YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12933
KARAR NO : 2009/13409
KARAR TARİHİ : 23.11.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar, arasındaki dava ve birleşen davada tazminat istenmesinden dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 16.07.2009 gün ve 2009/6577-8981 sayılı ilamiyle bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde taraf vekillerince kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı şirket vekili, müvekkili ile … Gıda San. ve Tiç. A.Ş. yetkilisi davalıların ortak miras bırakanı … … arasında fabrika kiralanması konusunda 10.07.1995 başlangıç tarihli 12 yıllık sözleşme imzalandığını, çalışır vaziyette olmayan fabrika binasını faal hale getirmek için harcamalar yapıldığını, ancak davalılar miras bırakanının şirketi temsile yetkili kişi olmadığının anlaşıldığını, sözleşmenin feshedilerek fabrikadan tahliye ettirildiklerini, bu yüzden fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere onmilyar lira yapılan harcamalar toplamı, beşmilyar lira da gelir kaybı zararı olmak üzere onbeşmilyar liranın faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, açılan davanın reddini savunmuş, diğer mirasçılar cevap vermemişlerdir.
Mahkemece taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, onbeşmilyar liranın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Hükmü davalılardan … …’ın temyiz etmesi üzerine Yargıtay Yüksek 11. Hukuk Dairesinin 24.10.2005 tarih 2004/12810 E. 2005/10170 K. sayılı ilamı ile özetle “… Dava konusu 10.07.1995 tarihli ve 12 yıllık kira
./..
2009/12933-13409 -2-
sözleşmesini kiraya veren olarak … Gıda San. ve Tiç. A.Ş. adına … … imzalamıştır. Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/538 Esas ve 1998/742 Karar sayılı kesinleşen ilamında da belertildiği üzere anılan şirketi temsile yetkili …’ın … …’a şirket işlerini yürütmesi için verdiği 11.01.1991 tarihinden itibaren 3 yıl süreli vekaletname süresinin dolmasından sonra kira akdinin düzenlendiği, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığı sabittir. Uzun süreli kira sözleşmesi yapıp, bu sözleşmeye dayanarak çalışır vaziyette olmayan dava dışı şirkete ait fabrikayı faal hale getirmek için bir çok masraf yapan ve tacir olan davacı şirketin şirket adına sözleşmeyi imzalayan kişinin yetkili olup olmadığını araştırması ve TTK.nun 20/2 maddesi anlamında basiretli bir tacir gibi davranması gerekmesi nedeniyle müterafık kusurunun olup olmadığı ve bu nedenle hükmedilecek tazminattan indirim yapılması gerekip gerekmediğinin karar yerinde tartışılmaması doğru görülmemiştir….” gerekçesi ile bozulmuştur.
Davalılardan … ,…, … kararın kendilerine usulünce tebliğ edilmediğini ileri sürerek kararı temyiz etmeleri üzerine Yargıtay Yüksek 11. Hukuk Dairesinin 01.05.2006 tarih 2006/3818 E. 2006/4914 K. sayılı ilamı ile mahkeme kararı hükmü temyiz eden davalılar vekiline usulüne uygun tebliğ edilmediğinden süresinde kabul edilerek, yapılan inceleme sonunda önceki bozma kararı ile aynı mahiyette verilen bozma kararında, özetle “…1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalılar vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.2- Dava konusu 10.07.1995 tarihli ve 12 yıllık kira sözleşmesini kiraya veren olarak … Gıda San. ve Tiç. A.Ş adına … imzalamıştır. Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/538 Esas ve 1998/742 Karar sayılı kesinleşen ilamında da belertildiği üzere anılan şirketi temsile yetkili …’ın … …’a şirket işlerini yürütmesi için verdiği 11.01.1991 tarihinden itibaren 3 yıl süreli vekaletname süresinin dolmasından sonra kira akdinin düzenlendiği, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığı sabittir. Uzun süreli kira sözleşmesi yapıp, bu sözleşmeye dayanarak çalışır vaziyette olmayan dava dışı şirkete ait fabrikayı faal hale getirmek için bir çok masraf yapan ve tacir olan davacı şirketin şirket adına sözleşmeyi imzalayan kişinin yetkili olup olmadığını araştırması ve TTK.nun 20/2 maddesi anlamında basiretli bir tacir gibi davranması gerekmesi nedeniyle müterafık kusurunun olup olmadığı ve bu nedenle hükmedilecek tazminattan indirim yapılması gerekip
./…
2009/12933-13409 -3-
gerekmediğinin karar yerinde tartışılmaması doğru görülmemiştir…” gerekçesi ile bozulmuştur.
