YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2055
KARAR NO : 2007/3563
KARAR TARİHİ : 02.04.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 21.4.2005 gününde verilen dilekçe ile paya ve yola elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava paylı mülkiyete tabi taşınmazda yol olarak kullanıldığı iddia edilen kısma elatmanın önlenmesi ve 3 metrelik kısmın yol olarak bırakılması istemine ilişkindir.
Davalılar davacıların kullandıkları yerlerin belli olduğunu, dava açma haklarının bulunmadığını savunmuşlardır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir hüküm davalılarca temyiz edilmiştir.
Paylı mülkiyet rejimine tabi taşınmazlarda yararlanma kullanma ve korumayı düzenliyen Türk Medeni Kanununun 693.maddesince paydaşlardan her biri diğerlerinin haklarıyla örtüştüğü ölçüde eşyadan yararlanabilir ve onu kullanabilirler. Ancak taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında yapılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanım biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu kullanmayı benimsemişlerse, kayıtta paylı fakat fiilen bağımsız bir hal alan kullanma şekli resmi bir taksime veya şuyuun satış suretiyle giderilmesine kadar korunmalıdır. Ahde vefa kuralı ve Türk Medeni Kanunun 2.maddesinde düzenlenen dürüst davranma kuralı bunu gerektirir.
Somut olayda, paydaşların fiilen kullandıkları yerler belirlenmiş olup 798 parselin doğu kısmını davacılar, batı kısmını davalıların kullandığı davacıların taşınmazın güneyini, zaman zamanda kuzeyini yol olarak kullandıkları buralardan yaya olarak geçtikleri tanık ve mahalli bilirkişi ifadelerinden anlaşılmaktadır. Dava konusu 798 parselin paydaşlarının zeminde uygun bir yerin yol olarak bırakılması konusunda anlaşmaları yoktur.
Bu durum karşısında paydaşlar arasında eylemli olarak bırakılan bir yolun bulunmadığı, çekişmeli kısmın davalılara bırakılan yerde kaldığı anlaşıldığından fiili kullanım biçimi az yukarıda açıklandığı gibi, taksim sonucu paylar ayrılıncaya kadar veya şuyuun satış suretiyle giderilmesine kadar her paydaşı bağlıyacağından davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, 2.4.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.