YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4568
KARAR NO : 2008/5275
KARAR TARİHİ : 17.04.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.03.2002 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi, birleşen davada davacı-karşıdavalı … 26.07.2002 gününde verilen dilekçe ile meni müdahale ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 24.01.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 724. maddesine dayalı temliken tescil, birleşen dava ise mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve kal istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davada elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne, kal isteminin ise aşırı zarar meydana geleceğinden reddine karar verilmiştir.
Hükmü, asıl ve birleşen davanın davacıları temyiz etmiştir.
1- Asıl davadaki istemin dayanağı Türk Medeni Kanununun 724. maddesidir. Anılan hükme göre “yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir”. Görülüyor ki, bu hükümle kişilerin çıkarlarını korumak için Özel Hukukça mülkiyet hakkına sınırlama getirilmiş, yasanın aradığı bazı koşulların gerçekleşmesi halinde mülkiyet hakkı sahibinin arzla ilgisi kesilerek, yapı sahibine arazinin mülkiyetini talep yetkisi tanınmıştır. Hiç kuşkusuz, yasanın öngördüğü bütün koşullar gerçekleşse bile bir taşınmazın üzerindeki yapı sebebiyle bağımsız bir taşınmaz olarak tescili yani temliken tescil davasının
kabulü için yasalara göre ifrazın olanaklı bulunması da gerekir. Eldeki davada, yetkili mercii olan Belediye 13.12.2004 tarihli yanıtında, taşınmazın 1500 m2’den az olmamak kaydıyla ifraz olanağı bulunduğunu belirttiğinden oysa temliken tescil davasına konu taşınmaz bölümü 1500 m2’den az olduğundan Türk Medeni Kanunu’nun 724. maddesine dayalı temliken tescil davasının kabulüne olanak yoktur. O yüzden davacının mülkiyet aktarım istemine yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
İmar uygulaması sonucu 4096 ada 1 parsel sayısını alan ve 16.05.1994 tarihinde ihdasen çapa bağlanarak Hazine adına tescil edilmek suretiyle davalı ve birleşen davanın davacısı … adına 15.12.1997 tarihinde tescil edilen taşınmazın çap kaydı içerisinde 16.05.2003 günlü krokide ahır ve iki katlı kagir ev olarak işaretlenen yapılar bulunmaktadır. Hiç şüphesiz Türk Medeni Kanununun 684 ve 718. maddeleri gereğince yapı üzerinde bulunduğu taşınmazın tamamlayıcı parçası (mütemmüm cüzü) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Arazi başkasına, üzerindeki yapı başkasına ait iken arazi maliki ile yapı maliki arasında uyuşmazlık çıkmışsa bu uyuşmazlığın nasıl düzenleneceği ise Türk Medeni Kanununun 722, 723 ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlenmiştir.
Gerçekten, bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının taşınmazına sürekli, esaslı ve tamamlayıcı (mütemmüm cüzü) nitelikte yapı yapması halinde arazi sahibinin ve yapı sahibinin hak ve borçları Kanun koyucu tarafından ayrı ayrı düzenlenmiştir.
Malzeme malikinin temliken tescil talebi hakkı dışında arsa sahibine karşı ileri süreceği ikinci hakkı, ondan tazminat istemektir. Arazi sahibinin yapılan inşaatın kaldırılmasını istememesi veya talep etmesine rağmen aşırı zarar doğması sebebiyle yapı yıkılamadığı takdirde arazi malikinin mamelekinde sebepsiz bir zenginleşme meydana geleceğinden, bu zenginleşmeye karşılık taşınmaz malikinin malzeme malikine bir tazminat ödemesi gerektiği tartışılmamalıdır.
Türk Medeni Kanunu’nun 723.maddesi uyarınca ödenecek olan tazminatın tutarı malzeme malikinin iyiniyetli olup olmamasına göre değişir.Üzerine inşaat yaptığı arazinin kendisine ait olmadığını bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen kişi kural olarak iyiniyetlidir.Bunun gibi inşaatı arazi sahibinin açık veya örtülü muvafakatı ile yapan malzeme sahibi de iyiniyetli sayılır.Buna karşılık,üzerinde inşaat yaptığı arazinin kendisine ait olmadığını bilen veya bilmesi gereken kişi kötüniyetlidir (Prof.Dr.Kemal T.Gürsoy,Fikret Eren,Erol Cansel.Türk Eşya Hukuku.Ankara 1978.sh.610).Malzeme maliki ve arazi sahibi iyiniyetli ise malzeme sahibine muhik bir tazminat ödenmelidir.
Muhik tazminatın tespit ve taktiri hakime ait bir görevdir.Olayın özelliğine göre malzemenin dava tarihindeki değeri gözetilerek taktir edilir.Malzeme sahibi kötüniyetli ise arsa sahibi malzemenin kendisi yönünden taşıdığı en az değeri öder.Bu değer inşaat nedeniyle taşınmazda meydana gelen objektif değer artışı oranı olmayacağından burada da olayın özelliğine göre hakimin geniş taktir yetkisi bulunmaktadır ( TMK.m.4). Hiç kuşkusuz malzeme sahibi lehine bir tazminata hükmedebilmek için onun bu konuda talebinin bulunması gerekir. Binanın yıktırılması hususunda arsa maliki tarafından açılan dava, kal’in aşırı zarara yol açacağı için reddedilmiş olsa bile malzeme malikinin tazminat talebi yoksa hakim re’sen tazminata hükmedemez. Eldeki davada, 19.03.2007 tarihli ıslah dilekçesini sunan malzeme maliki diğer taleplerin yanında yapıların bedeli olan 52.297.99.YTL.nin arazi malikinden tahsilini de istemiştir. Hukukumuzda hasma karşı kademeli istekte bulunulması ilk kademedeki isteğin uygun görülmemesi halinde ikinci ve daha sonraki kademelerdeki istekler hakkında hüküm kurulmasının talep edilmesi olanaklıdır. Kademeli açılan davalarda her kademedeki isteğin incelenmesi için ayrı ayrı harç ödetilmesi gerekmez. Bu nedenle mahkemece tazminat istemi harçlandırılmadığından bahisle eldeki davada dile getirildiği halde malzeme malikinin tazminat talebinin incelenerek bir hüküm kurulması yerine bu istemin sonradan açılacak bir davada değerlendirilebileceğinin hüküm altına alınması doğru olmamıştır.
Karar açıklanan bütün bu nedenlerle malzeme maliki asıl davacı yararına bozulmalıdır.
2- Yukardaki bozma nedenine göre arazi maliki karşı davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerekmemiştir.
SONUÇ: Yukarda (1).bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2).bent uyarınca birleşen davanın davacısının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesinin yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 17.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.