YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4810
KARAR NO : 2012/1876
KARAR TARİHİ : 23.02.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 143 ada 2 parsel sayılı 421,53 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine temsilcisi taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne; çekişmeli taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın mera niteliğinde bulunduğu ve meraların zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Her ne kadar 26.03.2010 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar çekişmeli taşınmazın öncesinin mera olduğunu belirtmişlerse de bu beyanlar ile taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğunu belirten ziraat bilirkişisi raporu birbiri ile çeliştiği halde mevcut çelişki giderilmemiş, taşınmazın etrafında fiilen mera bulunmadığı göz ardı edilerek çekişmeli taşınmazın batısındaki yoldan ve doğusundaki dereden sonra gelen taşınmazlara ait tutanak ve dayanakları getirtilmemiş, taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı usulüne uygun olarak araştırılmamış, davalı tarafın zilyetliğinin başlangıç tarihi hususunda bilgi alınmamıştır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için çekişmeli taşınmazın batısındaki yoldan ve doğusundaki dereden sonra gelen taşınmazlara ait tutanaklar getirtilmeli, çekişmeli taşınmazın çevresinde mera parseli bulunup bulunmadığı araştırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, davalı tarafın zilyetliğinin hangi tarihte başladığı hususunda bilgi alınmalı, tanık beyanları ile bilirkişi raporu arasındaki çelişki usulünce giderilmeyi çalışılmalı, giderilemediği taktirde bu husus kararda tartışılmalı, tüm deliller birlikte değerlendirilmeli, taşınmaz üzerindeki zilyetlik süresinin toplam 20 yıla ulaşmadığı ve çekişmeli taşınmazın sınırında eylemli olarak mera bulunmaması halinde 421,53 metrekare yüzölçümündeki bir taşınmazın mera olarak kullanılmasının hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği göz önüne alınmak suretiyle çekişmeli taşınmazın Hazine adına ev ve arsası vasfıyla tescili ve üzerindeki evin davalıya ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesi gerekeceği düşünülmelidir.
Mahkemece, bu hususlar yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.