YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9124
KARAR NO : 2008/10074
KARAR TARİHİ : 13.10.2008
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalı adına kayıtlı 143 ada 9 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile terkin isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Davacı Hazine, tapuda davalılar adına kayıtlı 143 ada 9 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürüp, kıyıda kalan bölümün tapusunun iptali ve kütükten sicil kaydının terkini ile tescil harici bırakılması isteklerinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın bir bölümünün kıyıda kaldığı gerekçesiyle tapunun iptaline karar verilmiştir.
Toplanan dellillerden ve tüm dosya içeriğinden 143 ada 9 parsel sayılı taşınmazın 21.9.1971 tarih 25 nolu tapu kaydı esas alınarak 4579 m2 miktar ile … … adına kadastroca tespit edildiği, 9.4.1986 tarihinde de davalıya satış suretiyle intikal ettiği tespite esas alınan tapu kaydının, Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 2.10.1968 gün, 1968/63 Esas, 1968/37 Karar sayılı, Hazinenin de taraf olduğu tescil ilamı ile oluştuğu anlaşılmaktadır.
Öncelikle çözüme kavuşturulması gereken hususun, HUMK.’nun 237.maddesinde düzenlenen kesin hüküm oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı kuşkusuzdur.
Kesin hükümden sözedebilmesi için öncelikle kesinleşen hükümdeki taraflarla, dava konusunun ve dava sebebinin aynı olması gerekeceği tartışmasızdır.
Bilindiği üzere Türk Medeni Yasasının 713 (eski Medeni Yasanın 639.maddesi) maddesine göre zilyetliğe dayanan tescil davaları Hazine ve ilgili kamu tüzel kişiliğine karşı açılır.Bunun nedeni ise, Hazinenin arzın tabi maliki olması ve 743 Sayılı Medeni Yasada 9.3.1954 tarihinde 6333 Sayılı Yasa ile yapılan değişikliktir. Kaldı ki, bu kural 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 713.maddesinde de aynen benimsenmiştir.
Öte yandan kıyılar kamunun ortaklaşa yararlandığı, yerler olup, özel mülkiyete konu teşkil etmezler. ( Anayasa Md; 43, 3402 Sayılı Yasa Md. 16/C.)
Ne varki, Hazinenin de tarafı olduğu bir ilam ile taşınmazın özel mülkiyete konu teşkil ettiği benimsenerek bir tescil hükmü kurulur ve taşınmaz hakkında bir sicil kaydı tesis edilirse, artık bu kararın Hazineyi bağlamayacağından sözedilemez. Ayrıca, kesin delilinde aynen kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı tartışmasızdır.
Somut olay bu ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; tespite esas alınan tapunun tescil ilamı ile oluştuğuna, davalının tescil ilamını alan kişinin halefi olduğuna göre, ilamın iki tarafı da bağlayacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, yerinde yeniden keşif yapılarak tespit dayanağı tapunun eki tescil krokisinin yerine uygulanması, çekişmeli taşınmazın tescil krokisi kapsamında kalıp kalmadığının açıklığa kavuşturulması, kroki kapsamında kalan kısımla ilgili kesin delilin varlığı gözetilerek davanın reddedilmesi, tescil krokisi dışında kalan bölümle ilgili olarak kabul kararı verilmesi gerekirken, değinilen yön üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.10.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.