Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/3289 E. 2007/4097 K. 12.04.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3289
KARAR NO : 2007/4097
KARAR TARİHİ : 12.04.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, karşılık davada ise satış vaadi sözleşmesinin iptali davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 15.01.2007 gün ve 2006/14781 – 2007/36 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı ve karşı davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 24.06.1999 günlü biçimine uygun düzenlenen taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılar, 934 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki paylarını 24.06.1999 günlü sözleşmeyle davacıya satmayı vaad ettiklerini, satış bedelinin İkiyüzmilyarlirasının peşin ödendiğini, kalan satış bedeli için 11 adet çek verildiğini, sözleşmede çeklerin 30.12.1999 tarihine kadar ödenmesi halinde temlik işleminin yapılacağının hükme bağlandığını, 10.12.1999 ve 29.05.2000 tarihli ihtarnamelere rağmen çek bedelinin bütünüyle ödenmediğini, sözleşmenin feshi ihbarında bulunduklarını, 18.08.2000 tarihinde davacının ayrı bir taahhütte bulunarak kalan borcunu 20.09.2000 tarihine kadar ödemeyi taahhüt etmesine rağmen ödemediğini, açılan davanın reddini, karşı davalarında ise satış bedeli taksitlerinin ödenmesindeki temerrüt nedeniyle sözleşmenin feshine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davasının reddine, karşı davanın kabulü ile 24.06.1999 günlü taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinin feshine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı ve karşı davalı temyiz etmiş, karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı ve karşı davalı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Taraflar arasındaki 24.06.1999 günlü biçimine uygun taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinde davalıların 934 ada 3 parseldeki paylarını davacıya Birtirilyonlira bedelle satmayı vaad ettikleri, satış bedelinin İkiyüzmilyarlirasının peşin ödendiği, kalan bölümü için taksitlendirme yapıldığı ve her bir taksit için vaad borçlusu olan davalılara kısmen davalı tarafın keşidecisi olduğu, kısmen de başkalarının keşide ettiği çeklerin ciro edildiği, ancak çek bedellerinin ödenmediği davalı ve karşı davacıların 10.12.1999 ve 29.05.2000 günlü ihtarlarından sonra da 24.06.1999 tarihli sözleşmede kararlaştırılan satış bedelinin tümüyle ödenmediği, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmeleri iki tarafa hak ve borçlar yükler. Belirtilmelidir ki, hiçbir sözleşme ileride bozularak feshedilmek üzere yapılmaz. Şayet, sözleşmede iki tarafa hak ve borçlar yüklenmişse her iki tarafında sözleşme koşullarına uygun davranmaları «ahde vefa» kuralı gereğidir. sözleşmenin bir tarafı karşı taraftan kendi öncelikli edimini yerine getirmeden karşı tarafın edimini yerine getirmesini bekleyemez.
Somut olayda; 24.06.1999 günlü sözleşmede bütün ödemelerin 30.12.1999 tarihine kadar yapılması kararlaştırılmış iken satış bedelinin kısmen ödendiği, davacı ve karşı davalının 18.08.2000 tarihi taahhütnamede de ödemeleri 20.09.2000 tarihine kadar yapacağı vaadinde bulunduğu halde ödemenin bu tarihe kadar da bütünüyle yapılamadığı sabittir.
İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde tarafların birinin borcunu ifa etmeyerek temerrüde düşmesi halinde alacaklının Borçlar Kanunun 106. maddesinde hükme bağlanan seçimlik hakları vardır. Vaad borçluları, vaad alacaklısı davacıyı 10.12.1999 ve 29.05.2000 tarihli ihtarlarıyla temerrüde düşürmüş, Borçlar Kanununun 106. maddesindeki seçimlik hakkını sözleşmenin feshi doğrultusunda kullanmıştır. Az yukarıda söz konusu edildiği üzere sözleşmede kararlaştırılan bedeli kararlaştırılan sürede ödemeyerek temerrüde düşen davacı karşı tarafın borcu olan taşınmaz mülkiyetinin geçirimini ne onlardan ve ne de mahkemeden hükmen talep edemeyeceğinden, vaad alacaklısı tarafından açılan ferağ icbar suretiyle tescil isteminin reddinde usul ve yasaya aykırılık yoktur. Kuşkusuz satış bedelinin kısmi ödenen bölümü bakımından, kısmi ödemeler vaad borçlularını sebepsiz zenginleştireceğinden, ödemelerin istirdatı açılacak ayrı bir davada istenebilir. Yine az yukarıda sözü edildiği üzere vaad alacaklısı olan davacı ödemelerde temerrüde düştüğünden, vaad borçlularının vaki temerrüd nedeniyle seçimlik haklarını sözleşmenin feshi doğrultusunda kullanmalarında ve bunun hüküm altına alınmasında da yasaya aykırılıktan sözedilemez.
Esasen karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen yönler daha öncede temyiz nedeni yapılmıştır. Yerel mahkemece kurulan hüküm yapılan yargılama toplanan deliller ve dosya içeriğine uygun bulunmuş karar yerel mahkeme kararında yazılan yukarıda da tekrar edilen gerekçeler sonucu onanmıştır.
Dairemiz onama ilamında düzeltilmesi gereken bir yön bulunmadığından, HUMK.nun 440. maddesindeki nedenlerden hiçbirine uymayan davacı ve karşı davalı karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, H.U.M.K.’nun 440. maddesinde öngörülen hususlardan hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, aynı Yasanın 442/son ve 4421 sayılı Kanunun 2 ve 4/b-1 maddeleri delaleti ile takdiren, 160.00 TL para cezasının düzeltme isteyenden tahsiline, red harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 12.04.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.