Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/25848 E. 2022/9852 K. 30.06.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/25848
KARAR NO : 2022/9852
KARAR TARİHİ : 30.06.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı … vekili ile davalılar ….. ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, 29/10/2009 tarihinde müvekkilinin kullanmakta olduğu araç ile davalı …’in kullandığı aracın çarpışması sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini, davalı …’in yaşanan kazada asli kusurlu olduğunu, önündeki aracı geçmek üzere şerit değiştirmek suretiyle kazaya sebebiyet verdiğini, olayın neticesinde müvekkili İrfan’ın ayağında kalıcı sakatlık oluştuğunu, …’ın yüzünde sabit iz oluştuğunu, …’nin beyin kanaması geçirdiğini ve tedavisinin devam ettiğini beyan etmiş ve bu nedenlerle, toplam 1.000,00 TL maddî, 40.000,00 TL manevî tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …vekili; davacı tarafın iddialarının yersiz ve dayanaksız olduğunu beyan etmiş ve bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …; kaza tespit tutanağında olayın yanlış anlatıldığını, kapalı olan yoldan aniden trafiğin seyrettiği yola giren davacının asli kusurlu olduğunu, kazanın oluş şekline göre kendisinin kusurunun olmadığını beyan etmiş ve bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, açılan davanın kısmen kabulü ile taleple bağlı kalınarak 67.575,00 TL maddi tazminatın 250,00 TL’sinin 12/04/2011 tarihinden itibaren, 67.325,00 TL’lik kısmının ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’a verilmesine, taleple bağlı kalınarak 273,00 TL maddi tazminatın 250,00 TL’sinin 12/04/2011 tarihinden itibaren, 23,00 TL’lik kısmının ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’a verilmesine, taleple bağlı kalınarak 382,20 TL maddi tazminatın 250,00 TL’sinin 12/04/2011 tarihinden itibaren, 132,20 TL’lik kısmının ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’a verilmesine,…’a ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, 10.000,00 TL manevi tazminatın 29/10/2009 tarihinden itibaren, işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … ve…’dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 5.000,00 TL manevi tazminatın 29/10/2009 tarihinden itibaren, işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … ve…’dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 5.000,00 TL manevi tazminatın 29/10/2009 tarihinden itibaren, işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … ve…’dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 5.000,00 TL manevi tazminatın 29/10/2009 tarihinden itibaren, işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … ve…’dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı…’a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, hatır taşımacılığı olmadığından indirime yer olmadığına, karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ile davalı … tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2016/6959 esas, 2019/2623 karar ve 07/03/2019 tarihli bozma ilamında özetle, “Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda beden gücü kaybına uğrayan davacı …’nin 18 yaşından itibaren kazanç sağlamaya başlayacağı kabul edilerek, bu yaştan itibaren zarar hesabı yapılmış ise de, yukarıda yapılan açıklamalar göz önünde tutularak davacının sürekli çalışma gücünü yitirdiği kaza tarihinden itibaren zararın oluşacağı kabul edilerek hesaplama yapılması gerektiğinden yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye yer verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama neticesinde tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, taleple bağlı kalınarak 67.575,00 TL maddi tazminatın 250 TL’sinin 12/04/2011 tarihinden itibaren 67.325,00 TL’lik kısmının ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’a verilmesine,tüm davacıların davalı … ve…’ya yönelik manevi tazminat davası bozma konusu yapılmayarak daha önce kesinleştiğinden yeniden aynı konuda hüküm tesisine yer olmadığına,karar verilmiş, hüküm davacı … vekili ile davalılar … ve… vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davacı … vekilinin tüm, davalılar… ve … vekilinin yerinde olmayan sair, temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, Borçlar Kanunu’nun 46. maddesi (6098 sayılı TBK m. 54) gereğince çalışma gücü kaybı nedeniyle maddi tazminat ve 47. maddesi (TBK m. 56) gereğince manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkeme tarafından, 17. Hukuk Dairesi’nin 07/03/2019 tarihli bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma kararının gereği yerine getirilmemiştir. Bozmadan önce yürütülen yargılamada alınıp hükme esas kabul edilen 04/11/2015 tarihli aktüerya raporunda, 2015 yılı verilerine göre davacı için toplam 67.575,00 TL maluliyet tazminatı hesaplanmış, davacı taraf, rapordaki bedel üzerinden davasını ıslah etmiş, mahkemece, ıslah doğrultusunda maddi tazminata hükmedilmiştir. Davacılar vekili ile davalı …’in kararı temyizi üzerine, 17.Hukuk Dairesi’nin bozma ilamında, maddi tazminatın hesap biçiminin uygun bulunmadığı vurgulanarak, karar davacı … lehine bozulmuştur.
