Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/10283 E. 2012/7123 K. 10.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10283
KARAR NO : 2012/7123
KARAR TARİHİ : 10.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacılar … A.Ş. ve arkadaşları, 09.01.2009 günlü dilekçeleriyle davalı Yönetimler ve …. … aleyhine açtıkları davada, … Beldesi 14 ada 29 sayılı parselin 4127 sayılı Yasa ile değişik 2924 sayılı Yasanın 11 ve 12. maddeleri gereğince hak sahibi olarak belirlenen …….. satılıp onun adına tapuda kayıt edildiği, daha sonra bu kişi tarafından kendilerine satıldığı, Hazine tarafından bu parselin bir bölününü eylemli orman olduğu, niteliğini yitirmediği halde orman dışına çıkarılmasının ve 2924 sayılı Yasa hükümlerin göre satılmasının yasal olmadığı, satışın iptali ve adlarına tescili iddiasıyla açtığı davanın kabulüne, parselin bilirkişi rapor ve krokisinde (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen 2.444,00 m2 bölümünün tapu kaydının iptaline ve Hazine adına orman olarak tesciline ilişkin Ümraniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.04.2006 gün ve 2004/50-2006/189 sayılı kararının, Yargıtay denetiminden de geçtikten sonra kesinleştiği, bu şekilde zararlarının oluştuğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 7.500,00.- TL avukatlık ücretinin yasal faziyiyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak kendilerine verilmesini istemişlerdir. Davalı … ise, davalı sıfatıyla Hazine, … ve Orman (Orman ve Su İşleri) Bakanlığı ile … aleyhine 14.12.2007 tarihli dilekçeyle … Beldesi 14 ada 29 sayılı parselin 4127 sayılı Yasa ile değişik 2924 sayılı Yasanın 11 ve 12. maddeleri gereğince hak sahibi olarak belirlendiğini ve 6.663.823.000,00.- TL bedelle kendisine satıldığını, kendisinin de daha sonra 05.10.1998 tarihinde bu yeri … Yapı Endüstri Tic. A. Ş.’ne sattığını, Hazine tarafından bu yerin bir bölümü için açılan tapu iptal tescil davasının kabulü ile parselin 2444 m2 bölümünün tapu kaydının iptal edilip orman niteliğiyle Hazine adına tescil edildiğini, tapu maliklerinin açtığı tazminat davasının Ümraniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/610 esasında devam ettiğini belirterek, bu şekilde oluşan zararının şimdilik 7.500,00.- TL’sinin davalılardan müteselsilen alınarak yasal faiziyle birlikte kendisine verilmesini istemiş, davalar birleştirilmiştir. Mahkemece … A.Ş. ve arkadaşları tarafından … ve Orman (Orman ve Su İşleri ) Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın idare mahkemesine açılması gerekitğinden yargı yolu görevsizliği nedeniyle REDDİNE, Hazine ve … aleyhine açılan davanın KISMEN KABULÜNE, 17.091.95.-TL tazminatın dava tarihi olan 09.10.2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılar … ve davalı Hazineden müşterek ve müteselsilen alınarak davacı … A. Ş ve arkadaşlarına verilmesine, yine … tarafından … ile … (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) aleyhine açılan davanın yargı yolu görevsizliği nedeniyle REDDİNE, Hazine aleyhine açılan davanın KISMEN KABULÜNE, 17382,96.- TL tazminatın 14.12.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden alınarak davcılara verilmesine, kalanın davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre, dava; tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali üzerine tapuya güven ilkesi gereğince Medeni Yasanın 1007. maddesi ve gereğince açılan tazminata ve satıcının tekkefuül borcu nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
1996 yılında yapılan kullanım kadastrosu sırasında ….. … köyü 14 ada 29 parsel sayılı 12573,25 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 09.09.1996 tarih 16 sıra numaralı tapu kaydı uygulanarak 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarıldığından söz edilerek … Pazarlama Holding, ve … A.Ş. nin tasarrufunda olduğu kütüğün beyanlar hanesine yazılmak suretiyle ve tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, ORKÖY tarafından 10.08.1998 tarihinde …’e satılarak 10.09.1998 tarihinde tapuya tescil edilmiş, ondan da 05.10.1998 tarihinde yapılan satış yoluyla … A.Ş.’ye …, 14.06.2000 tarihinde yapılan imar uygulaması ile komşu parseler ile birleştirilerek 117 ada 3 parsel sayısını almıştır.
