Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/3708 E. 2007/7728 K. 19.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3708
KARAR NO : 2007/7728
KARAR TARİHİ : 19.06.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.2.2004 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali tescil veya tazminat istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; tazminat isteminin kısmen kabulüne, dair verilen 25.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle tayin olunan 19.6.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av…. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümün temlik alınması nedeniyle kişisel hakka dayalı tapu iptali tescil, ikinci kademedeki istek ise satış bedeli olarak ödenen 12.000 USD ve cezai şart olan 20.000 USD’nin davalılar … ile …’dan tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davacı üçüncü kişinin satış bedelinden 12.000 USD’lik kısmı dışındaki bedelin ödenmediğinden artık davalı …’un sözleşme ile bağlı sayılacağı kabul edilemeyeceğinden tescil isteminin reddine, satış bedelinden peşin ödenen 12.000 USD’nin dava tarihindeki Türk lirası karşılığının …’dan tahsiline karar verilmiş; bu hükmün temyizi üzerine yerel mahkeme kararı;
“…arsa sahibi olan davalılar M…. … ve arkadaşları ile … ve A…. … arasında tarihsiz “Yapı Şartnamesi” başlıklı inşaat yapım sözleşmesi bulunmaktadır. Bu sözleşmenin yüklenicileri A…. … ile …’dur. Ancak bu sözleşmede binanın arsa payı devri karşılığı yapıldığına ve dava konusu üç numaralı bağımsız bölümün yükleniciye düştüğüne ilişkin bir kayıt yoktur. Bu bakımdan öncelikle arsa sahipleri ile yükleniciler arasında bu sözleşmeyi tamamlayan ayrı bir sözleşme bulunup bulunmadığı ilgililerinden sorulup saptanmalı,sözleşme varsa taraflarından sağlanarak dosyaya alınıp incelenmelidir. Şayet mahkemece yapılacak isticvap işlemleri sonunda arsa malikleri ile yükleniciler arasında bir bina yapım sözleşmesi olduğu ve tescili istenen bağımsız bölümün yüklenicilere bırakılan yerlerden bulunduğu saptanırsa bu gibi sözleşmelerin biçim koşuluna uygun yapılması zorunlu olmasına rağmen, 30.9.1998 tarih ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında belirlendiği üzere eser reddedilemeyecek bir düzeye gelmişse bu aşamada şekil koşuluna uyulmadığını savunmak Medeni Kanunun 2.maddesindeki “dürüst davranma” kuralına aykırı düşeceğinden mahkemece yapının getirildiği fiziki seviyenin saptanması gerekecektir. Yapılacak keşifte eserin reddedilemeyecek bir düzeye geldiği belirlenirse ve davalılar arasında eser sözleşmesinin varlığı kabul edilirse bu olgu yükleniciye kişisel hak sağlayacağından yüklenici bu hakkına dayanarak doğrudan arsa sahiplerinden bağımsız bölüm tescilini isteyebilir veya B.K.nun 162.ve devamı maddelerine dayanarak bu hakkını yazılı olması koşuluyla temlik ettiği üçüncü kişiler talepte bulunabilir. Olayda davacı, yüklenici …’nun şahsi hakkını davalılardan …’a devir ve temlik ettiğini kendisinin de bu kişiden şahsi hak temellük ettiğini iddia ettiğinden burada yüklenici ile … arasında yazılı bir temlik ilişkisinin var olup olmadığı üzerinde durmak gerekecektir. Zira, üçüncü kişi ancak kazandığı bir hakkı temlik edebilir. Yüklenicinin temliki yoksa …’un davacıya devir ve temliki sonuç doğurmaz.
Bu açıklamalardan sonra mahkemece yapılacak iş; arsa sahibi davalılar ile diğer davalılar arasında arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi olup olmadığını açıklığa kavuşturmak, böyle bir sözleşme varsa dava konusu bağımsız bölümün yüklenicilere isabet edip etmediğini belirlemek, yazılı sözleşme bulunup da biçim koşuluna uyulmamışsa, yüklenicilerin şahsi hak kazanıp kazanmadığını yerinde keşif yapılıp binanın getirildiği seviyeye göre 30.9.1988 tarih ve 2/2 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı doğrultusunda değerlendirmek ve yine yüklenicinin şahsi hak kazandığı sonucuna varılırsa yükleniciler A. … … ile … arasındaki ortaklığın adi ortaklık olduğu, adi ortaklardan her birinin temlikinin kendi payı yönünden geçerli olacağı nazara alınarak yüklenici …’nun kişisel hakkını ya yapılan temlik işleminin hüküm ve sonuçlarını doğuracağı kanısına varılırsa satım bedelinden kalan miktar yükleniciye ödenmek üzere depo ettirilerek her iki yüklenici birlikte kişisel haklarını …’a temlik etmişler ise,nizalı bağımsız bölümün tamamı, yüklenicilerden yalnızca … kişisel hakkını …’a temlik etmiş ise, yarı payı yönünden davayı kabul etmek, aksi durumda ise şimdiki gibi tescil isteminin reddini hüküm altına almak olmalıdır…” şeklindeki gerekçelerle bozulmuştur.