Aynı davacı, eldeki dava ile birleşen 2006/11 Esasta kayıtlı davada, ilk davada saklı tuttuğu tazminat hakkına ilişkin olarak da, kalan 198.739.00 YTL’nin faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamları doğrultusunda araştırma ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış uzman bilirkişiler dosyaya ibraz ettikleri 21.02.2007 tarihli raporlarında TTK’nun 20/2 maddesi hükmü uyarınca davacı şirketin müterafik kusurunun % 20 olduğu , bozma ilamlarından önce uzman bilirkişilerce belirlenen un fabrikası tesislerinde davacı şirket tarafından yapılmış imalat, yenileme, demontaj, montaj ve onarım gibi faydalı ve zorunlu harcamalar toplamı 213.739.00 YTL. den % 20 oranında indirim yapılması gerektiğini bildirmişlerdir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile 12.000 YTL’nin, birleştirilen davanın da kısmen kabulü ile 158.991.20 YTL.nin faizleri ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar …,… ile … ( … ) temyiz etmişler. Dairemizce hüküm bu kez özetle “… 1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriği ile hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılmış olmasına göre temyiz eden davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine.
2- Asıl davada, toplam talep konusu yapılan 15.000.00 YTL nin 5000.00 YTL’lik kısmı, sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan kar kaybı zararına ilişkindir.Kar kaybı, kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genellikle de, sözleşmeyi kusuruyla ifa etmeyen taraftan istenir. Bu tür isteklerin dayanağı da B.K.nun 96. maddesidir. Bu zararı, sözleşmenin kusursuz olan tarafı talep edebileceğinden, kısmen de olsa kendi kusuruyla sözleşmenin ademi ifasına sebebiyet veren taraf, kar kaybı zararı isteyemez. Yargıtay bozmasından sonra alınan raporda bilirkişiler davacı tarafın da % 20 oranında kusurlu olduğunu saptadığından, davacının kar kaybı zararı altında talepte bulunması olanaksızdır.
Taraflar arasındaki 10.07.1995 başlangıç tarihli hasılat kira sözleşmesinin 12 yıl için kurulduğu, davacı şirketin fabrika binasında faaliyetini sürdürürken icra marifetiyle 17.01 2002 tarihinde tahliye edildiği
./….
2009/12933-13409 -4-
anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle davacı, kira sözleşmesinin sonuçlarından 10.07.1995 – 17.01.2002 tarihleri arasında yararlanmıştır. Böyle olunca, fabrika binasındaki onarım ve yenileme giderlerine ilişkin isteğin bu süre dışındaki zaman dilimiyle sınırlı olarak kabulü gerekirken, sözleşmeden hiç yararlanmamış gibi zarar hesabını yapan bilirkişi raporuna bağlı kalınarak birleşen davanın yazılı olduğu şekilde kabulü de doğru olmamıştır….” gerekçeleri ile bozulmuştur.
Davacı ile davalılar … … ,…,…, … karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
1-Yargıtay’ın bozma kararına uyulması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar. ( 09.05.1960 günlü ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalan kısımları kesinleşir. Başka bir deyişle, kesinleşmiş olan kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak teşkil eder.
Mahkemenin ilk hükmü, Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.10.2005 gün 2004/2810 E. 2005/10170 K. ve 01.05.2006 gün 2006/3818 E. 2006/4914 K. sayılı bozma ilamları uyarınca yalnızca “…davacı şirketin TTK’nun 20/2 maddesi anlamında basiretli bir tacir gibi davranması gerekmesi nedeniyle müterafık kusurunun olup olmadığı ve bu nedenle hükmedilecek tazminattan indirim yapılması gerekip gerekmediğinin karar yerinde tartışılmaması…” nedeniyle bozulmuş, sair temyiz itirazlarının ise reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi, bozma kapsamı dışında kalan hususlarda davacı şirket yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyularak verilmiş hükmün, bozma kararı kapsamı dışında kalan “ kar kaybı yönünden ve bakım onarım giderlerinin fabrikada faaliyetin sürdürüldüğü 10.07.1995 – 17.01.2002 tarihleri dışındaki zaman dilimiyle sınırlı olarak kabulü gerektiğine” ilişkin Dairemiz bozma kararı yukarıda açıklanan usuli kazanılmış hak ilkesine aykırılık teşkil ettiği ve bu nedenle yanılgıya dayalı olduğundan, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile davacı yararına usuli kazanılmış hak teşkil eden ve bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş hükmün onanması gerekmiştir.
2- Yukarıda açıklanan onama nedenine göre davalıların karar düzeltme istemleri yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) bentte yazılı nedenlerle davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin bozmaya ilişkin 16.07.2009 tarih
./…
2009/12933-13409 5-
2009/6577-8981 sayılı ilamının KALDIRILMASINA, (2) bentte yazılı nedenlerle davalıların karar düzeltme istemlerinin REDDİNE, davalıların tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının hükmü temyiz eden davalılardan alınmasına, 625.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, 23.11.2009 tarihinde oy birliği ile karar verildi.