YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2896
KARAR NO : 2007/3663
KARAR TARİHİ : 05.04.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 4.6.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydının düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydındaki ismin nüfus kimlik bilgilerine uygun hale getirilmesi istemiyle açılmıştır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı … Sicil Müdürlüğü temyiz etmiştir.
Taşınmazın kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken taşınmazın malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu tür davalarda sağlıklı bir inceleme yapılmalı kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır.
Somut olayda; davacı 4107 parselde … olan baba adının … olarak düzeltilmesini istemiştir. Nüfus Müdürlüğünden ve emniyetten yapılan araştırma yeterli olmamış, aynı bölgede tapu maliki olarak gösterilen … kızı … adında başka şahısların bulunup bulunmadığı kesin olarak tespit edilmemiştir. Taşınmazın tapulama tespiti tutanağını edinme sütununda, …’e ait iken onun tarafından 1955 yılında … kızı …’na satıldığı, tapu malikinin 1936 doğumlu olduğu yazılıdır. Nüfus kaydına göre davacının 1956 doğumlu olduğu, tespit tutanağındaki bilgiler esas alındığında satış tarihinde davacının doğmadığı böylece tespit tutanağı ile davacının doğum tarihinin çelişki oluşturduğu görülmektedir. Orta yerdeki bu çelişki giderilmeden davanın kabulüne karar verilme olanağı yoktur. Hayatta ise tutanak bilirkişileri ölmüşlerse davacıyı ve taşınmazı bilen tanıklar vasıtasıyla mahallinde keşif yapılarak bilgilerine başvurulmalı diğer eksik araştırmalar da yerine getirilerek sonucuna göre karar verilmesi yerine, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 5.4.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.