YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4617
KARAR NO : 2009/5184
KARAR TARİHİ : 27.04.2009
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.09.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yüklenicinin temliki ve muvazaa iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı yüklenici, iptali dava konusu yapılan payın davalı …’a teminat amacı ile devredildiğini, davalı arsa sahipleri yüklenicinin talimatı ile hareket ettiklerini, davalı kayıt maliki … ise iyiniyetli olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece Dairemiz bozma kararı uyarınca dosya görevsizlik kararı ile tüketici mahkemesine gönderilmiş, tüketici mahkemesince dava kabul edilmiştir.
Hükmü davalı kayıt maliki … temyiz etmiştir.
Hukukumuzda, kişilerin satın aldığı şeylerin ileride kendilerinden geri alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, satın … kişinin iyiniyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse iyiniyetten maksat “hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir.”
Belirtilen ilke, TMK.nun 1023 maddesinde aynen “tapu kütüğündeki sicile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024 maddede “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu … veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde vurgulanmıştır.
Ne var ki, alacağı temellük eden veya satış vaadi sözleşmesine dayanan vaat alacaklısı, satış vaadi sözleşmesi tapuya şerh edilsin ya da edilmesin tapu ile mülkiyet hakkı kazanan kimsenin mülkiyeti kötüniyetle kazandığı her zaman ileri sürebilir. Bu gibi durumlarda sorunun Türk Medeni Kanununun 1024. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekecektir. Gerçekten, kayıt malikinin mülkiyeti kötüniyetle kazandığı ileri sürülmüşse, üçüncü kişinin ayni hakkın yolsuz olarak tescil edildiğini … veya bilmesi gereken şahıs olup olmadığına bakılması gerekir. Çünkü, Türk Medeni Kanununun 1024.maddesi uyarınca bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmişse bunu … veya bilmesi gereken üçüncü kişilerin yolsuz olan bu tescile dayanma olanakları yoktur ve yasa ve uygulamadaki deyimiyle bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan ve hukuki sebepten yoksun bulunan tesciller yolsuz tescil sayılacağından, hakkı zedelenen üçüncü kişinin iyiniyetli olmayan malike karşı doğrudan doğruya şahsi hakkına dayanması mümkündür . Ne var ki, malikin mülkiyeti kötüniyetle kazandığını ispat yükü Türk Medeni Kanununun 6.maddesi hükmü gereğince bunu iddia eden tarafa düşer.
Somut olaya gelince;
Yukarıda sözü edildiği üzere iptali dava konusu yapılan 26/256 pay davalı … tarafından tapuda satış suretiyle 15.8.2005 tarihinde kazanılmıştır. Davacının dayandığı 25.2.2004 tarihli satış vaadi sözleşmesi tapuya şerh edilerek güçlendirilip üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir hale getirilmemiştir. Bunun dışında davacı davalı kayıt malikinin mülkiyeti kötüniyetle iktisap ettiğine dair bir delil de ortaya koymamıştır. Bütün bunların sonucuna göre Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi uyarınca mülkiyeti kazanan davalı üçüncü kişinin kural olarak bu kazanımının korunması gerekir.
Yapılan bu saptamaya göre kanıtlanmayan davanın reddi yerine delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek istek hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 27.4.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.