YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7630
KARAR NO : 2008/8656
KARAR TARİHİ : 30.06.2008
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 29.11.2007 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.03.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, davacı adına kayıtlı 12 ada 197 parsel sayılı taşınmaz üzerine … lehine konulan ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ehliyeti davada taraf olma ehliyetidir. H.U.M.K. taraf ehliyetini tanımlamamış 38. maddesiyle Medeni Kanuna yollamada bulunmakla yetinilmiştir. Medeni Kanunumuz ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek, medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını, her gerçek kişinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren taraf ehliyetini kazanacağını ve yaşadığı sürece taraf ehliyetinin devam edeceğini belirtmiştir. Öte yandan gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği Kanunun 28. maddesinde belirtilmiştir. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği kuşkusuzdur. Bu itibarla, gerek Medeni Kanun gerekse H.U.M.K.’nu dava açıldığı zaman hayatta bulunan kişiler yönünden düzenleyici hükümler koymuş, ölen kişiler hakkında açılacak davalar yasalarımızda yer almamıştır. Nitekim 04.05.1978 tarih 1978/4-5 sayılı YİBK da dava tarihinden önce ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği aleyhinde dava açılamayacağı, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş kimsenin mirasçılarına ardıllık (halefiyet) kuralı uygulanamayacağından davaya dahil edilmek veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği vurgulanmış içtihatlar bu doğrultuda kararlılık kazanmıştır.
Mahkemece resen göz önünde bulundurulması gereken bu usul kuralı göz ardı edilerek hüküm kurulması doğru değildir.
Belirtilen nedenle, dava tarihinde önce 01.11.1981 tarihinde öldüğü anlaşılan davalı … hakkında açılan davanın reddi gerekirken, işin esasına girilip kabulü yönünden hüküm kurulması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 30.06.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.