YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12659
KARAR NO : 2009/13447
KARAR TARİHİ : 24.11.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVACILAR : … VD.
DAVALILAR : HAZİNE VD.
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.03.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.08.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 5 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine, 1 parsel sayılı taşınmazın ise davalı … adına kadastro nedeniyle tapunun oluşturulduğunu, taşınmazların 1940 yılından bu yana tarım arazi niteliği ile zilyet ve tasarruf edildiği ve 1959 tarih, 6 sıra numaralı tapuyla paydaş bulunduklarını ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalı Hazine’nin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir.
2-1 parsel sayılı taşınmaz maliki mirasçıları dahili davalıların temyiz itirazlarına gelince;
Dava ehliyeti davada taraf olma ehliyetidir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, taraf ehliyetini tanımlamamış, 38. maddesiyle Türk Medeni Kanununa yollamada bulunmakla yetinmiştir. Türk Medeni Kanunu ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek, medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını, her gerçek kişinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine
./..
2009/12659 – 2009/13447 -2-
düştüğü andan itibaren taraf ehliyetini kazanacağını ve yaşadığı sürece taraf ehliyetinin devam edeceğini belirtmiştir.
Öte yandan Türk Medeni Kanununun 28. maddesinde, gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği belirtilmiştir. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği kuşkusuzdur.
Bu itibarla, gerek Türk Medeni Kanunu gerekse Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, dava açıldığı zaman hayatta bulunan kişiler yönünden düzenleyici hükümler koymuş, ölen kişiler hakkında açılacak davalar yasalarımızda yer almamıştır. Nitekim, 04.05.1978 tarihli ve 1978/4-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, dava tarihinden önce ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği, aleyhine dava açılamayacağı, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş kimsenin mirasçılarına halefiyet kuralı uygulanamayacağından davaya dahil edilmek veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği vurgulanmış, bu doğrultudaki içtihatlar kararlılık kazanmıştır.
Somut olayda; dava konusu 1 parsel sayılı taşınmaz maliki davalı …, davanın açıldığı 21.03.2005 tarihinden önce, 10.09.1987 tarihinde ölmüş olduğu halde, mirasçılarına dahili dava dilekçesi tebliğ edilerek davaya devam edilmiş ve bu parsel aleyhine de hüküm kurulmuştur. İçeriği az yukarıda açıklandığı üzere, dava tarihinde kişiliği sona ermiş kimsenin mirasçılarına halefiyet kuralı uygulanamayacağından davaya dahil edilmek veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilmesi olanağı bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine’nin temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle dahili davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde dahili davalılara iadesine, 24.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.