Mülkiyet hakkı, Anayasanın 35. maddesi ve bu maddeye uygun olarak çıkarılan yasalarla korunduğu gibi, 5170 sayılı Yasa ile değişik Anayasanın 90. maddesi ile kanun hükmünde olduğu kabul edilen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün 1. maddesiyle de güvence altına alınmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), TURGUT VE DİĞERLERİ-TÜRKİYE davası kararında, Devlet tarafından tazminat ödenmeksizin taşınmazın geri alınmasının, orantısız bir müdahale olduğunu ve söz konusu davada tazminat ödememeyi gerektirecek istisnai şartların bulunmadığına işaret ederek, kamu yararı ile bireysel haklar arasındaki … dengenin kurulamamasını ihlal nedeni olarak saymış, KÖKTEPE-TÜRKİYE davasında ise, başvuranlara uygulanan mülkiyetten yoksun bırakma işlemine gerekçe olarak gösterilen tabiatın ve ormanların korunması amacının, 1 No.’lu Ek Protokol’ün 1.maddesi anlamında kamu yararı kapsamına girdiğine dikkat çekmekle birlikte, mülkiyetten yoksun bırakma halinde, ihtilaf konusu tedbirin … edilen dengeye riayet … etmediğinin ve bilhassa da başvuranlara orantısız bir yük yükleyip yüklemediğinin belirlenmesi için, iç hukukta öngörülen telafi yöntemlerinin dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak, mülkün değerine karşılık gelen makul bir meblağın ödenmeden, mülkten mahrum bırakmanın aşırı bir müdahale teşkil edeceğini ifade etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.11.2009 gün ve 2009/4-383 E., 2009/517 K.; 16.06.2010 gün ve 2010/4-349 E. 2010/318 K sayılı kararlarında da vurgulandığı gibi, tapu işlemleri kadastro tesbit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan T.M.K. m. 1007 anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Burada Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Bu işlemler nedeniyle zarar görenler, Medeni Yasanın 1007. maddesi gereğince, zararlarının tazmini için, Borçlar Yasasının 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilirler.
Ne var ki; Medeni Yasanın 1007. maddesi hükmüne göre, tazminata hükmedilebilmesi için, diğer koşulların yanı sıra, “Tapu sicilinin tutulması nedeniyle bir zarar doğmuş olmalıdır.”. Somut olayda, tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesiyle bir zarar oluştuğu kabul edilebilirse de, 26.04.2012 gün ve 28275 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe giren 19.04.2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Yasanın “ 2/A veya 2/B belirtmelerinin terkini ve iade edilecek taşınmazlar” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtlarının bedel alınmaksızın geçerli kabul edileceği ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmelerinin terkin edilerek tescillerinin aynen devam edeceği, bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılamayacağı, açılan davalardan vazgeçileceği, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılacağı, ancak bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde idareye başvurulması halinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanunî mirasçılarına iade edileceği; aynı Yasanın 7. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan tapuda Hazine adına tescilli olan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre içerisinde idareye başvurmayan ilgililerin haklarının bu sürenin bitimiyle birlikte sona ereceği, bu kişilerin idareden başkaca talepte bulunamayacakları, hak ve tazminat talep edemeyecekleri ve dava açamayacakları öngörülmektedir. Tapusu iptal edilen taşınmazın, 6292 sayılı Yasanın sözü edilen hükümlerine göre tekrar tapu sahibine iade edilmesi halinde, davacı tarafın zararı izale edilip, tazminata hükmedebilmek için zorunlu unsur olan zarar gerçekleşmeyeceği için, taraflara yasadan kaynaklanan yetkilerinin kullandırılması ve sonucuna göre işlem yapılması için yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 10/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.