Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/6049 E. 2007/7558 K. 15.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6049
KARAR NO : 2007/7558
KARAR TARİHİ : 15.06.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
K A R A R
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 3.9.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 3.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan … ve … vekili ve davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 724.maddesine dayalı temliken tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece istek hüküm altına alınmış, kararı davacı ile davalılardan … ve … temyiz etmiştir.
1- Burada öncelikle belirtilmelidir ki Türk Medeni Kanununun 718.madde hükmü gereği arazi mülkiyeti yasal sınırlar ayrık olmak üzere yapıları bitkileri ve kaynakları da kapsar. Ancak, diğer bazı örnekleri olduğu gibi yasanın 724.maddesi mülkiyet hakkı kapsamına sınırlama getirmiş, zemin ile üzerindeki yapı arasındaki bağlantıyı kesmiş ve bazı koşullar varsa arazi üzerindeki yapı sahibine bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanımıştır. Bunun için;
Tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla bir yapı yapılmış olmalıdır.
Anılan maddede bina sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir.
Bu yapıyı kendi malzemesi ile yapan kişinin, inşaatın başlangıcından bitimine kadar iyi niyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 5.7.1944 tarihli 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gereklidir. (subjektif koşul) Yapının, dava tarihine göre hesaplanacak değeri, zemin değerinden, açıkça daha fazla olmalıdır. (objektif koşul)
Yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise, tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsar. Mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için de bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının mümkün olması gereklidir.
İptale konu olacak zemin bedelinin arsa sahibine ödenmesine karar verilmeli, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktar, ödenecek bedelden mahsup edilmelidir.
Somut olaya gelince; 13.02.2005 günlü bilirkişi raporunda davacının isteminin dayanağını teşkil eden yapının 40 cm yüksekliğinde betonarme, radye bir temel kayidesi üzerine iç yüzlerin izalasyonları ile birlikte 8 cm. kalınlığında olan betopan duvarlar dikilerek bunun üzerine de çatı örtüsü renkli eternet olan … çatı kondurulmuş, prefabrik konut olduğu belirlenmiştir. Burada özellikle bilirkişilerin saptadığı yapının Türk Medeni Kanununun 724.maddesi anlamında temliken tescile olanak sağlayan yapı olup olmadığı yönü üzerinde durulmalıdır. Türk Medeni Kanununun 724.maddesi kapsamındaki yapı asıl şeyden ayrı sökülüp götürülmesi mümkün olmayan Türk Medeni Kanununun 684.maddesinde tanımı yapılan bütünleyici parçadır. Gerçekten, sözü edilen maddenin 2.fıkrası hükmünce bütünleyici parça; yerel adetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır. 684.maddenin kastetdiği bütünleyici parçanın varlığı için öncelikle bunun maddi bir mal olması gerekir. Aranan ikinci unsur, sürekli iç bağlantı (ekonomik amaç) ilişkisi yani bütünleyici parçanın asıl şeyle fizik bakımından sürekli olarak birleşmek suretiyle, birleşik eşyadan beklenen ekonomik amaç ve fonksiyonu sağlamasıdır. Bütünleyici parçanın unsurlarından bir diğeri maddi bağlantı (dış ilişki) unsurudur. Bundan maksat asıl şey ile bütünleyici şey (parça arasında) dıştan gözle görülebilen maddi bir bağlantı bulunmasıdır. Böylelikle bütünleyici parçayı teşkil eden şey asıl şeyin bir kısmı hale gelmeli, iki şeyin birleşmesi sonucu meydana genel bütünlük tek bir eşya gibi görülmelidir. Bunun sonucu olarak da yasadaki anlatımı ile “…o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parça…..” bütünleyici parçadır. Diğer yandan, yerel adetlere göre de o şey bütünleyici parça olarak kabul edilmelidir. Sayılan bu dört unsur bir arada olmadan 724.maddedeki “yapı” meydana gelmiş sayılmayacağından bir yapının varlığı ileri sürülerek anılan maddeye dayanılıp temliken tescil isteminde bulunulamaz.
Az yukarıda sözü edildiği üzere, bilirkişilerin 13.2.2003 tarihli raporlarında saptadıkları “prefabrik konut” bütünleyici parça (yapı) niteliği taşımayıp daha çok menkul hükmünde olduğundan temliken tescil davasına konu olamaz. Her ne kadar, prefabrik konut içindeki bazı unsurların yapının sökülüp götürülmesi halinde yapıya değer kaybettireceği bilirkişilerce ileri sürülmüşse de bu değer kaybı prefabrik konut niteliğindeki menkul eşyaya yapı niteliği kazandırmaz.
Davanın açıklanan bu nedenlerle reddi yerine istem hüküm altına alındığından kararın bozulması gerekmiştir.
2- Yukarıdaki bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerekmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, (2.) bent gereğince davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 15.6.2007 tarihinde oybirliği karar verildi.