YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9225
KARAR NO : 2010/12584
KARAR TARİHİ : 18.10.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Mirasçıları vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 1 parsel sayılı 73500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Mayıs 1947 tarih 2 nolu tapu kaydı ile zilyetlik niteliğiyle davalı … adına tespit edilmiştir. Hazinenin itirazı üzerine Tapulama Komisyonunca istem kısmen kabul edilmiş, 1 sayılı parselin 35.000 m2 bölümü Hazine adına, 38000 m2 bölümü 1 sayılı parsel olarak … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu 38000 m2’lik 1 sayılı parselin orman sayılan yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davalı … mirasçıları vekili tarafından usulsüz tebligat yapıldığını, dava devam ederken davalı olan murislerinin öldüğünü ileri sürerek temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihiden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinde; Tespit maliki olan davalı …’ın karardan önce 10.07.1981 tarihinde vefat ettiği, Yerel mahkemenin 12 Ekim 1984 tarihli kararının davalı … ölü olduğunun anlaşılması üzerine mirasçıları … …’a 01.11.1985 tarihinde, … …’a 11.11.1985 tarihinde, … …’a 31.03 1985 tarihinde tebliğ edildiği, Ancak muris …’ın eşi …’nin karar tarihinde sağ olduğu, kendisine hiç tebliğat yapılmadığı, bu nedenle kararın kesinleşmediği, daha sonra … 01.05.1990 tarihinde vefat etmesi nedeniyle mirasçıları … ve …’ya tebliğat yapılması gerektiği ancak … ölümünden sonra mirasçılarına hiç tebliğat yapılmadığı ve karar temyiz edilmediğinden bahisle kesinleştirilerek tapuda işlem yapıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere ilk karar tarihinde … sağ olduğundan … tebliğatın yapılmaması kararın kesinleşmesini önlediği gibi, daha sonrada …nin ölümü üzerine mirasçılarına yeniden tebliğat yapılmadığı görüldüğünden hüküm bu nedenle kesişleşmiş olmadığından … ve … mirasçılarının 22.10.2009 günlü temyiz dilekçelerinin süresinde verildiği kabul edilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Çekişmeli … köyü 1 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydı ile 73.500 m2 olarak ve zeytinlik niteliği ile davalı … adına tespit edilmiş, Hazinenin itirazı üzerine tapulama komisyonunca 35.500 m2 bölümünün Hazine adına, 38.000 m2 bölümü tespit gibi davalı adına tespit edilmiştir. Hazine 38.000 m2 için tapu kaydı miktar fazlasıdır diye dava açmıştır. Yapılan keşifte Orman teknikeri tarafından memleket haritası ve amanajman planı uygulanmış, taşınmaz üzerinde 40 yıl evvel aşılanmış zeytin ağaçları olduğu ve 1954 tarihli memleket haritasında ormanlık alanları içeren kısımda kaldığı, tapu kaydı kapsamı içinde ve orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmişsede harita elle boyanmış olup memleket haritası kadastro paftasının ölçeği ile denkleştirilerek birbiri üzerine ablike edilmediği gibi tapu kaydıda zemine sağlklı bir şekilde uygulanmamıştır. Bilirkişi raporu bu hali ile yetersiz olup raporu denetleme olanağı yoktur.
Mahkemece, dayanak tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri ile revizyon gördüğü tüm parsel ve tutanakları, komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaza ve çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli;orman kadastrosu yapılmadığına göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; dayanak tapu kaydı değişebilir sınırları içerdiğinden, yöntemince zemine uygulanıp, 3402 Sayılı Yasanın 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli; asıl taşınmazın kapsamı, orman veya ormandan açma değilse, miktar fazlasının sınırda bulunan eylemli ormandan açma yapılarak kazanıldığı kabul edilmeli; tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Ayrıca; Yerel Mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı 12.10.1984 günlü son oturumda (ekli gerekçeli karar okundu) biçiminde tefhim olunan kararın H.Y.U.Y.’nın 388. maddesinde belirlenen biçimde hüküm sonucunu yani yasa ile öngörülen unsurları içermesi gerekmektedir (H.Y.U.Y.’nın 381/II, 388 ve 489/II. maddesi). Mahkemece Hazinenin davası kabul edildiği takdirde hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 3402 Sayılı Yasa gereğince
orman olduğu saptanan 38.000 m2 taşınmaz bölümünün orman olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerekirken tespit dışı bırakılmasına karar verilmeside ayrıca doğru bulunmamıştır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı …’ın mirasçılarının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 18.10.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.