile devlet yada diğer kamu tüzel kişilikleri olsa dahi tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” hükmü ve 5841 sayılı Yasanın 3. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Yasasına eklenen geçici 10 maddesindeki (Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.) hükmü, Anayasa Mahkemesinin 12/5/2011 gün ve 2009/31-77 sayılı kararı ile İPTAL edildiği, gerekçeli iptal kararının 23 Temmuz 2011 tarihli ve 28003 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi nedeniyle kamu malı niteliği ile açılan davalarda bu hükmün uygulama olanağının bulunmadığı, Orman Yönetimince açılan davada mera olarak sınırlandırılan parselin orman savına dayalı olarak tapuya tesciline ilişkin talep, kamu malı niteliğinde bulunduğundan bir süreye tabi olmaksızın yönetimce her zaman açılabilecek ve 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmayacaktır.
Ayrıca, 4999 sayılı Yasa ile değiştirilen 6831 sayılı Yasanın 11/5 maddesince 2/B madde uygulamaları sonucu orman rejimi dışına çıkartılan ancak, fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerlerin talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilip orman niteliği ile Hazine adına tescilinin öngörüldüğüne göre Orman Yönetimince eylemli orman olduğu saptanan 2/B madde sahalarının Hazineden idari yolla orman olarak tahsisini talep edilebileceği gibi bu talebini dava yolu ile de isteyebileceği de düşünülmelidir.
Mahkemece bu hususlar gözönünde bulundurularak işin esasına girilmesi gerekirken süre yönünden davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 Sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı H.Y.U.Y.nun 438. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 19/12/2011 günü oybirliği ile karar vlerildi.