Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/2865 E. 2010/6272 K. 11.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2865
KARAR NO : 2010/6272
KARAR TARİHİ : 11.05.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin bozma kararında; “Mahkemece, Hazinenin tutunduğu mera kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uymadığı ve taşınmazların davalıların özel çayırlığı olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmuşsa da yapılan araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Taşınmazın mera ve orman olup olmadığı konusunda yapılan araştırma yetersizdir.
Bu nedenle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendisi, bir harita mühendisi ve ziraat mühendisi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; teknik aletler ve münhaniler yardımıyla eğim belirlenmeli; taşınmaz üzerindeki bitki örtüsü, ağaç cinsi ve sayısı, kapalılık oranı, hakim bitki örtüsü detaylı şekilde tesbit edilmeli; kesinleşmemiş tahdit söz konusu olduğuna göre, uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren, ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılmalı; memleket haritası orijinalinden renkli fotokopisi 1/5000 ölçeğe dönüştürülüp, kadastro paftası ölçeği ile eşitlenerek birbiri üzerine aplike edilmeli, çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre konumu saptanmalı; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte (özellikle komşu veya yakınındaki orman parselleri) haritalar üzerinde gösterecekleri, hem mera hem de orman sınırlarını ayrı ayrı renklerle gösteren, krokili, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; keşifte, hakim
gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmelidir. Bu şekilde yapılan araştırma ve inceleme sonucu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği taktirde; 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/b ve 4342 sayılı Mera Yasasının kapsamında kalan yaylak yerlerden olup olmadığı araştırılmalıdır. Bu durumda, komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişilere taşınmazın niteliği ve ne şekilde kullanıldığı konusunda bilgileri sorulmalı, taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalı … tespit tutanağı düzenlenmediğinden ve zilyetlik maddi bir olgu olup, bunun tanık dahil her türlü delille kanıtlanması gerektiğinden, mahkemece, taraflardan tanıkları sorulup, H.Y.U.Y.’nın 259. ve 265. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenip; taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmeli, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyedliğin ekonomik amaca uygun olup olmadığı, sırf … biçmek ya da hayvan otlatmak şeklinde sürdürülen zilyedliğin kazanma koşullarını sağlamayacağı düşünülerek, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davalı ve muris bırakanı yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince … ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın reddine, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, … bilirkişi krokisinde (A) işaretli 1950 m2 bölümün orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, (B) işaretli 4416,53 m2 bölümün mera niteliği ile özel siciline kaydedilmesine karar verilmiş, hüküm davacılar ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava , kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince orman sınırlandırması yapılmıştır.
Mahkemece, davalı taşınmazın (A) bölümünün mera haritası kapsamında kaldığı, (B) kısmının ise harita dışında kalsa da mera tahsisinin yapıldığı tarih ile kadastronun yapıldığı tarih arasında 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı gerekçesiyle Hazinenin davasının kabulüne karar verilmiş ise de, yörede yapılan mera çalışması ilan edilmediğinden kesinleşmemiştir. Kesinleşmemiş mera haritası kapsamında kaldığından bahisle taşınmazın kadastro tespitinin iptaline karar verilmesi isabetsizdir. Diğer taraftan, davalıların dayandığı … Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.12.1964 gün ve 1964/74-361 sayılı kararı ile oluşan Ağustos 1978 gün ve 1 sıra sayılı tapu kaydı, her ne kadar dayanak mahkeme kararında orman incelemesi yapılmadığından Orman Yönetimini bağlamazsa da davanın tarafı olan Hazineyi bağlayacağı düşünülerek, dosyada bulunan tescil krokisi, kenar uzunluklarından yararlanılarak uygulanmalı, 3402 Sayılı Yasanın 20/A maddesi gereğince tapu kapsamı belirlenmeli, tapu kaydı yüz ölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli, komşu 121 ada 49, 50, 51, 53, 54 ve 55 sayılı parsellerin tespit malikleri ile murisleri belirlenerek tapu kaydının uygulanmasında yararlanılmalı, tescil krokisi kapsamında kalmayan bölümlerin tapu kaydının dışında olacağı ve sınırda orman olduğundan tapu kaydının miktarı ile geçerli olacığı düşünülmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişilerin ve davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde gerçek kişilere iadesine 11.05.2010 günü oybirliği ile karar verildi.