YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8542
KARAR NO : 2010/12091
KARAR TARİHİ : 11.10.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespiti ve orman sınırlandırılmasına itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.10.2009 tarih 2009/12996-15255 sayılı bozma kararında özetle; “Dosya arasında bulunan tarım ve orman bilirkişi raporlarından taşınmazın eğiminin % 12 ve üzerinde olduğu, teraslanarak ya da hafriyat yapılarak eğimin düşürüldüğü, zeminde dağınık vaziyette ahlat, yabani erik gibi aslı orman ağacı olan ağaçlar ile meşe ocakları ve karamık çalılarının bulunduğu, çalılık ve fundalıkların temizlenerek sahiplenilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Orman Bilirkişisi … …’ye ait rapor ekindeki memleket haritasında konumunun gösterildiği uygulamaya göre de taşınmazın bulunduğu yerdeki münhanilerin sık oluşu eğimin % 12 üzerinde olduğunu kanıtlamaktadır. 6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesinde “funda veya makilerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan yerlerin orman sayılmayacağı hükme bağlanmış olmakla birlikte, maddenin karşı anlamından orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan çalılık, fundalıklarla örtülü yerlerin orman sayılacağı açıktır. Teraslama ve hafriyatla taşınmazın eğiminin düşürülmesi taşınmazın gerçek niteliğini değiştirmez. Bilimsel yönden eğimi % 12’nin üzerinde olan taşınmazların toprak muhafaza karakteri taşıdığı kabul edildiği gibi 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/P maddesinde % 12’den fazla eğimli olan maki ve fundalık yerlerin toprak muhafaza karakteri taşıyacağı ve 26/j maddesinde bu tür yerlerin orman olarak sınırlandırılmasının zorunlu olduğu ve aynı maddenin ikinci fıkrasında bu yerler orman rejimine girdiğinden herhangi bir nedenle orman kadastrosu sınırlarının dışında bırakılmış olmasının orman olma niteliğini ortadan kaldırmayacağı ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince de herhangi bir nedenle sınırlama dışı bırakılmış orman olması nedeniyle her zaman orman sınırları içine alınabileceği hükme bağlanmıştır. Anayasanın 169. maddesi gereğince ormanlar zilyetlikle kazanılamaz. Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken hem eylemli biçimde orman örtüsü taşıyan, hem de 6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesi hükmü gereğince orman niteliğinde olan taşınmazın özel mülke dönüşecek biçimde tarla niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi usul ve yasa aykırı olduğu ”gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulü ile 214 ada 28 parselin orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespiti ve orman sınırlandırmasına itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 Sayılı Yasanın 5304 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi hükmüne göre orman kadastrosu yapılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 11/10/2010 günü oybirliği ile karar verildi.