Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/1427 E. 2008/5339 K. 18.04.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1427
KARAR NO : 2008/5339
KARAR TARİHİ : 18.04.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.01.1967 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 01.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı köy vekili; 1423 parsel sayılı taşınmazın köylerine ait kadim mera olduğunu, ancak tapulama komisyonunca davalı köy adına mera niteliği ile tespit edildiğini belirterek, tapusunun iptali ile davacı köy adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, 14.05.1976 tarihinde davanın reddine karar verilmiş, bu karar Dairemizin 02.11.1976 tarihinde bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda çekişme konusu 1423 parsel sayılı taşınmazın sınırlarının bilirkişilerce tam olarak tespit edilemediği bu durumda davanın sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı köy vekili temyiz etmiştir.
Mera, bir veya birden fazla köy ve kasaba halkına, bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş yada kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altına olan mera, yaylak ve kışlaklar, özel mülkiyete geçirilmez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanmaz, sınırları daraltılamaz. (Mera Kanunu m.3-4)
Burada öncelikle belirtmek gerekir ki, çekişme konusu 1423 parsel sayılı taşınmazın mera olduğu konusunda taraf köyler arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi, yerinde yapılan keşifler sonucunda düzenlenen ziraatçıbilirkişi raporlarında da mera olduğu belirtilmiştir. Uyuşmazlık konusu olan husus meranın kullanımının hangi köye ait olduğu yönünde toplanmaktadır.
02.11.1976 tarihli bozma kararımızda da vurgulandığı üzere 31.05.1965 tarihli ve 4/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “… tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bile başka köy sınırı içine alınmış olması halinde sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı…” öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanununun 29.maddesi ile de belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder.
Dava konusu 1423 parsel sayılı taşınmaz kadastroca çapa bağlanmıştır. Niteliği de meradır. Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise yada kadim kullanım hakkına dayanılabilir. Somut olayda davacı vekilinin isteği kadim kullanma hakkına dayalıdır. Mahkemece bozmaya uyularak yerinde keşif yapılmış, mahalli bilirkişiler ve tanıklar dinlenmiştir. Yazılı nedenle davanın reddi, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözümsüz bırakmıştır. Davanın esası hakkında bir kara verilmemiş olması, mahkemelerin yargılama amacına uygun düşmez.
O halde uyuşmazlığın kadimlik ve kullanım durumlarına göre toplanan deliller doğrultusunda esasa ilişkin bir karar verilerek çözüme kavuşturulması gerekirken, yazılı nedenlerle red kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, 18.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.