YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1901
KARAR NO : 2007/2841
KARAR TARİHİ : 19.03.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 2.9.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 1/3 hissedar olduğu 130 parsel sayılı taşınmazı için davalıya ait 129 sayılı parselden 3 metre eninde geçit hakkı istemiş, davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava, zorunlu geçit hakkı istemine ilişkindir.
Elbirliği halinde mülkiyette mirasçılar arasında ortaklık bağı vardır. Bu kişiler mirasçı sıfatı ile bir mala veya hakka birlikte malik olmak durumundadırlar. Medeni Kanunun 701-703.maddeleri uyarınca bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği bulunmadığından ortaklardan herbirinin eşya üzerinde doğrudan bir hakkı da yoktur. Bu anlatımın doğal sonucu olarak da mülkiyet bütünüyle ortakların tümüne aittir. Elbirliği mülkiyetinde malikler mülkiyet payını ayırmadığından eşya üzerinde paydaş değil ortaktır. Yine bu tür mülkiyette işin özelliği gereği ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Şayet davalı olacaklarsa davanın ortakların tümü aleyhine açılması gerekir. Medeni Kanunumuzda bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki açtığı bu davanın devam edebilmesi için öteki ortakların açılan davaya olur vermeleri, ya da davanın miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile sürdürülebileceği kural olarak benimsenmiştir ve dava ehliyetinin varlığı mahkemece resen araştırılması gereken hususlar arasındadır.
Somut olaya gelince; lehine geçit hakkı istenen 130 parsel sayılı taşınmazı 1/3’er pay itibariyle … çocukları … , … ve … adına kayıtlı olup, beyanlar hanesinde maliklerin tümünün ölü olduğuna dair şerh mevcuttur. Davacı, bunlardan … …’nın kızıdır. 12.7.1971’de vefat etmiş olan … …’nın davacı haricindeki mirasçıları ise davanın dışında kalmışlardır.
Bu durumda, mahkemece adı geçen tapu malikinin veraset ilamı celbedilerek mirasçılarının kimler olduğu kesinlikle belirlenerek, davanın dışında kalan ortakların oluru alınmaksızın veya Medeni Kanununun 640. maddesi uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülebileceği hususu gözardı edilerek çekişmenin esası incelenip dava kabul edildiğinden hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 19.3.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.