YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5805
KARAR NO : 2010/6361
KARAR TARİHİ : 13.05.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü … mevkii 391, 392, 393, 395 ve 397 parsel sayılı sırasıyla 10.820 m2, 13060 m2, 20590 m2 ve 7520 m2 yabani zeytinlik, 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre … … …’e tahsisi edilmişse de, bir kısmını imar ihya etmediğinden, 9560 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise yine yabani zeytinlik niteliğiyle 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre … … tahsis edilmişse de, imar ihya edilmediğinden söz edilerek Hazine adına tesbit edilmiştir. İtirazları Tapulama Komisyonunca red edilen Davacılar … ve paydaşları taşınmazların murislerine ait Şubat 1962 tarih ve 1, 2 ve 3 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, tapudaki paydaşların ölümünden sonra davalı gerçek kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığı, kadastro tesbitinin iptali ve tapudaki payları oranında, tapu makileri adına tapuya tescili iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemenin davacılar … ve arkadaşlarının davalarının REDDİNE ve tesbit gibi Hazine adına tesciline ilişkin Tapulama Mahkemesi kararları davacı gerçek kişilerin temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesince “… ve arkadaşlarının temyiz itirazları kabul edilerek, “davacı gerçek kişilerin tutunduğu Eylül 1340 tarih 5 sıra numaralı tapu kaydının ve gittilerinin, Taşbükü sınırının sonradan tapuda yer alması da dikkate alınarak askeri haritalardan yararlanılarak uygulanması, Taşbükü sınırının haklı bir nedene dayanarak değişik değişmediğinin araştırılması, ve kapsamını belirleyen bir harita düzenlettirilmesi, taşınmazların denizden kazanılıp kazanılmadığı yönünde jeolog bilirkişiden rapor alınması, tapu kaydı kapsamında kalmadığı ancak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, davacı gerçek kişiler yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının araştırılması” gereğine değinilerek bozulmuştur. Orman Yönetimi parsellerin orman sayılan yerlerden olduğunu, tesbitinin iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez, davacı gerçek kişilerin davalarının REDDİNE, Orman Yönetiminin davasının KABULÜNE, çekişmeli parsellerin tesbitlerinin iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde … serisi olarak, 1966 yılında yapılıp 11.11.1967 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 22 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1981 yılında yapılıp 08.07.1981 tarihinde ilan edilerek 08.07.1982 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile 1988 ilâ 1990 yıllarında yapılıp 03.06.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 ve 3302 Sayılı Yasalar ile değişik 2/B uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve bozma kararı gereğince kesinleşmiş orman kadastrosuna ilişkin tutanak ve haritalar ile eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ile … fotoğrafının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parsellerin yörede seri usulle yapılan orman kadastosu sınırları dışında bırakılsa da, öncesi ve eylemli durumu itibariyle devlet ormanı olduğu, bu tür yerlerin 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7 ve devamı maddeleri ile 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/h maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılabileceği gözetilerek Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, Hazinenin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 13.05.2010 günü oybirliği ile karar verildi.