YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2676
KARAR NO : 2007/3687
KARAR TARİHİ : 05.04.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.09.2003 gününde verilen dilekçe ile akdin feshi ve tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; fesih bakımından karar verilmesine yer olmadığına, tescil bakımından kabulüne dair verilen 20.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, taraflar arasındaki 05.03.1980 tarihli eser sözleşmesinin feshi ve feshin doğal sonucu olan tasfiyesinin sağlanması amacıyla tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir.
Mahkemece fesih istemi hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığına, davalı adına olan kaydın 860/2312 payın iptaline karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dosya kapsamından, 637 m2 yüzölçümündeki 4309 parselin davalı, 495 m2 yüzölçümündeki 4322 parselin ise davacı … adına tapuda kayıtlı olduğu, belediye encümeninin 27.12.2979 tarihli kararı ile her iki parselin tevhit edildiği ve 4502 parsel numarasını aldığı, tevhit işleminden sonra taraflar arasında 05.03.1980 tarihli biçimine uygun sözleşmenin düzenlendiği, bu sözleşmeye göre davalının yüklenici sıfatıyla hareket ederek tevhit sonucu ortaya çıkan taşınmaz üzerine projesine uygun bir bina yapım işini üstlendiği, yapılacak binadan 7 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerin arsa sahibi olan davacı belediyeye verilmesini kararlaştırdıkları ne var ki, 4502 parsel üzerine bina yapılmadığı ancak kat irtifakı kurularak, kurulan kat irtifakındaki 7 ve 9 numaralı bağımız bölümler tapusunun davacı … üzerine tescil edildiği, 12 numaralı bağımsız bölüm arsa payının dava dışı … uhdesine geçirildiği, kalan bağımsız bölümler tapusunun da davalı … üzerinde bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Gerçekten; taraflar arasındaki 05.03.1980 tarihli sözleşme mahiyeti gereği bir bina yapım işini ve yapılacak binadan arsa sahibi olan davacıya bağımsız bölüm tapusunun devrini öngördüğünden, tanımı Borçlar Kanununun 355 ve devamı maddelerinde yapılan bir «eser sözleşmesidir». Taraflar arasında 05.03.1980 tarihli sözleşmede ifa süresi otuz ay olarak kararlaştırıldığı halde davalının tevhitten sonra ortaya çıkan arsa üzerine bina yapmadığı çekişmeli değildir. Sözleşmede kararlaştırılan teslim süresi geçmiş, davalı bir eser meydana getirerek taahhüt ettiği şekilde davacıya bağımsız bölüm vermemiştir.
Bu gibi durumlarda Borçlar Kanununun 107. maddesi gereğince ayrıca bir fesih ihbarı gerekmeksizin iş sahibi konumundaki davacı yasanın 106. maddesinde kendisine tanınan haklardan sözleşmenin feshi seçeneğini kullanabilir.
Gerçekten, eldeki davada fesih isteminin nedeni Borçlar Kanununun 106. maddesinde sözü edilen « akdin icrasında teahhürür» dür. Mahkemece bütün bu nedenler bir yana bırakılarak eser sözleşmelerinin taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen çift tipli karma sözleşme olduğu gözetilerek «hükmen fesih» kararı verilmesi yerine, somut olaya uygun düşmeyen bazı gerekçelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Davacı iş sahibinin fesih dışındaki istemi, fesih geriye etkili sonuçlar meydana getireceğinden tapu kayıtlarının sözleşmeden önceki hale dönüştürülmesi, başka bir anlatımla “feshin tasfiyesinin” yapılmasıdır. Tasfiyeden amaç; fesih ile bozulan sözleşme ilişkisinde tarafların durumunu sözleşme öncesine getirmek bir bakıma sözleşme yapılmasaydı mal varlıkları ne ise mal varlığı bakımından o ana dönmelerini sağlamaktır. Somut uyuşmazlıkta sözleşmeden sonra kat irtifakı kurulduğundan ve kurulan kat irtifakında taraflar dışında … isimli kişiye de arsa payı verildiğinden bu kişinin davaya katılması sağlanmalı, kat irtifakı ile oluşturulan kayıt iptal edilmeden tasfiye yapılma olanağı bulunmadığı taraflara ait tapu kayıtlarının fesihden önceki miktarları gözetilip, taşınmazın tevhitten sonraki yüzölçümü gözetilerek kurulan kat irtifakı hükmen terkin edilmek suretiyle 4502 parselde pay tutarları, gerek duyulursa bilirkişiye hesap ettirilmeli, 4502 parsel paylı olarak taraflar adına kat irtifakı tesisinden önceki duruma uygun tescil edilmelidir. Mahkemece bütün bu yönler üzerinde durulmadan maddi olayı algılamada yanılgıya düşülerek yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 05.04.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.