Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/7423 E. 2010/10955 K. 22.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7423
KARAR NO : 2010/10955
KARAR TARİHİ : 22.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 29/11/2002 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği, … Köyünde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, 16/01/2009 tarihli krokide A (3247 m2) ile işaretli taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 17/05/1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 19/08/1988 tarihinde kesinleşmiş ve çekişmeli taşınmaz bu çalışmada kayalık olarak tapulama harici bırakılmıştır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. Maddelerinde yazılı koşulların davacılar yararına gerçekleştiği açıklanarak davacılar adına tescile karar verilmiştir. Uzman bilirkişi raporunda incelenen haritanın eski tarihli olmayıp 1989 yılına ait olduğu ve eğim % 7 – 10 olarak açıklanmışsa da jeolog bilirkişi raporunda da dik eğimli, sonradan teraslanmış yer olduğunun bildirildiği, bu incelemelerin yetersiz ve birbiriyle çelişkili olması bir yana, taşınmazın 19.08.1988 tarihinde kesinleşen genel arazi kadastrosunda kayalık olarak tapulama harici bırakıldığı, davacılar imar ihyaya dayanarak bu davayı açtıklarına göre 1988 yılı ile dava tarihi arasında, 3402 Sayılı Yasada öngörülen 20 yıllık zilyedlik süresinin dolması gerektiği, ancak davanın açıldığı 29.11.2002 tarihi itibarıyla bu sürenin dolmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve gerekçelerle kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 22.09.2010 günü oybirliği ile karar verildi.