Yerel mahkemece bozma ilamına uyulmuş, yargılama aşamasında dava konusu bağımsız bölümün 12.12.2005 tarihinde …’a satışı nedeniyle dava bu kişiye yöneltilmiş, tapu kaydında bulunan ihtiyati tedbirin “… ve … adına oluşmuş oluşacak hisse ve bağımsız bölüm”e ilişkin bulunduğu …’un taşınmazı … …’den satın aldığı bu nedenle de …’un iyiniyetli olduğu gerekçesiyle tapu iptali tescil isteminin reddine, tazminat isteminin de kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmü davacı ve davalı … … temyiz etmiştir.
1- Davacının temyiz itirazları incelendiğinde;
Gerçekten de, taşınmazı … … …’den satın almıştır. … …’e ait paylara yönelik ihtiyati tedbir kararı da tapu kaydında mevcut değildir. Ancak, yüklenici payı için konulan tedbirin … yönünden etkisinin bulunup bulunmayacağı irdeleme konusudur. Şöyle ki;
Genel olarak, kesin hukuki himaye sonucunun ortaya çıkmasına kadar yargılama öncesinde veya sonrasında doğabilecek risklerden davacı ve/veya davalıyı korumak için yargı organlarınca verilen geniş ya da dar kapsamlı hukuki himaye “geçici hukuki himaye tedbirleri” olarak tanımlanır (Ejder Yılmaz, Geçici Himaye Tedbirleri, …, 2001 s.32). Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 101 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir de geçici hukuki himaye tedbirlerinden birisidir. İhtiyati tedbir yolu ile taraf dava konusu hakka ilişkin doğacak tehlikelerden korunmaktadır. Tapu kaydına konulan ihtiyati tedbir aynı zamanda tapuda yapılacak intikallerde üçüncü kişilerin Türk Medeni Kanununun 1023.maddesinin korumasından yararlanmasını da engeller.
Eldeki davada da davacı dava konusu hakkının yargılama aşamasında el değiştirmesini önlemek amacıyla yüklenici … tarafından …’a satılan ve kendisinin temlik aldığını ileri sürdüğü bağımsız bölümün üçüncü kişilere temlikini önlemek amacıyla ihtiyati tedbir isteminde bulunmuş, bu istem 5.3.2004 tarihinde mahkemece kabul edilerek tapuya mahkeme ismi ve esas numarası da belirtilmek suretiyle tedbir şerhi konulmuştur. Şerhteki açıklama “…, … adına oluşacak hisseler üzerine ihtiyati tedbir konulmuştur” şeklindedir. Ne var ki, tapuda kat irtifakı kurulurken paylar arsa sahipleri adına oluşmuş davalı …’dan arsa sahibinden taşınmazı satın almıştır. … …’un dava konusu bağımsız bölümü sattığını belirttiği …’un eşidir. Davacı …’un kendilerine satış yapıldığından haberdar olduğunu da ileri sürmektedir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, kayıtta bulunan ihtiyati tedbir nedeniyle bağımsız bölümün bulunduğu taşınmaz üzerinde çekişmeli bir hakkın bulunduğu açıktır. Bu nedenle de tapuda işlem yapan kişilerin bu çekişmenin nedenini araştırması halin icabı ve hayatın olağan akışı gereğidir. Birikimleri ile yatırım yapan kişilerin elde edecekleri hakkın her türlü riskten uzak olmasını garanti altına almak isterler. Davalı … iyiniyetli olduğunu savunmuş ise de, yüklenici tarafından inşa edilen binada onun payına yönelik konulan tedbir nedeniyle satın aldığı bağımsız bölümün yükleniciye edimi karşılığı bırakılan yer olup olmadığını araştırma yükümlülüğü vardır. Yüklenici payı için konulan tedbirden o payı temlik aldığını ileri süren davacı yan yararlanacaktır. Hal böyle olunca da, davalı …’un Türk Medeni Kanununun 1023.maddesinden yararlanacağından söz edilemez. O halde, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiğinden hüküm davacı yararına bozulmalıdır.
2- … vekilinin temyizine gelince; yukarıdaki bentte yazılan bozma nedenine göre bu davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) bentte yazılı nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) bent uyarınca davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harçlarının istek halinde yatıranlara iadesine, 500 YTL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, 19.6.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.