Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/2987 E. 2012/14582 K. 18.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2987
KARAR NO : 2012/14582
KARAR TARİHİ : 18.12.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü, Serçe Limanı Mevkii, 218 ada 2 parsel sayılı 248,39 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tesbit edilmiştir. Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık ve … niteliğindeki yerlerden olduğunu ileri sürerek, tesbitin iptali ve Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmış; Orman Yönetimi ise, taşınmazın orman içi açıklığı olduğu iddiasıyla, orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece davaların KABULÜNE, çekişmeli parselin tesbitinin iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1966 yılında yapılıp 11.10.1968 tarihinde ilân edilen ve 11.01.1969 tarihinde kesinleşen orman tahdidi, 1981 yılında yapılıp 13.05.1982 tarihinde ilân edilerek itirazsız yerlerde 13.05.1983, itirazlı yerlerde ise 30.07.1982 tarihinde ilân edilip, 30.07.1983 tarihinde kesinleşmiş, sınırlandırması yapılan ormanların aplikasyonu, orman kadastrosu ve 6831 sayılı Yasanın, 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması, 1991 yılında 3302 sayılı Yasada hükümlerine göre yapılan aplikasyon ve 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması mevcuttur.
1) Kural olarak; orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde, bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş orman kadastrosu, harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenir ise de, o yerde 4785 sayılı Yasa hükümleri de uygulanarak, köy ya da belde sınırlarının tümünü kapsayan (seri bazda olmayan) orman kadastrosunun yapılması halinde sağlıklı çözüme ulaştırır. Çünkü, 3116 sayılı Yasada sadece devlet ormanlarının kadastrosunun yapılması öngörülmüştür. Bu nedenle; 4785 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu kesinleşen orman kadastrosu, harita ve tutanaklarının uygulanması ile orman sınırı dışında kalan taşınmazların orman niteliği ve hukukî durumu saptanamayacağından, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığı, 6831 sayılı Yasanın 4999 ve 6292 sayılı yasalar ile değişik 7. maddesi hükmü gözetilerek, 4785 ve 5658 sayılı yasalar ile 6831 sayılı Yasanın 1. maddesine göre çözümlenmelidir.
6831 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince orman tahdidi, idarî sınırlar dikkate alınmadan orman serisine göre yapılırken, 1744 sayılı Yasa ile değişik 8. maddesinin 3. fıkrasıyla, orman kadastrosunun belde ve köy sınırları esas alınmak suretiyle bu sınırlar dahilinde kalan bütün ormanları kapsayacak biçimde yapılması esası kabul edilmiş, aynı maddede 2896, 3302 ve 3373 sayılı yasalarla değişiklik yapılmışsa da bu fıkra değiştirilmemiş, Orman Kadastro Yönetmeliklerinde de benzer düzenlemelere yer verilmiştir.
Getirtilen tutanak ve haritalardan yörede 24 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca, 1744 sayılı Yasanın yürürlüğünden önce, 1967 yılında her hangi bir köy sınırı takip edilmeden, orman serilerinin kadastrosunun yapıldığı, yörede daha sonra 1981 ve 1991 yıllarında aplikasyon ve 2/B işlemleri yapıldığı, sınırlama dışı kalmış ormanların kadastrosunun yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Kesinleşmiş orman kadastrosuna ilişkin tutanak ve haritalar ile eski ve … tarihli memleket haritası ve amenajman planının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin, yörede 1967 yılında yapılan orman tahdidinde 359 ilâ 360 numaralı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattı ile orman sınırları dışında bırakıldığı, çekişmeli parselin bu sınır hattına bitişik olduğu, sonraki çalışmalarda durumunun değişmediği, 1939 yılı … fotoğrafında kuzey sınırları içinde çam ağaçları göründüğü, diğer bölümlerinin açık alan olduğu, 1959 ve 1996 memleket haritasında açık alan olarak nitelendirildiği, eğimin % 20 olduğu blok kayalar ve taşlar ile kaplı olduğu belirlenmiştir.
Dosyaya getirtilen orman kadastro tutanakları ile orman tahdit haritası ve sonraki aplikasyon haritaları incelendiğinde, 24 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1967 yılında düzenlenen orman tahdit tutanaklarında, yapılan değerlendirme sonunda 1310 numaralı orman sınır noktasından hareketle ” güney istikamette ve fotoğrafta görüldüğü gibi taş duvar takip olunarak sınır tesbitine devam olundu ve … veresesi tarlası ile sınır ve köşe teşkil ettiği noktada ve duvarın dışındaki alçak ve yassı … üzerine 1311 nolu O.T.S.İ. yazıldı. Buradan hareketle, çamur beleni deresi geçildi. Fotoğrafta görüldüğü gibi döküntü kayalar eteğinden geçirilerek … ve … … tarlası ile hudut teşkil ettiği ve dağınık kayalar içerisindeki tek ve 3 metre yüksekliğindeki sabit kayanın doğu yüzüne 1312 nolu O.T.S.İ. yazıldı” şeklindeki hat ile çekişmeli parselin orman sınırları dışında bırakıldığı, daha sonraki çalışmalarda sınır hattının değişmediği anlaşılmaktadır.
Yapılan araştırma, inceleme ve bilirkişi raporlarıyla kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı anlaşılan çekişmeli parselin orman sayılan yerlerden olduğu söylenemez. 6831 sayılı Yasanın 4999 ve 6292 sayılı yasalar ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7 ilâ 11. maddeleri gereğince, orman sayılan yerlerden olduğu halde, orman kadastrosu sınırları dışında bırakılmış ormanların sınırlandırılmasına, bir başka deyişle, devlet ormanı olduğu halde, hata sonucu orman tahdidi dışında bırakılmış ormanların sınırlandırılmasına imkân verilmişşe de, çekişmeli parselin 1959 yılı memleket haritasında açık alan olarak nitelendirildiği, 1967 yılı orman kadastrosu sırasında orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiğine göre, hata ile orman sınırları dışında bırakılmış olan yerlerden olduğu kabul edilemeyeceğinden, yeniden orman olarak sınırlandırılmasına yasal imkân yoktur.
Her ne kadar, keşif ve bilirkişi raporları ile çekişmeli parselin son yıllarda tarımda kullanılmadığı, üzerinde blok kayalar ve yoğun taşlık bulunduğu saptanmışsa da, bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı olgusu ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilecek yerlerden olup olmadığı olgusu farklı konular olup, çekişmeli parsel kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında orman sayılmayan yerlerden olmakla birlikte, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilecek yerden değildir.
O halde, açıklanan hususlar gözetilerek Orman Yönetiminin davasının reddine, Hazinenin davasının kabulüne, çekişmeli parselin tesbitinin iptaline, … ve taşlık niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, Orman Yönetiminin davasının kabulüne ve parselin orman olarak tesciline karar verilmesi usûl ve yasaya aykırıdır.
2) Davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarına gelince; keşif ve bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin imarı ve ihya görmemiş taşlık ve … olduğu, zilyetlikle edinilemeyeceği, davalı gerçek kişinin tutunduğu tapu kayıtlarının hiç birinin çekişmeli parsele uymadığı belirlenerek Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı gerçek kişinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle davalı …’ın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE 18/12/2012 günü oy birliği ile karar verildi.