Bozma kapsamında yürütülen yargılamada; bozmadan önceki hükme esas alınan hesap raporundaki hataların düzeltilmesi için yeniden hesap raporu alınmış, davacının, ilk rapor tarihi 04/11/2015 itibariyle geçici ve sürekli iş göremezlik zararı toplamının 87.492,56TL olduğu, 17/01/2021 tarihli rapor ile (2020 verileriyle hesaplama yapan) geçici
ve sürekli iş göremezlik zararı toplamının 222.571,13 TL olduğu belirlenmiş, ancak, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı, bozmadan önceki usuli kazanılmış hakların korunması gerektiği gerekçesiyle ve taleple bağlı kalınarak ilk hükümdeki miktar (67.575,00) hüküm altına alınmıştır.
Mahkeme ilk hükmünün sadece davacı … lehine bozulduğu, davacı tarafın ilk hükme esas alınan 04/11/2015 tarihli hesap raporuna itirazının bulunmadığı, bozma ilamının kapsamında belirtilen yönler dışında 04/11/2015 tarihli raporda belirlenen tazminat miktarları için davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınmalıdır. Her ne kadar mahkeme tarafından karar gerekçesinde ilk hükümdeki miktar aşılmadan karar verilip usuli kazanılmış hakların korunduğu söylenmiş ve devamında bozma sonrası alınan 18/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının tazminat alacağının ilk karar tarihi 04/11/2015 itibari ile 87.492,56 TL, 18/01/2021 tarihi itibari ile 222.571,13 TL olduğu, taleple bağlı kalınarak 07/07/2015 tarihli ilk raporda belirlenen 67.575,00 TL iş göremezlik zararının kabulüne karar verildiği belirtilmiş ise de, hangi rapora itibar edildiği açıklanmamıştır. Bu durum, mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gerektiğine ilişkin Anayasanın 141/3 maddelerine aykırı olduğu gibi kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini de içeren hukuki dinlenilme hakkı başlıklı HMK m.27 hükmüne de aykırıdır. Öte yandan, 04/11/2015 tarihli bilirkişi raporunda davacı …’nin hesaplanmayan geçici iş göremezlik alacağı yönünden itiraz etmeyen davacı yan lehine olacak biçimde, asgari ücrette gerçekleşen artışın dikkate alınmasının kamu düzenine ilişkin olduğu ve resen uygulanması gerektiği belirtilerek yeniden yapılan hesap sonucu, tazminatın ilk hükümdeki miktarı aşacak şekilde belirlenmesi, davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakları ihlal edecektir (HGK’nun 18.02.2020 tarih, 2016/21-817 Esas ve 2020/167 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir).
Açıklanan vakıalar karşısında mahkemece; ilk hükme esas alınan 04/11/2015 tarihli rapora davacı vekilinin itirazı olmadığı halde davalılar yönünden usuli kazanılmış hakları ihlal edecek biçimde güncel verilerle hesap yapan 18/01/2021 tarihli aktüer raporunun alınması doğru olmadığı gibi, kararın gerekçesinde hangi rapora itibar edildiğinin açıklanmaması ve davacı yönünden infazda tereddüte yol açacak şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacının hak kazanabileceği işgücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan ve karara esas kabul edilen 17.01.2021 tarihli aktüer raporunda; davacının aktif çalışma devresi olarak kabul edilen sürenin tamamı için AGİ bedeli dahil edilmiş asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı görülmektedir. Asgari geçim indirimi bedeli, fiili çalışmanın karşılığı olan bir ödeme olup, fiilen çalışmayan kişiler için efor kaybı tazminatı hesaplanırken ücrete dahil edilmesi mümkün değildir. Bu itibarla; davacı için kaza tarihinden itibaren tazminat hesaplanmasında bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, kaza tarihinde 2 aylık olan ve gelir getirici bir işte fiilen çalışmayan davacı için işgücü kaybı (efor kaybı) tazminat hesabı yapılırken, fiilen çalışmaya başlayacağı 18 yaşına kadar AGİ dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden ve 18 yaştan sonraki aktif devre içinse AGİ bedeli dahil edilmiş asgari ücret üzerinden hesap yapılması gereklidir. Bu yönü gözetmeyen rapor hatalıdır. Açıklanan nedenlerle; davacının 2 ay-18 yaş aralığındaki dönem için AGİ dahil edilmemiş net asgari ücret üzerinden ve 18-60 yaş arasındaki aktif dönem içinse AGİ bedeli dahil edilmiş net asgari ücret üzerinden tazminat hesabının yapılması (pasif dönem hesabının kök rapordaki gibi yapılması) için rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalılar … ve … vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar … ve… vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 21,40 TL kalan harcın temyiz eden davacı …’dan alınmasına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … ve …’e geri verilmesine 30/06/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.