YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2707
KARAR NO : 2007/7492
KARAR TARİHİ : 28.05.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı adına kayıtlı bulunan otomobili harici sözleşme ile satın alıp karşılığında 23.200 DM bedelli bono verdiğini, muhtelif tarihlerde belgeli ve belgesiz olarak 10.654.000.000 Tl. ödediğini, ancak davalının hiç ödeme yapılmamış gibi senedi icra takibine koyduğunu, bu arada davalının borcundan dolayı satıma konu aracında haczedilerek elinden alındığını belirterek senetten dolayı borçlu olmadığını tesbitini, senede mahsuben ödediği bedelin tahsilini, haczedilen ev eşyalarının yerine yenisini almak zorunda kalmasından dolayı oluşan zararının da tahsilini istemiştir.
Davalı, belgesiz haricen bir ödeme yapılmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemenin 8.11.2005 tarihli ilk kararının davalı temyizi üzerine dairemizce bozulması sonucu bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; 7.235.803.368 Tl.nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, senet iptali, ev eşyalarının bedelinin iadesi, inkar tazminatı, aracın iadesi ve manevi tazminat talebine ilişkin daha önce verilen kararın kesinleştiğinden bahisle bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece 8.11.2005 tarihli ilk kararda 11.826.081.864 Tl.nın %40 oranındaki kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, dairemizce 7.235.803.568 Tl. üzerinden davanın kabulünün gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak 7.235.803.568 Tl.nın davalıdan tahsiline karar verildiğine göre davalı aleyhine hükmedilen kötüniyet tazminatının da bu miktar üzerinden belirlenmesi zorunlu olup, bu hususta bozma ilamında ayrıca değerlendirme yapılmamış olması sonuca etkili değildir. Oysaki mahkemece kötüniyet tazminatı hususunda verilmiş olan önceki kararın kesinleştiğinden bahisle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi kötüniyet tazminatının önceki kararda yer … 11.826.081.864 Tl. üzerinden hesaplanmasına yol açacak niteliktedir. Bu ise dairemizin bozma ilamı ile kötüniyet tazminatının amacına ve yasal düzenlemeye aykırıdır. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek hüküm altına alınan 7.235.803.568 Tl.nın %40’ı oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK 438/7 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca mahkeme kararının hüküm bölümünün birinci fıkrasının sonuna eklemek üzere aynen ( hüküm altına alınan 7.235.803.568 Tl.nın %40.ı oranında kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine) cümlesinin yazılmasına, yine mahkeme kararının hüküm bölümünün ikinci fıkrasında yer … (inkar tazminatı) sözlerinin karardan çıkartılmasına, hükmün bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.